ÜMİT BATMAZ & İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ŞİRKETLERİN KARARLARINI DOĞRUDAN ETKİLİYOR

*AB KOMİSYONUN KARARLI TUTUMU FİRMALARIN EKONOMİK KARARLARINA DAMGASINI VURMAYA BAŞLADI
Geçtiğimiz Mayıs ayında Romanya Fransız Ticaret Odasının bir çevrimiçi etkinliğinde konu hakkında uluslararası düzeyde araştırmalar yapan uzmanlarla beraber iklim değişikliği üzerine bir panel yapıldı. Ben de katılımcı olarak hazır bulundum ve uzmanlardan doğrudan bilgiler alabilme şansım oldu. Bu vesileyle orada anlatılan bilgileri sizlerle paylaşmak ve biraz üzerinde düşünmek istedim.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
Öncelikle neden iklim değişikliği konusuna değinmek gerekiyor diyenler için küçük bir hatırlatma yapalım. Bu konudaki veriyi NASA (ABD Hükümetinin uzay araştırmaları kurumu) internet sitesinde alıyorum. Şekil 1’de göreceğiniz grafikte 1951-1980 arasındaki dünya yüzeyi ortalama sıcaklığının ortalama değeri alınmış.[1]
Bu ortalamaya göre diğer yılların ne seviyede sıcak veya soğuk olduğu belirlenmiş. Görüldüğü gibi 1940’lardan önceki yıllar söz konusu ortalamanın altındayken 1980’lerden itibaren tüm yıllar boyunca bu ortalama geçilmiş. Hem de sistematik olarak. Bu bir derecelik fark gözünüze küçük görünebilir ama öyle değil. Dünyanın ortalama sıcaklığı nedir bilir misiniz? Yaklaşık 14 derecedir. Bunun her iniş ve çıkışı dünyanın güneşten aldığı inanılmaz büyüklükteki enerjinin ne kadarını emdiği ve ne kadarını yansıttığını belirler. Dolayısıyla iklim felaketlerinin şiddetlenmesi ortalama ısının artışına bağlıdır.

NASA internet sitesinden ikllim değişikliği hakkında...
Neden bir veya iki derecelik küresel ısınmayı önemsemeliyiz? Sonuçta, sıcaklıklar yaşadığımız her gün birden çok derece dalgalanıyor.
Yerel olarak ve kısa sürelerde deneyimlediğimiz sıcaklıklar, öngörülebilir, döngüsel olaylar (gece ve gündüz, yaz ve kış) ve tahmin edilmesi zor rüzgar ve yağış düzenleri nedeniyle önemli ölçüde dalgalanabilir. Ancak küresel sıcaklık esas olarak gezegenin Güneş'ten ne kadar enerji aldığına ve ne kadarının uzaya geri yayıldığına bağlıdır. Güneş'ten gelen enerji yıldan yıla çok az dalgalanırken, Dünya'nın yaydığı enerji miktarı atmosferin kimyasal bileşimine, özellikle de ısıyı tutan sera gazlarının miktarına yakından bağlıdır.
Bir derecelik küresel değişim önemlidir, çünkü tüm okyanusları, atmosferi ve kara kütlelerini bu kadar ısıtmak için çok büyük miktarda ısı gerekir. Geçmişte, Dünya'yı Küçük Buz Çağı'na daldırmak için bir ila iki derecelik bir düşüş yeterliydi. Beş derecelik bir düşüş, Kuzey Amerika'nın büyük bir bölümünü 20.000 yıl önce yükselen bir buz kütlesinin altına gömmek için yeterliydi.
ŞİRKETLERLE YAPILAN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ EYLEM PLANLARI ANKETİ
İklim değişikliği şirketlerin önemli sorumluluk ve yükümlülüklerle karşılaşması anlamına da geliyor. Yasa koyucunun belirlediği karbon emisyon sınırları bir çok endüstriyel ve ticari etkinlik üzerinde yeni yükler getiriyor. Şirketler karbon emisyonlarını sıfırlamak gibi bir talep ile karşı karşıyalar. DELOITTE firmasının yaptığı bir araştırma üzerinden bölgemizde faaliyet gösteren şirketlerin bu talebi nasıl ele aldığını görelim istiyorum. Firmanın internet sitesinden alabileceğiniz bu rapor şirketlerin finans direktörleriyle yapılan bir anket üzerine kurulmuş.[2]
Söz konusu anket 2021 yılı Ekim ve Aralık ayları arasında yapılmış. Kapsamında 592 Finans Direktörü tarafından yanıtlanmış. Yani kapsamı azımsanacak seviyede değil. Toplamda 15 Orta Avrupa ülkesinde uygulanmış, bu ülkelerin listesini de verelim : Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Kosova, Letonya, Litvanya, Polonya, Romanya, Sırbistan, Slovakya ve Slovenya.

