Ana Sayfa / Gündem / SERPİL YILMAZ & ZAMAN

SERPİL YILMAZ & ZAMAN

23 Mayıs 2021 03:420 görüntülenme
SERPİL YILMAZ & ZAMAN

Her gün bir yerden göçmek ne iyi,
Her gün bir yere konmak ne güzel,
Bulanmadan, donmadan akmak, ne hoş!
Dünle beraber gitti cancağzım,
Ne kadar söz varsa düne ait
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım...

Mevlana

Ne güzel anlatmış Mevlana bildiğimiz ama yapmadığımız şeyleri. Zaman ilerledikçe tüm gayretimize rağmen bir ağırlık bastırıyor üzerimize. Bir parça tatsızlaşıyor hayat önce sonra sonrası dipsiz bir kuyu. Özellikle de metropollerde yaşayanlar için, beton binaların insanın üstüne üstüne geldiğini farketmeyen yoktur. Bu durumun farkına en çok da küçük yerleşim yerlerine veya sahil kasabalarına gittiğimizde daha çok hissederiz. Topraktan uzaklaştıkça belki de renklerini kaybediyor ve yalnızlaşıyor insan.

En güzel şarkılar söylenmiş, şiirler yazılmış, aşklar yaşanmış, dostluklar bitmiş en önemlisi de bir zamanlar değerli olan her şey, duygularda dahil katledilmiş gibi hissettiğiniz zamanlar oluyor muhtemelen. Bize yaşanacak hiçbir şey kalmamış gibi… Karamsar bir tablo gibi görünse de bu duygular, aslında yeni bir hayata başlama vaktinin geldiğini fısıldar zaman ustaca…

Hızla akıp giden zaman yaşadığımız her anın ne kadar kıymetli olduğuna da vurgu yapıyor. Bu güçlü akışı hissedenleri başka bir duygu yakalıyor en derininden. Ya istediklerimi yapacak zamanı bulamazsam! Diye başlayan telaş, yerini “ya her şeye geç kaldıysam” hissine bırakıyor… İnsana sevimli gelmeyen bu tükenmişlik hissi bir süre sonra her şeyin anlamsız hale gelmesine neden oluyor… Bütün bu duygu çıkmazları birdenbire gelmiyor elbette.

Zaman ilmeğini tek tek örerken, yapmaktan keyif aldığımız ama yapmaktan vaz geçtiğimiz şeyler de bir bir düşüyor heybemizden. Sonra geriye heybemizin bir tarafında biriken vazgeçtiklerimizin ağırlığı birikiyor ve diğer tarafında ruhumuzu besleyecek hiçbir şey kalmıyor. Tamda bu noktada hayatın dengesi şaşıyor. Kelimenin tam anlamıyla dibi boylamış ve umutsuzca çırpınırken, cılız bir ses fısıldar; ne yapacaksın şimdi, vaz mı geçeceksin! Yoksa devam mı?

İnsan hayatının kırılma noktası olan bu durum, iç sesini duyan ve vazgeçmeyi, zamana yenilmeyi kendine uygun görmeyenlerin daha güçlü ve cesurca kararlar alıp, verdiği kararların sorumluluğunu alarak hayata geçirenlerin, mutluk ve başarı elde etmesi kaçınılmaz olacak. İnsanı bu yaşamda dinamik tutan şeylerin başında bir amaç edinmek ilk sırada yer alırken bu amaca doğru ilerlerken de kişi ilgisini tek bir noktaya vermiş ise yine sonucun hüsran olması kaçınılmaz bir durumdur olacaktır. Bu kişinin de tükenmişlik hissi ile birlikte, zamana yenildiği düşüncesi, yapmak isteyip de yapamadıklarının pişmanlığı ağır basacaktır.

Burada hayatımızda ne istediğimiz, kimler için nelerden vaz geçtiğimiz en önemli unsurlardır. Yardım talebinde bulunmayana yardım etmek, illa birilerini mutlu etmek için kendi isteklerinden vazgeçmek, yaşamda fedakar olmamız gerektiğine olan inancımız bizi ortak bir sona, önce depresyona sonra kim bilir nereye götürür? Bunları yaparak ne kimseye bir faydamız olur ne de kendimize.

İçinde bulunduğumuz yaşam koşulları içerisinde gözle görülen bir yozlaşma olsa da hayata karşı farkındalığı artan insanların sayısı da hızla yükseliyor. Büyürken yetiştiğimiz ailede ve toplumda öğrendiğimiz, doğru bildiğimiz ne kişisel olarak ne de toplumsal olarak bizlere faydası olmayan her şeyin değişme vakti geldi artık.

Şimdi içinde bulunduğumuz “an”da yaptıklarımız geleceğimizi şekillendirirken aynı zamanda geçmişimizi de onarıyor. Bilinenin aksine kendi önceliklerimize odaklanmak bencillik değil artık biliyoruz… Önceliklerimizi belirlemek yaşamımız için çok sağlıklı bir yaklaşım oluşturur. Yaşarken kendimizi bir şeyler için kurban etmemizi engeller.

Kendimize fiziksel veya ruhsal olarak iyi gelen şeyleri yapamamak bizi hayata karşı bir isteksizlikle dolduruyor. Bunu farketmek önemli bir başlangıcın kapısını aralıyor. Severek yaptığımız her şey bizi başarıya götürür zaten. Sevmeden kendimizi yapmak zorunda hissettiğimiz her şey zaman kaybından başka bir şey değildir.

Bir amaç edinelim bu çok güzel ama hedefe doğru ilerlerken, ruhsal gereksinimlerimizi, sağlımızı, ailemizi, dostlarımızı, sevdiklerimizi de ihmal etmeden, olaylara geniş açıdan bakarak ilerlemek, hobi edinmek, tabiatı, sanatı ve edebiyatı da hayatımıza dahil etmek ilgi alanı ölçüsünde tek yönlü olmamak, seyahat etmek, farklı yerler görmek yaşam kalitemizi arttıracaktır.

Geçmişe hayıflanmak yerine şimdi ayağa kalkıp yeni bir şeyler yapma vakti.

Kendi zaman diliminin efendisi olmaya ne dersin? Bunun için neler mümkün?

Paylaş:
Serpil YılmazZaman

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz