ÜMİT BATMAZ & Dünya Nüfusu 8 Milyarı Aştı. İnsanlık için yeni bir dönem mi geliyor?

İkinci Bölüm
Dünya nüfusunun 8 milyarı aşması üzerine yazdığımız yazılara devam ediyoruz. Bu kez dünya nüfusunun toplam ulaştığı seviyenin yanı sıra doğum ve ölüm rakamları ve aynı zamanda gelecekle ilgili öngörülerini de paylaşmak istiyoruz. Yazımızda kullanacağımız veriler Birleşmiş Milletler nüfus bölümünün araştırmalarından geliyor.

İlk bakacağımız grafik %95 güvenilirlik payıyla dünya nüfusunun gelecekte alacağı değeri veren Şekil 1’de yer alıyor. Bu grafikte dünya nüfusunun 1950’den bu yana gelişimini aynı zamanda 2100 yılına kadar da öngörüsel olarak ne kadar büyüyeceğini görüyoruz. Birleşmiş Milletler'e göre dünya nüfusu 2075 yılından sonra 10 milyar civarında sabitlenecek ve 2100 yılına hafif de olsa bir azalmayla girilecek. Bu öngörüde sıradışı büyük felaketlerin veya olağanüstü etkilerin değerlendirilmediğini unutmamamız gerekiyor yani aslında grafik ortalama doğum ve ölüm hızlarının bir bileşkesi olarak oluşturulmuş. En kötümser senaryoda 9 milyarın altına inebilirken en pozitif senaryoda 12 milyarın üstüne çıkması da söz konusu. Elimizde tutmamız gereken birinci veri bu.