Şekil 1 Ankete yanıt veren şirketlerin karbon emisyonu azaltma planlarının varlığının sorgulanması
Şekil 1’de ankete yanıt veren şirketlerin karbon emisyonu azaltma planlarının varlığına yönelik verdikleri yanıtları görüyoruz. Anlaşıldığı kadarıyla firmaların yarısını henüz bu alanda bir plan yapmamışlar. Ancak diğer yarısı karbon emisyonlarını değişik seviyelerde ve yıllarda azaltmak üzere harekete geçmişler. Bu bir anlamda olumlu bir sinyal çünkü firmaların %50’sinin işi ciddiye almaları ilerlemeye işaret. Ne var ki karbon emisyonu kaygısı her şirketin faaliyet alanında düşünmesi ve etkisini sıfırlaması gereken bir alan. Bu vesileyle kendilerinin ilgisinin olmadığını düşünenlere nasıl günlük hayatları ile etkide bulunduklarını anlatmak önem kazanıyor.

ŞİRKETLERİN EYLEM PLANI OLUŞTURMA SEBEPLERİ
Şekil 2’de yer alan grafikte bu şirketlerin eylem planlarını ne tür saiklerle oluşturduklarını okuyacağız. Tabii bu grafiğin içeriği sadece eylem planı olanların verdiği yanıtlarla oluşturulmuş olmalı.
Buna göre şirketlerin %44’ü bu eylem planlarını verimliliği arttırma ve maliyeti düşürme stratejilerinin önemli bir parçası olarak değerlendiriyor. %34’ü ise mevcut veya gelecek yasal zorunluklara uyum sebebiyle eylem planı oluşturmuş. Müşteri nezdinde itibar ve güven %31 ile üçüncü sırada yer alıyor. Anlaşıldığı kadarıyla maliyetleri azaltmak fikriyle müşterilerin güvenini kazanma çabası şirketlerin iklim değişikliğiyle ilgili çalışmalar yapmaya zorluyor.
| Kuruluşunuzda iklim eylemini yönlendiren başlıca faktörler nelerdir? | |
| Maliyet düşürme imkanı (Misal olarak enerji tasarrufu, düşük maliyetli ısıtma/soğutma) | 44% |
| Mevcut veya gelecek yasal zorunluklara uyum | 34% |
| İtibarımızı iyileştirmek ve müşterilerimizin güvenini kazanmak | 31% |
| İleride artacak maliyet artışlarından korunmak (Yüksek karbon maliyetleri, yüksek anapara maliyeti, vs..) | 29% |
| Daha yaratıcı hale gelmek (işbirlikleri veya yüksek teknoloji ile) | 26% |
| Firmamızda iklim ile ilgili bir eylem geliştirmedik | 23% |
| Müşterilerimizin beklentilerine uyum sağlamak için | 22% |
| Kamu desteklerinden faydalanabilmek için | 18% |
| Yeni pazarlara girmek için, fiyat arttırabilmek için | 9% |
| Yükümlülüklerle ilgili riskleri azaltmak için | 9% |
| Tesislerimizi fiziksel zararlardan korumak için | 6% |
| Diğer nedenlerle | 1% |

