Ana Sayfa / Yazarlar / SERPİL YILMAZ – Meditasyon

SERPİL YILMAZ – Meditasyon

11 Ekim 2020 04:460 görüntülenme
SERPİL YILMAZ – Meditasyon

Yalnızca Temel Ruh ve Hakiki Öz zamanı ve mekanı aşar.

Yaşam, ölüm ve ötesine hazırlanmak için bir vesiledir, sadece gerçek yaşama erişmek için bir fırsattır. Eğer ölüm ve ötesi için hazırlanmazsan büyük bir fırsatı kaçırıyorsun.

Yaşam sadece bir fırsattır, bu bildiğin yaşam gerçek yaşam değil... Gerçek yaşam bu yaşamın içinde bir yerde saklı ama kışkırtılmalı, uyandırılmalı, derin uykuda, henüz kendisinin farkında değil.

Eğer gerçek yaşamın kendisinin farkında değilsen, sözde yaşamın da uzun bir rüyadan başka bir şey olmaz ve tatlı bir rüyada olamaz. Ancak bir kabus olabilir.

Gerçek yaşama kök salmadan yaşamak toprakta köklenmemiş bir ağaç gibi yaşamaya benzer. Bir insan ancak bütün varlığının farkına varmış ise insandır, yoksa karanlıkta el yordamıyla ilerleyerek yaşarsın, bilinçsizliğin karanlık gibi görünürsün, bilincin çok kırılgandır, çok anlıktır, çok ince bir yüzeydir.

Milyonlarca insan doğar ve ölür ama asla yaşamazlar. Yaşamları sadece görünüşdedir.

Bazıları rüyalarının anlamında çözmeye çalışır hakikati. Buradaki ironiye bak, senin gerçeğin gerçekliğinde değil rüyalarında aramak zorundasın ve sana kendin hakkında söylediklerini inanılmaz rüyalarına sorulmak zorunda.

Çünkü o kadar asılsız bir hale geldin ki, o kadar çok maske takıyorsun ki asıl yüzünü anlamak neredeyse imkansız.

Fakat asıl yüzünü rüyalarından ve rüya analizlerinden bile öğrenmek çok zor. Bilinçsiz bir kişi başka bir bilinçsiz kişinin rüyalarını yorumlamaya çalışıyor. Rüyaların hakikatini ortaya çıkaramaz.

Eğer bilinçli faaliyetlerin seni meydana çıkaramazsa uykudaki faaliyetlerin nasıl çıkarabilir ki. İnsan hiçbir düşüncenin, hiçbir rüyanın, hiçbir arzunun olmadığı bir ruh halinin ötesine gitmeli. Rüya bir çeşit düşüncedir. İlkel bir tür düşünmedir.

1-Düşünmenin ötesine geçtiğinde, derin uykudaki birinin tetikte olması gibi tetikte ve farkında kalabilirsen, varlığının derinliklerinin tam merkezinde bir lamba, küçük bir mum ışığı yanmaya Cennet bahçesine geri dönmektir.

O zaman tüm kıyafetlerini çıkarırsın, kişiliğin yalnızca kıyafetlerden, kıyafetlerden ve kıyafetlerden oluşur, kıyafet üstüne kıyafet.

Kişiliğin yalnızca sahte yüzlerden oluşur.

Peki Öz nedir? Öz senin maskesiz asıl yüzündür. Öz, doğduğunda dünyaya getirmiş olduğun şeydir. Öz'ün rahimde seninle olan şeydir. Öz sana yaratıcı tarafından verilen şeydir.

2-Yalnızca Temel Ruh ve Hakiki Öz zamanı ve mekanı aşar.

Öz senin dünyaya getirdiğin şeydir. Kişilik, dünyanın senin özüne zorla kabul ettirdiği şeydir. Tüm dünya Öz'den çok korkar. Çünkü Öz, daima bireyseldir ama dünyanın bireylere ihtiyacı yok.

Öz'ünle, içindeki yanan çalıyla karşılaştığın zaman ayakkabılarını çıkartmak zorunda kalacaksın bütün kıyafetlerini çıkartmak zorunda kalacaksın. Gerçekliğini gizleyen her şeyi çıkartmak zorunda kalacaksın ve bu bir devrimdir. Bu hayatta bir dönüm noktasıdır toplum yok olur ve sen bir birey haline gelirsin.

Ve Tanrı ile yalnızca bireyler ilişki kurabilir.

