SERPİL YILMAZ & Yokluk Bilinci

İnsanlar yaşam standartlarının bozulmasından, varlıkların kaybetmekten korkuyorlar. Burada var olan şey bolluk bilincinden ziyade "kıtlık" bilinci. Gelecek kaygısı olan insan sürekli para biriktirmesi gerektiğini düşünür. Bize göre "Ak akçe kara gün içindir" öyle değil mi? Peki, bu söylem ne yaratır sizce? Kullandığımız bazı sözlerin bizde oluşturduğu bakış açılarımızın gelecek için ne yarattığının hiç farkında olmuyoruz. "Ak akçe kara gün içindir" dedikten sonra biriktirdiğimiz her para ile aynı zamanda kendimize bir de kara gün yaratmış olmuyor muyuz?
Yaratmak istediğimiz şey bu mu? Öyleyse, gelecek kaygısını değiştirmek ister misiniz?
Parayı sadece kara gün için değil de sadece gelecek yaratımı için yaratsak? Bu da sadece eğlence ile olur. Kutupluluktan çıkıp eğlence yaratma zamanı geldi!
Sadece yokluk bilinci ile ilgili olarak hayatın her alanında nasıl hareket ettiğimizin farkında mıyız? Kıtlık ve yokluk bilincinin değişimi önce kendi içimizde başlar. Farkındalık en önemli seçimimiz olmalı ki, yokluğun ve kıtlığın yalan olduğunu fark edelim. Eğer bunu fark edersek iç dünyamıza paralel olarak dış dünyamızda değişecektir. İç ve dış diye bir şey yoktur. Biz ne düşünüyorsak, neyin farkındaysak o olur. Evren, ne talep ediyorsanız size onu verir.
Bizler bugüne kadar belki de muhteşem bir yokluğun bolluğunu yarattık. Bütün bu fakir fukara edebiyatını yaratan da yokluk bilincinin ta kendisi. Peki, aslında bolluğun var olduğunu bilseydik bunu yapar mıydık?
Bolluk bilincinde olmak ne demek? Sonsuz varlığının bilinci olmak demek.
Bolluk bilincine geçmemiz için para bizim için sınırlı değil sınırsız olmalı, bunu yaratabiliyor olmamız normal olmalı. Evrendeki tüm moleküllerin, meleklerin bizimle bağlantıda olduğunu ve evrenin emrimize amade olduğunu bilmek. İşte bolluk bilinci budur. Hiçbir zaman geçmiş için üzülmemek, geleceğin endişesinde olmamaktır. Seçtiğiniz her şeyin her zaman yaratılacağını bilmektir ve tüm var olana şükran duymak, izin vermektir.
Her şeyde bolluk bereket vardır. Yaşamın her yeri bolluk berekettir. Doğa boşluğu sevmez. Görmüşsünüzdür; karayolların kenarlarında oluşan çatlaklardan, duvarlardan, kaldırım taşlarının arasından ne güzel çiçekler çıkar. Dedim ya, doğa boşluğu sevmez. Bolluğun her yerde olduğunu görmek için daha başka bir yere bakamaya gerek var mı? Ne var ki biz insanların hali, su göletinde yaşayıp da susuzluktan ölmeye benziyor. Çevremizden akan bolluğu bir türlü görmüyoruz.
Yokluk bilincinde olduğumuzda biriktirmeye yöneliriz. Ne den biriktiriyoruz? Gelecekte belki paraya ihtiyaç olabilir, kimseye muhtaç olmamak için.
Bu nedir, bolluk bilinci mi?
Tabi ki değil. Peki bu şekilde yaptığımızda ne ortaya çıkar? Bu ne yaratır? Paraya gerek- sinim yaratılır. Bizim istediğimiz bu mu? Bence değil. O zaman gelecek korkusu için biriktirmek yokluk bilinci midir? Evet. Bu hiç birikimimiz olmayacak demek midir? Tabi ki hayır. Sadece yaptıklarımızı ya da seçtiklerimizi hangi en ile yaptığımızı ya da seçtiğimizi fark edelim. Çünkü yaratacağımız şey o olur.
Bizler geleceğimizi endişe, kaygı ve güvensizlikten yaratıyoruz. Korkumuz yüzünden para biriktiriyoruz. Ancak burada önemli bir şey var. İnsan korktuğu şeyi yarattığından, korkuyla biriktirdiğimiz para bize sonunda mutluluğu değil, korktuğumuz şey her ne ise onu getiriyor.
Ya hayatımızı mutluluk olarak yaratıyor olsaydık?
O zaman gelecek korkusunun kontrolünde olur muyduk? Hayır! Eğer hayatımızı mutluluk olarak yaratıyor olsaydık gerçekten geleceği yaratmak için seçim yapar, kendimiz için parayı neşeden yaratırdık.
Kaynakça: Canan Bektik / Ya, Hayat Bir "ŞAKA" İse?


