SERPİL YILMAZ & Yeni Yıl ve İstikrar

Aranız da istikrarlı olmayı başaran var mı? Diye sormak isterdim ama iyi ki sormuyorum. Çünkü iş dünyasında veya özel hayatında başarılı pek çok insanın, yapmak istedikleri şeylerde istikrarlı bir şekilde çaba gösterdiklerini gözümüzle görmesek de okuyoruz bir yerlerde. Hiçbir başarıyı tesadüf olarak nitelendiremeyiz.
Toplum olarak, istikrarlı bir şekilde istikrarsız insanlara dönüştük. Bu istikrarsızlığı hayatımızın her yerin de görmek mümkün.
Bu istikrar yok mu? Bu istikrar; bilmek bir şey ifade etmiyor ki uygulamadıktan sonra!
Oysa biliyoruz ki engel olarak gördüğümüz her şey bizim merdivenlerimiz, sadece karar vermemiz gerekiyor gideceğimiz yöne; inecek miyiz, yoksa çıkacak mıyız, bu merdivenleri? Bazen kendimi eleştirirken buluyorum, aldığım kararları neden düzenli yapamıyorum diye?
Bu istikrarsızlık bulaşıcı mıdır? Bilen Var mı?
Yeni bir yıla girdiğimiz bu günlerde, huzur dolu evimde hiçbir şey için telaş etmeden öylece battaniyenin altında film izleyerek, kitap okuyarak geçirmek istiyorum en azından birkaç günümü.
Oysa söz konusu farklı bir yerlere gitmek olunca her şey değişiyor bende, enerjim yükseliyor. Gezme konusunda belli bir istikrar sahibi olabilirim hiç zorlanmadan.
Dışarı çıkıp güneşi kovalamaktan kendimi alamıyorum. Günün ilk ışıklarını ve batış hallerini hafızama kaydetmek istiyorum. Ben güneşe aşığım sanırım ama güneşin, benim farkımda olduğunu sanmıyorum. Şafak vaktinden sonra yeryüzünü yavaş yavaş aydınlatırken ve akşam vakti gecenin koynuna doğru süzülürken; hayran olmamak ne mümkün?
Bazen de kendimi bulutların peşinde dağ, tepe demeden takip ederken buluyorum. Yorulup, acıkınca bir yerde çantamda ne varsa atıştırmak çok keyifli. Mesela yanımda, çay dolu bir termosum mutlaka olmalı işte o zaman tadına doyulmaz bu yolculuğun.
Gördüğüm köylerin meydanında bulunan koca çınarların altında kahvemi içerken köy sakinleriyle sohbet etmek istiyorum. İş, güç yok aklımda, avare gönlümü gezdirmek dışında. Beni ilgilendiren en çok tabiat, bahar ne zaman gelecek, çiçekler ne zaman açacak veya sonbaharda geldi, yaprakların yeşilden sarıya dönüşüne şahitlik etmek, gazellerin üzerine uzanıp gökyüzüne bakmak ve ne kadar şanslı olduğumu bir kere daha fısıldamak istiyorum gökyüzüne. Gece yıldızları izlemek, Ay’ın fazlarını takip ederken dolunayda tutulup kalmak, parlak ışığında yıkanmak ne güzel olur.
Fotoğraf makinası icat edilmeseydi belki de ressam olurdum, kim bilir?
Yağmurda ıslanmak, sıcak evin konforunda uyumak, kedimi sevmek, tüm canlılarla barışık olmak, kuşlar gibi özgürce istediğim ülkelere uçmak, her dilden anlamak, maddi kaygılardan uzak, doğaya yakın, dost sohbetlerinde bulunmak, aşkta demlenmek, yoksa bunlar insanlığın yeni manifestosu mu olacak?
Hatta uğradığım bir köyde, beni bir gece misafir etselerdi. Şairin dediği gibi adımı ve nereden geldiğimi de unutsam, sadece “an”da kalsam nasıl olur?
Yakın geçmişte kalan o eski köy konakları ne güzelmiş, gelen her yolcuya kapı açılır, yemekler ikram edilirmiş. Günümüz dünyasının hiçbir telaşı olmadan, serilen tertemiz sabun kokulu yatakta uyumak ve bir tatlı rüyanın içinde olmak ne müthiş bir haz.
Sevgili yeni yılımız 2022'ye girerken hissettiklerim bambaşka.
Yeni yıla girmeye hazır mıyım? Bilmiyorum!
Bitcoin'den hiç anlamıyor, pdf kitaplardan ve çiplerden haz etmiyorum. Teknolojinin insanları masa başına mahkum ettiği, siyasetin dönme dolapta kendini tekrar ettiği, umutların tükendiği, robotların dünyayı ele geçirme manifestosunun gerçekleşmek üzere olduğu bir dönemi deneyimlemek istiyor muyum? Emin değilim.
Ben bu dünyaya; sanal bir alemde yaşayım diye gelmedim ki!
Madem buradayım, yeni yıla bir sipariş vermem gerekiyorsa, bu istikrar olsa nasıl olur?
İyilikte, sağlıkta, dostlukta, barışta istikarar…


