Türkiye İhracatına Çin Deseni Üzerinden Bir Bakış

*Ümit BATMAZ yazdı
(Bu yazı Gazete Balkan’ın 25 Kasım 2022’de yayınlanacak Tören Kataloğu için hazırlanmıştır)
Bu seneki Gazete Balkan’ın kuruluş yıldönümü için yazacağımız yazı hakkında Hamdi Yılmaz ile görüştüğümüzde ihracatı arttırmak için Türkiye kökenli firmalarla Çin kökenli firmalar arasındaki farklılıkları ele almayı planladık.
Bunun için Türkiye’nin en önemli ihracat kalemleriyle Çin’inkileri karşılaştırarak başlamak istedim. Alibaba.com sitesinden alınan Türkiye ihracatı bilgilerine göre 2020 yılındaki Türkiye ihracatının en önemli 10 kalemi Şekil 1’de şu şekilde veriliyor[i] : Otomobil ve ilgili parçalarında sektörel bazda 2020’de 20 milyar dolar barajının geçilmiş. Ayrıca bu sektörün ana ihracat pazarlarının Fransa, İtalya, Almanya, İngiltere ve İspanya olduğu belirtilmiş.
Yani otomotiv ihracatının temel dayanağı Avrupa Birliği pazarı olmuş. İkinci sırada yer alan makine imalat sektörü ise gelecek vaad eder şekilde betimleniyor. Makine sektörünün gelişmiş mühendislik yetkinliği, yeni teknolojilerin uyarlanması, altyapı kalitesi ve kalite yönetim sistemleri ile büyük potansiyel gösterdiği de vurgulanıyor. Elektrikli aletler sınıfındaysa öne çıkanlar elektrikli ev aletlerinin yanısıra bilgisayar, elektrik motorları, jeneratörler, aydınlatma gibi ürünler olmuş. Ancak burada katma değeri yüksek ileri teknoloji ürünlerinden daha fazla elektrikli veya elektronik destekli ev aletleri ürünlerinin öne çıktığını biliyoruz. Yani Çin örneğinde göreceğimiz cep telefonu, akıllı tablet, akıllı saat ve benzeri ürünlerin Türkiye’de üretilmediğini biliyoruz. Bu konuda savunma sanayindeki gelişmeleri göz ardı edemeyiz, son yıllarda artan bir hızla savunma sanayi ürünlerinden ileri teknolojilerin entegre edilme çabalarının neticeler vermeye başladığı biliniyor.

Bu tabloyu ele almadan önce bir Türkiye İhracatçılar Meclisi internet sitesinde yayınlanan verilerle 2021 yılı ihracatına ve bunun sektörlere nasıl dağıtıldığını görelim[ii]. Şekil 2 bize TIM verilerinin grafik tabloya dökülmüş halini özetliyor. Burada da otomotivin yine ön sırada yer aldığını tespit ediyoruz.

Bu iki kaynaktan alınan bilgilere göre Türkiye’nin ihracatındaki en önemli kalemleri sıralamasını şu şekilde yapıyoruz :
- Otomotiv
- Kimyevi Maddeler ve Bağlantılı Ürünler
- Demir Ve Çelik
- Hazır Giyim Ürünleri
Peki Çin’e baktığımızda ne göreceğiz? Onu da Kolayihracat.gov.tr sitesinden alıyoruz[iii]. Şekil 3’de gördüğümüz tablo Türkiye’nin ihracatından oldukça farklı bir durum sergiliyor. Rakkamların büyüklük farklılığını bir kenara bırakırsak, Türkiye dış ticaretinin en önemli öğesi olan otomotivin Çin’de 8. Sıraya düştüğünü görürüz. Bu Çin’in otomotiv endüstrisinin eksik veya yetersiz olduğu şeklinde düşünülemez. Neden derseniz, sizlere dünyanın en büyük otomobil pazarının Çin’de olduğunu ve hatta yeşil enerji dönüşümünün en büyük aktörlerinden olan elektrikli otomobil üretiminde açık ara birinci sırada geldiklerini anımsatmak isterim. Dolayısıyla bu sekizinci sırada yer alan otomotiv ürünleri aslında Çin devletinin stratejik bir tercihini ifade ediyor. İhracatta öne geçmek ve önde kalmayı sağlamak için katma değerinin yüksek olduğunu tespit ettikleri sektörlere yöneltmişler ihracatlarını. En yüksek kalemin elektronik kalemlerinden gelmesi bunun bir numaralı göstergesi. İkinci sırada yer alan makine sektörünün de Türkiye’nin portföyünde kendisine yer bulamayan veya çok küçük yer bulan akıllı ağır hizmet makinalarını içerdiğini görmemiz gerekiyor. Bu kalemin içerisinde örneğin CNC (Bilgisayar Kontrollü Takım Tezgahları) ürünleri yer alıyor ki Türkiye bu konuda üretici konumunda değil halen.

Gördüğümüz gibi Türkiye’nin ihracat deseni Çin’inkinden oldukça farklı bir içerikte gelişmiş ancak eğer Türkiye 2011’de açıkladığı 2023’de 500 Milyar dolarlık ihracat hedefine kalıcı olarak ulaşmanın planlamasını yapacaksa bu desen farklılığını ele almak gerekir[iv].
[v]Bugün 2023 için revize edilmiş toplam ihracat rakkamının 250 Milyar Dolar olarak neredeyse 10 yıl önceki hedefin yarısına indirgenmiş olması maalesef gerçekçi bir durumdur. Eğer gerekli yönelimler şimdiden devreye alınırsa önümüzdeki 10 yılda bu desenin değiştirilebilmesi mümkün olabilir. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü’nden Doç. Dr. Işıl Fulya ORKUNOĞLU ŞAHİN’in 2022 Mart’ında Gümrük Ticaret Dergisi’de yer alan araştırma yazısındaki sonuç bölümünden alıntılamak istiyorum bu noktada[vi] :
« Günümüzde ithalat ve ihracat yalnız mal ve hizmet ticareti ile gerçekleştirilmemekte veri ticareti olarak da karşımıza çıkmaktadır. Ancak asıl üzerinde durulması gereken konu Türkiye’nin cari açık sorununun kronikleşmiş olmasıdır. Bu bağlamda cari açık sorununun temel nedenlerinden olan; ihracatın ithalata bağımlılığı, döviz kurunun hareketliliği, katma değeri düşük ürün ihracı ya da yerel teknoloji üretiminin yeterince artırılamaması gibi yapısal sorunlar çözülmeden, Türkiye’nin dış ticaretinde istenilen seviyeye ulaşılamayacağı düşünülmektedir. Bununla birlikte ithalatta yoğunlukla fiyat esnekliği düşük olan aramalı, sermaye malının bulunması, ihracatta yüksek katma değerli ürünlerin payının %3’ler seviyesinde bulunması eleştirilmeye değerdir.
...
Diğer yandan 2020 ve izleyen yıllarda ekonomik faaliyetler telekomünikasyon, sağlık hizmetleri ve ilaç sektörü alanlarında yoğunlaştığından bu alanlarda yerli yapay zeka geliştirilmesi ve kullanımının yaygınlaştırılması kritik önemdedir. Ayrıca ithalat bağımlılığının yüksek olduğu tüm sektörlerde, yerli üretim artırılmalıdır. Özellikle silah sanayiinde yakalanan yerel üretim ve ihracat başarısı diğer katma değeri yüksek alanlar olan; telekom, elektronik, makine, kimya, organik gıda vb. diğer sektörlere de taşınmalıdır. Bu doğrultuda firmalar daha yüksek katma değerli ürünler üretmeli, ve hizmetler sunmalı, bunun için gereken dijital hazırlıklarını tamamlamalı ve hedef pazarlar yeniden tanımlanmalıdır. »
Sayın ORKUNOĞLU ŞAHİN’in belirttiği noktaların Türkiye’nin ihracat profilinin ne yönde değişmesi gerektiğini açıklıkla belirttiğini görüyoruz. Bu noktada benim eklemek isteyeceğim iki nokta olacak:
- Türkiye’de yerleşik sanayinin yurtdışına açılması gerekliliği : Yurtdışında sadece ticaret ile değil ama imalat ile uğraşılması firmaların yetkinliklerini geliştirecektir. Bu sayede yeni teknolojilere hakim mühendislerle çalışma imkanı bulunacaktır. Onların Türkiye’deki mühendislere bilgi aktarması ile katma değeri yuksek ürünlere girlmesi kolaylaşacaktır. Bu anlamda Türk firmalarının Romanya’da imalat yatırımı yapmasının çok önemli olduğu bildiğimiz bir durumdur.
- Yerleşik sanayinin katma değeri yüksek ürün imalatına özendirilmesi : Firmalar eğer teşvik, vergi, sübvansiyon veya doğrudan desteklerle yönlendirilirse bu ileri teknoloji alanlarındaki yatırımlara hızlı şekilde girişler olacaktır. Türkiye’de savunma sanayinin stratejik gelişimi bu anlamda devlet desteğinin ne kadar etkili olduğunun önemli bir göstergesidir.
[i] https://seller.alibaba.com/businessblogs/px001uiv9-export-from-turkey-a-guide-for-turkish-sme-exporters
[ii] https://tim.org.tr/tr/ihracat-rakamlari
[iii] https://www.kolayihracat.gov.tr/ulkeler/cin-halk-cumhuriyeti
[iv] https://www.ahika.gov.tr/assets/upload/dosyalar/turkiye-ihracat-stratejisi-ve-eylem-plani-2023.pdf
[v] https://ticaret.gov.tr/haberler/ticaret-bakani-mus-turkiye-ihracat-seferberligi-zirvesinde-konustu
[vi] https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2272217