- OLGU : Dünya nüfusu 10 milyar civarında 2100 yıllarında sabitlenecek.
Şekil 2’de bu artan nüfusun yaş aralıklarına dağılımını görüyoruz. İşin sadece artan nüfusu beslemek için gerekli besin kaynaklarını bulmak ve barınma sorunlarını gidermek olmadığını bu grafikten anlayacağız. Şekil 2’de 25-64 yaş aralığındaki çalışan ve üretken nüfusun dünya nüfusunun toplamı içinde yaklaşık % 50’sini yani yarısını oluşturacağını görebiliyoruz. 0-14 ve 15-24 yaş grubundaki çocuk ve genç sayısının bugün olduğu seviyelerde kalacağını veya biraz gerileyeceğini yine tespit edebiliyoruz. Grafikte çalışan nüfusu etkileyecek diğer önemli veri 65 yaş üstü nüfusun ulaştığı nokta olacak. 2020’lerden sonra hızlı biçimde artan 65 yaş üstü nüfusun toplam içindeki payının 2050’ler sonrasında 2 buçuk milyara yani %25 ulaşmasını bekliyoruz. Bu durum 65 yaş üstü nüfusun doğası gereği toplum hayatının birçok alanında yansımalar yaratacaktır. İkinci elimizde tutmamız gereken konu bu olacak. 1950’ye baktığımızda yine çalışan nüfusun yani üreten nüfusun toplumun yarısına eşit olduğunu görüyoruz ancak çalışmayan nüfustaki dağılım daha farklı. o dönemde çalışmayan nüfusun içinde çocuk ve genç oranı çok daha ağırlıklı. 65 yaş üstü nüfus 2065’ten sonra çalışmayan nüfus içinde en ağırlıklı kesimi oluşturacak. - OLGU : 5 milyarlık çalışan nüfusa karşılık 5 milyar çalışmayan ve geçinmek için desteğe ihtiyacı olacak bir kitle olacak.
Şekil 3’de tüm dünyadaki doğum ve ölüm oranlarının gelişimini görebiliyoruz. Grafikte doğum ve ölümler nüfusun 1.000 kişisi başına oran olarak verilmiş. Bu grafikten anladığımız doğum oranlarında hızlı bir azalma söz konusu ve bu azalma 1960’lardan bu yana sürmekte. Sebeplerini incelemeye bir kenara koyarsak bu azalmanın elimizdeki incelemeye göre 2100 yıllarında da devam etmesi bekleniyor. Şekil 3’de yine aynı şekilde 1950’den bu yana tüm dünyadaki ölüm oranlarını da görüyoruz. Mavi renkli eğriyle verilmiş olan ölüm oranlarında 2025’e kadar sürecek bir düşüş görünüyor. 2025’ten sonra, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki nüfus patlamasında doğanların doğal hayat beklentisi sonuna yaklaşmasıyla, ölüm oranlarında artan nüfusa rağmen bir yükselme bekleniyor. 2075 civarında doğum oranlarının ölüm oranlarının altına inmesiyle toplam nüfusta beklenen sabitlenme gerçekleşecek gibi gözüküyor.
Şekil 4’de doğum ve ölüm ile ilgili bilgilerin bu kez doğum ve ölüm adetleri şeklinde verildiğini görüyoruz. Bu grafikte, ölüm oranlarındaki artış bir öncekine göre çok daha çarpıcı biçimde öne çıkıyor. Doğum hakkındaki tahminlerin kesinlik oranı çok daha düşükken ortalama hayat beklentisinin bilinir olması sebebiyle ölüm oranlarında çok daha fazla kesinlik söz konusu. - OLGU : Sabit kalan nüfus giderek daha yüksek bir yaş ortalamasıyla ilerleyecek.
BEKLENTİLER : Yukarıda özetlemeye çalıştığımız olgular sebebiyle toplumların yaşamlarında ve organizasyonlarında önemli kırılmaların olması kuvvetli bir beklenti aslında. Bugün toplumsal hayatta karşılaşılan birçok sıkıntının aslında dipten gelen bu dalgayla bağlantılı olduğu kanaatindeyim. Uzayan insan ömrü çalışma hayatının yanı sıra bireyin özel hayatını da farklı biçimde düzenlemeyi gerektiriyor.
Bireysel hayatın düzeni : Uzun yaşayan insan vücudu güzel bir hayat sürebilmek için, yaşadığı günlerden zevk alabilmek için, keyifle torunlarıyla oynayabilmek için; sağlıklı kalmaya önem vermek zorunda. Bunun için daha çok spor yapmalı, daha az yemek yemeli ve beynini de çalıştıracak daha fazla kitap ve matematikle ilgilenmeli. 80-90 yaşına kadar ve hatta daha da fazlasını yaşayacak kuşakların diğer kuşaklara yük olmadan, üretkenliklerini ileri yaşlara kadar sürdürebilmeleri hem bireysel mutlulukları hem de toplumsal hayata eklemlenmeleri için kritik önemde bir konu. Bu anlamda kamusal organizasyon bireylerin sağlıklı yaşam koşullarını oluşturmak için organize edilmek durumunda. Yani daha çok spor alanı, daha sağlıklı beslenme olanağı ve daha çok kültürel etkinlik bu kuşaklara sağlanması gereken önemli beklentiler.
İş hayatınının düzeni : Daha önceki kuşakların 35-40’lı yaşlarda emekli olmasına öykünen kuşaklara kendi hayatlarının eski kuşaklardan çok daha uzun olduğu anlatılmalı. 90 yaşının üstlerine kadar sürecek hayatların 50 veya 60 yaşlarında üretkenliğe son vermesi hem bireysel mutluluk hem de toplumsal ekonomik yapıya katkı için kabul edilebilir olamaz. Birinin ürettikleri zaman mutlu olacakları düşünülürse 50 yaşlarına gelen bireylerin 70 yaşlarına kadar üretime devam etmeleri için ikincil bir eğitim periyodundan geçmeleri kaçınılmazdır. Bugünün 50 ve üstündeki yaş kuşaklarında ,yapay zeka veya nanoteknoloji gibi yeni teknoloji alanlarında, gençliklerinden gelen bir bilgi veya deneyim var olması olasılığı yoktur. Ancak önümüzdeki 20 yılda değer üretimi sağlayacak olan teknolojiler bunun gibi yeni geliştirilen teknolojiler olduğundan 50 ve üstündeki yaş kuşaklarının bu yeni teknolojilerin eğitimlerini almaları sağlanmalıdır. Sadece eğitim yeterli olmayacak aynı zamanda istihdam eden firma ve kurumlarında 50 ve üstündeki yaşlardaki bireyleri çalıştıracak ortamları yaratmaları şarttır. Bunun içine fiziksel çalışma koşullarının yanı sıra eğitsel desteği de koymak durumundayız.
Toplumsal hayatın düzeni : Yaşlanan nüfusun ihtiyacı olacak sağlık hizmetleri ve bunların sağlanması için gerekli personel, altyapı ve ürünlerin şimdiden öngörülerek hazırlanması ileride oluşacak önemli toplumsal sıkıntıları bertaraf edebilmek için şarttır. İlerleyen yaşlarında sağlık hizmetine ihtiyaç duyacak yaşlı kuşakların genç kuşaklar tarafından maddi imkanları olmadığı için feda edilmesini bekleyemeyiz. Ancak oluşacak böyle bir durum kuşakta arasında ve bireyler arasında onarılması zor ve keskin çatışmalara sebebiyet verebilir. Bu tür sıkıntılara düşmemek için şimdiden söz konusu sağlık hizmetlerini orta ve ortanın altı gelir sınıflarının ulaşabileceği seviyelere çekmenin çalışmaları yapılmalıdır.