Ama büyük bir bilinç gerekecektir. Temel ruh, Tanrıdan getirdiğin üretilmemiş annenizin rahmindeyken olan asıl ruhundur. Orada sana bir şey öğretilmedi, zihnin yoktu, zihinsiz bir haldeydin. Sadece derin uykudayken nereye gittiğini bilenler, derin uykusunda bile uyanıktır.

3- Sen farkında iken bile sözde farkındalıktayken uyanık değilsin. O sözde uyanık haldeyken bile uyanık değilsin. Gözlerin açık ama zihnin bin bir düşünce ayırmaya ve dokumaya devam ediyor, iç konuşma devam ediyor, iç gürültün devam ediyor.

Görürsün ama görmezsin, duyarsın ama duymazsın. Çünkü içerlerde sürekli bilincinin göklerinde yüzen düşüncelerden rüyalardan oluşmuş bir duvar vardır.

Uyanıkken bile uyanık değilsin. Buda derin uykudayken bile uyanıktır, nereye gittiğini sadece o bilir. Nereye gider, kaynağı temel Ruha gider. Yalnızca Temel Ruh ve Hakiki Öz zamanı ve mekanı aşar.

Temel ruh da olduğun zaman hakiki özündesindir bütün kişilikleri bütün maskeleri bırak, bırak bütün maskeler yok olsun.

Izdıraplı olacak. Onlarla özdeşleşmiş haldesin. Onların senin yüzün olduğunu sanıyorsun. Neredeyse çok ıstıraplı bir ölüm süreci olacak ve birçok kez ölmek zorundasın, çünkü her bir yüz düştüğünde bir ölüm olduğunu göreceksin ama yine içinde yeni bir yaşam ortaya çıkacak..

4-Daha taze, daha derin, daha canlı bir yaşam. Tüm yüzler kaybolup, öz tek başına kaldığı zaman tüm ikiliği, zaman mekan ikiliğini bile aşacaksın. Derin meditasyona daldığın zaman, asıl varlığına girdiğinde zaman ve mekan yoktur. Nerede olduğunu söyleyemezsin, ya hiçbir yerdesindir ya da her yerde...

Zamansız haldesin. Zaman ve mekan olmadığı zaman nasıl var olabilirsin. İnsan ancak zamanla mekanın kesiştiği noktada varolur.

Bir zaman çizgisi ile bir mekan çizgisi ile kesişirler ve bu kesişmede ego doğar. Bu iki çizgiyi kaldırırsan EGO noktası kaybolur.

O sadece iki çizginin kesişme noktasıydı. Yanıltıcı bir fikirdi. Derin meditasyondayken zaman yok olur, mekan yok olur ve sen yok olursun. Her şey yok olur.

Sadece hiçlik vardır. Zamanla mekanı aşmadığın takdirde ölümü aşamayacaksın. Zamanla mekanı aşmadığın takdirde zihinle bedeni aşamayacaksın.

Bedenin mekana, zihnin ise zamana karşılık düştüğünü anlamaya çalış. Zihin bir zaman fenomenidir, beden bir mekan fenomenidir.

Beden bir yerde bulunur, zihin bir zamanda bulunur.

Dışarıda daha büyük ölçekte var olan her şey insanın içinde daha küçük ölçekte var olur... İnsanı anlarsan tüm evreni anlamış olacaksın. İnsan tüm evrenin atomik bir bileşenidir. Bir atomu anlarsan bütün maddeyi anlamışsındır.

İnsanı anlarsan kendi gizemini çözebilirsen. Muhtemel geçmiş, şu an, gelecek hepsi tüm gizemleri çözmüşsündür.

Ve şu iki şey akılda tutulmalı. Beden mekandır, zihin zamandır.

Meditasyon yaptığında bedeninden çıkarsın, kim olduğunu bilemezsin. Bedeninin yerini bile saptayamadığın, onun varlığını bile hissedemediğin bir an gelir. Artık şekle bağlı değilsindir, şekilsiz bir hale gelmişsindir.

Aynı şey zihin için de olur, zihninin nerede olduğunu, o zihnin nereye gittiğini bilemezsin.

Aniden içinde bir sessizlik patlar. Bu zamansızlık ve mekansızlık halindeyken, özünü öğrenirsin ve özünü öğrenmek de bir anlık görüntüsünü görmektir.

5- İşte o zaman tüm kutupsal farklar yok olur. Zaman ve mekanı aşar simülasyonu kırarsın.

Kaynakça: OSHO

Paylaş:
MeditasyonSerpil Yılmaz

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz