TÜRKİYE’DE NELER OLUYOR; “BUGÜN ONLARA YARIN HERKESE” -4- “DEVLET EBED MÜDDET” İÇİN İLK ŞART “SAĞLIK”

*Muzaffer GÖKÇİMEN’i Antalya’da “Kenevir Vadisi”nde buldum. Görüşmek zor oldu, hem de çok zor. Neden? Çünkü üzerinde çalıştığı pek çok projesi var, bu nedenle de vakti yok. İlk sorum: “Ne yapmaya çalışıyorsunuz?” oldu
Konuşmak yerine üretmemiz lazım. Üretim yoksa gelişme de yok, büyüme de yok, zenginleşme de yok, huzur da yok. Ve sürekli çalışmak gerekiyor. Covid-19 son değil, ardından yenileri gelecek. Bu kez içtiğimiz su ile yediklerimizle, dokunduğumuz yerlerden… Bu pandemi mi yoksa planlı bir salgın mı, bilemem. Aklımdan geçenler var ama burada söylemesem daha iyi. Biz en kötüsüne hazır olmalıyız. Hem de en kötüsüne. Hatırlayın ne oldu? Deniz Kuvvetlerimiz deryaya açıldı, evden, ocaktan, yuvadan koptu. Son derece steril ortamda ayakta kalmaya çalıştılar, kaldılar da. Çünkü kimse ile temasları olmadı, aileleri ile de… Peki ya “moral”? Akılları evlerinde onlar gemilerinde.
20 Şubat 2020’de ABD askerleri Avrupa’ya çıktı. Ülkemizin etrafı da sarılmış durumda, her yerden. Bizi kim koruyacak? Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma ve Polis. Düşünün yeni bir salgın ve aşı da yok. Şeytanın avukatlığını yapalım. Diyelim ki salgın onların ürettiği virüslerden kaynaklı olsun, antivirüs de ellerinde. Ama bizde hiçbir şey yok. Ne yapacağız? Türk Silahlı Kuvvetleri’nin her konuda alternatif harekât planları vardır, bunlara da “İhtimalat Planları” derler. Peki biz siviller, bizim “İhtimalat planları”nı destekleyecek bir üretimimiz olmayacak mı? İllaki birilerinin emir mi vermesi gerekir ya da günümüz diliyle “sipariş”mi vermesi gerekiyor. Hayır! Ne emir veren var ne de sipariş. Ama biz “Durumdan vazife çıkardık” ve kenevir esaslı bir gıda takviyesi ürettik. Adı da “AZIK”. Kadim bir tanımlama.
Yaş, vücut yapısı, daha önceki sağlık geçmişi, çalıştığı alan ve süre dikkate alınarak günde belli bir doz kullanılıyor. Bugüne kadar bu ürünü satmadık, adeta dağıttık. Bu ürünü kullanan insan sayısı yurtiçi-yurtdışı dahil 31.755. Bunlardan bizimle bilgilerini düzenli olarak paylaşan insan sayısı 17.898. Bu insanlardan Covid-19’a yakalanan yok, hatta Covid-19’a yakalanıp hemen AZIK kullanan insan sayısı 43, tamamı en geç 3 gün içinde Covid-19’dan kurtulmuş durumda. AZIK kullanıp da grip gibi diğer bulaşıcı/virütik hastalıklara yakalananların sayısı 4, bunların 3’ü verilen ürünü düzenli kullanmayanlar, 1’i ise bize eksik bilgi veren. Kendisinin diyabetli olduğunu belirtmemiş, bu durumda doz yetersizliği söz konusu olmuş. “Devlet ebed müddet” için ilk şartı “sağlık” konusunu yerine getirdik. Reklam da yapmadık, kalitesi ile kendi reklamını yaptı, yapıyor da.
Bu “Gıda takviyesi”ni, yani AZIK’ı geliştirme çalışmalarımız devam ediyor. Sırada daha başka ürünler de var. Hem de öyle ürünler ki… Örnek olarak, göreve gitmeden önce üç gün süre ile kullanılacak bir gıda takviyesi. O kişi, yaşı ne olursa olsun ister yirmi, ister altmış üç gün boyunca uykusuz kalsa bile yorgunluk hissetmeyecek, uyku ihtiyacı olmayacak; istediği kadar hareketli olacak, ancak yorulmayacak. Eğer vücudunda herhangi bir sağlık sorunu başlayacaksa bile başlamayacak. Bir bakıma vücuda “reset” atma durumu. Bu ürünü özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri için üretiyoruz. Muhammed’in Mehmedi yani “Mehmetçik”, onların komuta kademesi erden orgenerale kadar bu ürünü rahatlıkla kullanacak. Aileleri de AZIK’ı kullandıklarında ülkenin güvenliği ve bekası konusunda hiçbir sorunumuz kalmayacak. Zaten bizim askerlerimiz, katıldıkları sınır ötesi harekatlar ve özel harekatlar ile Dünya’nın en eğitimli askeri.
Ağzım açık dinliyorum Muzaffer GÖKÇİMEN’İ. Peki Muzaffer Bey, bu ürünlerin menşei, yani yurtdışına bağımlılığı söz konusu mu?
Tabii ki hayır. Her şeyi ile yerli. Oluşumunda kullanılan ürünler de, patenti de yerli. Şu an patent başvurusu yapmadık. Sızma ve kopyalanma ihtimalini de düşünmeliyiz. Hoş, biz gerektiğinde kendi tedbirlerimizi alarak patent başvuruları da yaptık. Şu ana kadar “37” patentimiz var. Bu patentleri asla satışa da sunmuyoruz. Bundan sonra da sunmayı düşünmüyoruz.
Peki Muzaffer Bey, biz bu röportajı birkaç gün yayınlayacağız anlaşılan. Aklımda pek çok soru var. Umarım sizi işinizden, çalışmanızdan etmeden bunları da sorabilirim.
Madem geldiniz ve karşılıklı oturduk Kürşat Bey, bitmeden kalkmayalım. Siz sorun ben cevaplayacağım.
DEVAM EDECEK
Kürşat Asım KUT
Fotoğraf - MUZAFFER GÖKÇİMEN


