YEE’den Türk Mutfağı etkinlikleri

*Yunus Emre Enstitüsü’nün (YEE) bu yılki etkinliklerine Başkan Abdurrahman Aliy de katıldı
TÜRK MUTFAĞI HAFTASI ROMANYA’DA LEZZET VE KÜLTÜRÜN BULUŞMA NOKTASI OLDU
Yunus Emre Enstitüsü Romanya, Türk kültür diplomasisinin en lezzetli temsilcilerinden biri olan Türk Mutfağı Haftası kapsamında başkent Bükreş’te eşsiz bir etkinliğe imza attı. Kral Catering ve Zeina Kebap destekleriyle gerçekleştirilen bu özel programda, katılımcılar yalnızca bir sofra etrafında buluşmakla kalmadı, aynı zamanda yüzyılların süzgecinden geçmiş bir medeniyetin tat, koku ve görsel şölenine de tanıklık ettiler.
GASTRONOMİNİN DİLİYLE TÜRKİYE’NİN TANITIMI
Türk Mutfağı Haftası etkinliği, Yunus Emre Enstitüsü’nün kültürel köprüler kurma misyonunun somut bir örneği olarak öne çıktı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Enstitü Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Aliy, Türk mutfağının yalnızca bir beslenme biçimi değil, bir yaşam kültürü olduğunu vurguladı. “Her bir yemek, tarihimizin bir parçasını, Anadolu’nun çok kültürlü yapısını, göç yollarının izlerini ve coğrafyanın sunduğu zenginliği taşır” ifadelerini kullanan Prof. Dr. Aliy, bu etkinliğin hem damaklarda hem gönüllerde iz bırakmasını arzuladıklarını belirtti.
Etkinlikte bir konuşma yapan Yunus Emre Enstitüsü Romanya Koordinatörü Mustafa Yıldız ise “Türk mutfağı, Türk kültürünün evrensel bir dilidir. Yemeklerimiz aracılığıyla tarihimizin, coğrafyamızın ve geleneklerimizin izlerini paylaşabiliyoruz. Bu hafta boyunca yalnızca yemekleri değil, aynı zamanda Türkiye’nin konukseverlik geleneğini de Romanya’daki dostlarımızla paylaşma fırsatı bulduk” dedi.
Etkinliğe katılan T.C. Bükreş Büyükelçisi Özgür Altan Kıvanç, “Türk mutfağı, sadece lezzetleriyle değil, bin yıllık bir kültürün taşıyıcısı olarak da dünya sofralarında yerini alıyor. Romanya’da bu zenginliği tanıtmaktan ve kültürel bağlarımızı sofralar aracılığıyla güçlendirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bu anlamlı organizasyona öncülük eden Yunus Emre Enstitüsüne teşekkür ediyorum.” Sözleriyle etkinliği değerlendirdi.
GÖNÜLLERİ FETHEDEN MENÜ
Bir hafta boyunca devam eden etkinlikte, su böreğinden Adana kebaba, dönerden zeytinyağlılara, taptaze salatalardan geleneksel tatlılara kadar geniş bir menü yer aldı. Özellikle mis gibi tereyağında kızarmış, incecik yufkalardan oluşan su böreği, etkinliğin gözdesi oldu. Yanında sunulan zeytinyağlı yaprak sarma, kısır ve haydari gibi soğuk mezeler, Akdeniz’in hafifliğini ve Osmanlı saray mutfağının zarafetini bir araya getirdi.
Ana yemeklerde ise odun ateşinde pişirilmiş Adana kebap, ustaların elinde sanata dönüştü. Şalgam eşliğinde servis edilen bu eşsiz lezzet, Türk mutfağının baharatlarla kurduğu ince dengeyi gösterdi. Bir diğer favori ise, şeflerin ustalıkla dilimlediği et döner oldu. Yanında sunulan bulgur pilavı, çiğ köfte ve mevsim salataları, misafirlere adeta bir Anadolu sofrasında olduklarını hissettirdi.
Tatlı bölümünde ise baklava, şekerpare ve güllaç başrolleri aldı. Gül suyu ile tatlandırılmış güllaç, özellikle Ramazan aylarının nostaljisini yansıtırken, Türk kahvesi ve demli çay ikramı bu şöleni tamamladı.


