Hamdi YILMAZ - Büyükelçi Aramaz’ın firma ziyaretleri

Bugünkü manşet haberimizde Romanya Türk İşadamları Derneği’nin (TİAD) organizesi ile Bükreş Büyükelçisi Füsun Aramaz’ın Bükreş Ticaret Müşaviri Sude Gürcan, TİAD heyeti ve Türk gazeteciler eşliğinde gerçekleştirdiği firma ziyaretlerini okuyacaksınız.
Bizi de davet ettiler, pek çok açıdan faydası inkâr edilemeyecek bir gezi oldu. Büyükelçi Aramaz’ın ilgisi sanırım beni olduğu gibi iş adamlarımızı da mutlu etti.
***
Gezi boyunca ve özellikle de iş adamlarımızı dinlerken beynimdeki geçmiş zaman anıları bana eşlik etti.
Türk ihracatına katkılarından dolayı eli öpülesi insanlarımızın geçmişte yaşadıklarının, çektikleri çilenin canlı tanığıyım. Onların çilesi beni bile zıvanadan çıkartmış, sanki Rumen dostlarımız Türkçe haberimi anlayacakmış (ya da sanki anlamıyormuş) gibi “Yeter artık!” diye manşet atmıştım.
O gün de 23 Nisan günüymüş, törene gittiğimde dönemin değerli Büyükelçimiz sabahtan gazeteyi görmüş olmalı ki, tören salonuna girer girmez beni görmüş ye yüksek sesle “Hamdi Bey neler oluyor orada, o manşeti attınız?” diye sormuştu uzakta olan bana. Sonra da Ticaret Müşavirine talimat vermişti, oraya gitmesi için.
O günden bugüne köprülerin altından çok sular aktı. Şimdi elbette o sıkıntılar yok. Yok yok ama, insan yaşadıklarını unutamıyor.
Bu vesile ile o günlerde yani 13 Şubat 2013 tarihinde yayınlanmış, “Romanya’da neler oluyor?” başlıklı yazımızı bir nostalji olarak dikkatinize sunmak istiyorum:
Bize aktarılan bilgiler doğruysa, Dünya Sağlık Örgütü ülkeleri üç katagoriye ayırmış; birincisi, canlı hayvanına ve ondan üretilecek et mâmüllerine güvenilir ülkeler, ikincisi güvenilemez ülkeler ve üçüncüsü güvenilip, güvenilmeyeceği belli olmayan ülkeler.
Romanya’nın bu üç katagoriden üçüncüsüne girdiği söyleniyor.
Yani “canlı hayvanı ve türevi ürünlerin insan sağlığı açısından güvenli olup olmadığı belli olmayan ülke.”
Romanya, İran ve Irak gibi ülkelere sattığı canlı hayvan ya da et ürünlerine Türkiye’nin transit geçiş izni vermediğini ileri sürüyor. Türkiye’de ise bu konuda bir açıklama şimdiye kadar yapılmadı.
Romanya Türkiye’nin bu davranışına Türkiye’den gelen meyve sebzeyi sağlığa zararlı ilaç kullanıldığı gerekçesi ile analize tabi tutarak karşılık verdi. Tutsun, bunun kötülük neresinde diyeceksiniz, haklısınız da. Ancak yaş meyve sebze yüklü TIR’larda analiz için numune alınıyor ve TIR’lar analiz sonucu belli oluncaya kadar boşalttırılmıyor. Bu da normal gözükebilir. Ne varki, AB mevzuatına göre en geç 24 saatte verilmesi gerektiği belirtilen analiz sonuçları bazen 24 gün sonra belli oluyor. Şanslı olanlar sonuçları 14-15 günde de alabiliyor. Ama şans işe yaramıyor, araçlardaki ürün çürümüş oluyor.
Romanya’da Türkiye’den yaş meyve sebze ihracı yapan ve tamamı Türk olan iş adamları Kasım 2012’de başlayan bu uygulama ile tamamen çökertildi.
Romen yetkilileri tarafından kasıtlı olarak, bile bile çürütülen yüzlerce ton meyve sebze ile birlikte milyonlarca euro Türk sermayesi de yok olup gitti. Sayıları yüzü bulan Türk yaş meyve sebze tüccarının da ocağı söndü. Gençliklerini, ömürlerini verdikleri emekleri uçup gitti.
Niye, Romanya’nın İran ve Irak’a sattıkları canlı hayvan veya etine transit geçiş izni verilmedi diye. Ya da Türkler temizlensin de, Yunanistan’ın İspanya’nın, Hollanda’nın, İtalya’nın malı satılsın diye.
Bir başka üçüncü neden ise ekonomik değil siyasi. O da AB kapısında köle gibi beklemek yerine başka ufuklara yelken açtığı izlenimi veren Türkiye’nin burnu sürtülsün diye.
Sebep ne olursa olsun, bana kalırsa, Türk hükümeti mağdur olan vatandaşının Romanya’daki kaybını telafi etmeli. En kısa sürede bu zararları gidermeli. Bu zarar giderme işi ekonomik olduğu kadar siyasi olarak da gerekli.
Türk milletinin birliği dirliği için de gerekli.
Ekonomik olarak Romen makamlarınca bilerek, kasıtlı olarak çökertilmiş bu iş adamlarımız arasında cirit atan ajanların mensubu oldukları ülkelerin ekonomik kazançlarını siyasi kazançla taçlandırmak için, “Türkiye size niye sahip çıkmıyor, biliyormusunuz?” diye başlayıp, devamını söylemeyi bırakınız aklımıza dahi getiremeyeceğimiz fitne ve fesatlarınının boş olduğunu göstermek açısından da gerekli. Bir başka açıdan daha gerekli, Romen’in sağlıklı ya da sağlıksız her ne haltsa ürününe transit geçiş yasağı koyarken işin sonunu düşünmeyen kendi makam sahiplerimizin bedel ödemeyi öğrenmeleri açısından da bu gerekli.