ŞİRKETLERİN EYLEM PLANLARI İÇERİĞİ
Son olarak Şekil 3’de şirketlerin iklim değişikliğiyle mücadele katkı planlarındaki eylemlerin içeriği sorulmuş. Buradaki yanıtlara baktığımızda ilk sırada küçük görünen ancak etkili ve yapılabilir eylemlerin öne çıktığını tespit ediyoruz. Pencereleri modern, sızdırmazlık yeteneği daha güçlü ürünlerle yenilemek, aydınlatmada kullanılan ampulleri düşük enerjili LED ampullerle değiştirmek, daha az petrol tüketimi sebebiyle seyahatleri azaltmak, atıkların geri dönüşüm zincirine dahil edilmesi gibi eylemlerden söz ediliyor. Firmaların %58 gibi önemli bir kısmı hem maliyetlerde tasarruf sağlayan hem de karbon emisyonlarını iyileştiren bu eylemlere ikna olmuşlar.
| İklim Değişikliğiyle mücadele çerçevesinde firmanız aşağıdaki eylemleri yapıyor veya yapmayı planlıyor mu? | |
| Kademeli değişiklikler yoluyla kurum içi emisyonları azaltmak ( pencereleri modernize etmek, düşük enerjili ampullerle aydınlatmaya geçmek, seyahatleri azaltmak, atıkları ayırmak ve geri dönüştürmek gibi) | 58% |
| Yeni iklim dostu ürün ve hizmetler geliştirmek | 36% |
| Lojistik zincirinde karbon emisyonunu azaltmak | 30% |
| Hiç bir aksiyonu almıyoruz | 28% |
| Yeni yaratıcı firmalar, rakipler, STK'lar ve üniversitelerle işbirlikleri geliştirmek | 13% |
| Yatırım portföyümüzü düşük karbon emisyonlu firmalara yönlendirmek | 11% |
| Makine veya fabrikalarımızı yenilemek veya taşımak yoluyla iklim felaketlerinden korunmak | 11% |
| Karbon emisyonlarımızı piyasada dengelemek (karbon sertifikası, orman geliştirme yatırımları yapmak vb..) | 10% |
| İklim felaketlerine karşı sigorta çerçevemizi geliştirmek | 6% |
| Karbon profilimize pozitif etkisi olacak firmaları satın almak veya negatif etkili şirketlerdeki yatırımlarımızdan çıkmak | 3% |
| Başka Eylemler | 2% |
Yine aynı paralel de düşüncelerle lojistik zincirinde düşük emisyon arayışı %30 ve farklı sektörlerle işbirlikleriyle yeni planlar %13 ile üçüncü ve dördüncü sıradalar. İkinci sırada %36 ile yeni iklim dostu ürün ve hizmetler geliştirmek fikri geliyor. Bu iklim değişikliği ile mücadelede firmaların sadece maliyet düşürme değil ama tüketim kalıpları üzerinde de çalışmaya başladıklarını gösteriyor.
SONUÇ
Nihayetinde şirketlerin CFO’larının yani Finans Direktörlerinin hepsinin bu eylem planları hakkında bilgi sahibi olduğunu ancak halen yarısının eylem planı geliştirmediğini tespit ediyoruz. Burada sanıyorum halen yanılsamalar mevcut. Yani şirketlerin bir kısmı kendilerini faaliyetlerine bağlı emisyonların analizi tamamlamamış durumdalar. Örnek derseniz, bir turizm şirketinin emisyon katkısı sadece müşterilerini bindiği uçakların yaktığı yakıtın neticesi değildir. O şirket çalışanlarının şirkete gelip gidişteki araç emisyonları, kalmayı tercih ettikleri otellerdeki emisyonlar, şirket çalışanlarının ısınma ve soğutma gibi ofis ihtiyaçları vs.. gibi analizi derinleştirmek gerekiyor. Aksi durumda şirketler kendilerini bu mücadeleden muaf sayabilirler ve bu da yanılsamanın bizzat kendisi olur.
Eldeki anket neticelerine göre şirketlerin eylem planı yapan kısmında eylemlerin etkin ve hızlı şekilde yönetilmeye çalışıldığına dair işaretler mevcut. Yine de bağımsız kuruluşlardan gelecek etkinlik değerlendirme raporlarını incelememiz gerekiyor. Ancak ondan sonra bu eylemlerin etkin olduğunu teyit edebiliriz.
[1] https://earthobservatory.nasa.gov/world-of-change/global-temperatures
[2] https://www2.deloitte.com/ee/en/pages/finance/articles/Climate-change-the-CFOs-perspective.html


