TÜRKİYE’DE NELER OLUYOR -7- “ATAMA BEKLEYEN PEYGAMBERLER”

Bu cümle benim küçük kızımın sözleri. Din ve sosyal yaşam konusunu tartışıyorduk, “ateizm”, “deizm” neden bu kadar hızla yayılıyor sorularından sonra sıra Din Kültürü dersine geldi. Kızım “Din kültürü dersi” için öğretmen olarak seçilenlerin yanlış şeyler yaptığından söz etti. En belirgin cümlesi “Allah’ın ululuğunu anlatmaya çalışırken O’nu bilerek ve isteyerek küçültenlerin hüküm sürdüğü bir zihniyet var” dedi. Şaşırdım, hem de çok. Şoke oldum adeta. Sadece on bir yaşındaki bir çocuğun konuşmasıydı bu.
Neden? Dediğimde anlatmaya başladı. “Allah’ın sıfatları incelendiğinde mükemmel bir yapıdan söz ediyorlar; ancak sonra sıra kendi akıllarınca Allah oluşturmaya gelince Allah’ı aşağılıyorlar.” Nasıl? “Allah’ın sıfatlarını kendilerince düzenliyorlar; “merhametli” diyorlar ardından, en zalim insandan bile zalimce “Allah seni yakacak” diyorlar. “O’nun hiçbir şeye ihtiyacı yok diyorlar, sonra da bize “sınavdasınız” diyorlar. “Adildir diyorlar ardından Boğazdaki yalılarında keyif yapanlarla mezrada kuru ekmeğe talim edeni aynı sınava sokuyorlar” “Din kültürü öğretmenine soruyorum, insanlar nasıl oluştu, sadece Âdem ile Havva mı vardı, yoksa başkaları da var mıydı?” diye” Bu konular çok ağır, sen şimdi anlayamazsın, diyorlar.” İslam’da anlayabildiğin, akledebildiğin, bildiğin kadarından sorumlusun; “bilmemek mazeret değildir” gibi saçma bir kural da yok; eğer İslamiyet için bir başka eğitime ihtiyaç varsa bu din nasıl İslam dini olur? diyorum. Bana “Senin ailen, seni iyi yetiştirmemiş” diyorlar…
Ve en acısı bu nedenle kızım okul değiştirmek durumunda kalıyor. Neden, “Diğer ailelerin tepkisiymiş”, tepkinin sebebini soruyorum; veliler “Bunları düşünen anormal bir çocuk ile kendi çocuğunun aynı ortamda eğitilmesini istemediklerini” ifade ediyorlarmış. Ancak kızımın oraya bıraktığı düşünce tohumları, o okuldan ayrıldıktan sonra boy atmaya ve çocuklar ailelerini sorgulatmaya başlıyor.
Bana “Baba, dedem nasıl bir müezzindi?” Bunlar gibi miydi?” diye soruyor… Ben de anlatıyorum. Biz MNP (Milli Nizam Partisi) kuruldu kurulalı bu ülkede artık Anadolu İslamı’nı yaşayamaz olduk, o yıllarda hiçbir Ramazan Bayramı’nı zamanında idrak edemedik. Onların peşinden giden cemaat hemen her arife camiye gelip diğer cemaate “Ey inananlar, Arabistan’da hilal görüldü, bugün bayram, bozun oruçlarınızı” demeye başladılar. Deden de bunlarla hiç anlaşamadı ve yaptıkları konusunda ikaz etti ama anlamadılar. Deden de onları “ayrılıkçılık ve nifak” nedeniyle camiden kovdu. Dahası, hiçbir Kurban Bayramı’nda bu “müjde” ile gelip insanları bir gün önce bayram kutlamaya davet etmediler. “Peki baba, dedem bu şartlarda nasıl bir yaşam sürdü? Gezi olaylarında “yalan söyleyemem” diyen müezzin gibi mi oldu yoksa normal yaşantısına devam mı etti?” Çok kötü günler yaşadı, soruşturma üzerine soruşturma geçirdi. Deden gibi Hanif olanlarla Deccal’in avanesi arasında hep büyük mücadeleler yaşandı. Deden önce felç geçirdi, nihayetinde de emekli oldu.
“Demek ki dedem de “Atama bekleyen peygamberler”in gazabına uğramış…” deyiverdi. Şoke oldum, anlayamadım. Ne demek şimdi bu dedim? “Baba, Hz. Muhammed’in en son peygamber olduğuna inancı olmayanın Müslüman olması mümkün mü? Değil. Peki, Allah “yoldan çıkan kavimlere” en son peygamberden sonra ne göndermiş? Sizlerin anlattığınıza göre “sevdiği kullarını”, ama onlar da yetmemiş, yetememiş. Başka “Sevdiği kulları” da göndermiş o yörelere ama bir türlü o toplumlar düzelmemiş.”. Tamam da bunun “Atanamayan peygamberler” ile alakası ne? “Durumdan vazife çıkarmış bazı uyanıklar, şahsi menfaatleri için İslam’a “çeki-düzen” vermeye kalkmışlar, bilgileri olmadıkları alanlarda İslami hükümler vermişler. Bunu siyasilerin hevesleri ile birleştirip, siyasilere ek güç sağlayacak, ek taraftar sağlayacak bir geliştirme içine girmişler. Sonra da siyasi iktidardan Peygamber olarak “Atama” beklemeye başlamışlar. Siyasi iktidarlar bu gibilere da makam, yani statü ve roller de vermiş ama bu makamlar onların isteklerini tam karşılayamamış; çünkü isteğe ve emirlere uygun fetva verdikçe daha yüksek menfaatler elde etmek için “Paygamber” olduklarının ilanını beklemeye ve hatta talep etmeye başlamışlar. Ve baba, düşünüyorum da şahsi menfaatler, iktidarda kalmak, zulümlerini sürdürmek için iktidarlar yakında bunları “Peygamber” olarak atayacaklar. Aksi takdirde iktidar da muhalefet de daha doğrusu insan bile olmayan yaratıkların ayakta kalması, talan, yalan ve adaletsizlik düzenini sürdürmeleri için buna ihtiyaçları var. Hani siz diyordunuz ya DECCAL diye, DECCAL kendi kendine ortaya çıkmayacak, insan bile olmayan bu yaratıklar tarafından ortaya çıkacak."
Çocuğumuzu bu kadar bağımsız ve bu kadar donatılı olarak yetişmesi için sarf ettiğimiz çabaların sonu verdiğini görmek ne kadar büyük bir mutluluk. Kızım “Taklidi” inanan olmayacak, “Tahkiki” inanan olacak, hedefimiz zaten buydu. Kızım olduğu için değil, “Z” neslinin içinden böyleleri de yetiştiği için artık tüm tarzanların, “tarzana bak” deyip masumları soyanların işi çok zor. Sohbete devam ettik. Ve bana “Baba benim adım neden “AY” ile ilgili? Şakk-ı Kamer olayı hakkında ne düşünüyorsun?” diye sorduğunda yere yığılacak gibi oldum. “Bana “Hat-Ay”dan söz edebilir misin? Dediğinde biraz olsun rahatladım. Neden mi, kendisine anlattıklarımı incelemiş ve “Şakk-ı Kamer”e ulaşmış, demek ki araştırıyor dediğim için. Ve son sorusu şöyleydi: “Baba, AY’ın oluşumu hakkındaki teorilerden hangisi doğru olabilir?”
Sorular Devam Edecek.
Kürşat Asım KUT


