Ana Sayfa / Gündem / SERPİL YILMAZ & YENİ BİR GÜNE UYANSAK

SERPİL YILMAZ & YENİ BİR GÜNE UYANSAK

12 Şubat 2023 04:110 görüntülenme
SERPİL YILMAZ & YENİ BİR GÜNE UYANSAK

Bu durum keşke bir rüya olsaydı.

Başımıza ne geleceğini bilmeden, günün tüm yorgunluğunu uykunun sıcak kollarına bıraktığımız, gecenin en koyu yerinde depreme yakalandı insanlarımız.

Çok ama çok üzgünüm.

Bu yaşamdan ayrılan tüm ruhların kolaylıkla ışığa ulaşmalarını diliyorum. Hepsine Allah rahmet eyleye. Yaşama tutunmaya çalışan tüm canlara, kolaylık, sabır ve metanet diliyorum. Duyarlılığını kaybetmemiş tüm insanlar yardımcı olmak için ellerinden geleni yapıyorlar onlara minnettarım. Ama maalesef bu büyük afette hiçbir şey yetmiyor.

Telafisi ve tesellisi olmayan bir durumun için de hepimiz psikolojik olarak güçlü olmaya ve birbirimize yardımcı olmaya çalışıyoruz.

Daha fazla yardımcı olamadığımız için üzgünüz ve sıcak yatağımıza yattığımızda, evimizin konforundan, evsiz kalan, ailesini ve sevdiklerini kaybeden insanların acısını en derinden duyuyor ve suçluluk hissine kapılıyoruz. Hala yaşama tutunmaya çalışan, gün ışığına çıkarılmayı bekleyen canlarımız var. Umarım ışık hızında yeniden aramıza dönerler.

Her birimiz sanki bir insanlık sınavından geçiyoruz. İnsanlık ölmüş diye karamsarlığa düşenler, deprem bölgesinde canla başla çalışan, komşu ülkelerden yardıma gelenler, elimizden bir şey gelmiyor diyerek üzülenler, siyasi ve politik nedenlerden dolayı ayrı düşenler, şimdi hepsi tek yürek oldu ve kime bir faydam dokunur diyerek çabalıyor. Tüm bu çabalara rağmen yetersizlik yakamızı bırakmıyor.

İnsani birlik ve beraberliğin dışında, deprem tedbirleri, ekipmanları ve gelen yardımların koordineli bir şekilde bölgeye ulaştırılması, dağıtımı konusunda sınıfta kaldık malesef.

Deprem bölgesi olduğu bilinen yerlere imar izni verenler, riskli bölgeye bina yaparak insanlık suçu işleyen ve bir de üstelik malzemeden çalanlar, size söyleyecek hiçbir söz bulamıyorum. Bu ülkenin başına gelen en kötü şey sizlersiniz.

Yüzyıllardır insanlık “Cehennem”le korkutuldu, tehdit edildi. Cehennemi korkutma unsuru olarak kullananlar belki de gerçeğe muhtemelen çoktan uyanmışlardı.

Cehennem gerçek olsaydı: korkularını, başkalarına haykırarak bastıran, yüzlerinin nuru dökülmüş, zulmeden, hak yiyen, insanların en doğal yaşam haklarına sahip olmasının bir ayrıcalıkmış gibi lanse etmeye çalışan bu korkunç varlıklar tüm bu yaptıklarının Cehenneme götüren şeyler olduğunu bile bile bütün bunları ve daha benim dile getirmediklerimi yaparlar mıydı?

Bence yapmazlardı, çünkü onların canları tatlıdır.

Yıkımın ardından gördüklerimiz dehşet şeyler. Karton binalar yapıp dışını betonla kaplamışlar sanki. İnsan ihmalkarlığının nelere yol açtığını bir kez daha gördük.

Tüm ülke olarak, özelliklede bu afeti bire bir yaşayan insanlar bunları asla hak etmedik.

Doğal afetler olabilir buna bir diyeceğimiz yok. Bu bizlerin etki alanında değil. Ancak tedbirli ve hazırlıklı olmak bizim etki alanımızda.

Her birimiz birey olarak hayatlarımıza, değerlerimize sahip çıkmalıyız. Bu gün yaptığımız seçimlerin tüm yaşamı ve geleceğimizi etkilediğinin farkında olmalı ve günü kurtarmak yerine sağlam işler yapmalıyız bu insan olmanın gerekliliğidir.

Biz değerlerimize sahip çıkmaz isek vay halimize. Birilerini suçlamak kolaydır, sayısız suçlu bulabiliriz. Temelde hatırlamamız gereken, biz müsade etmediğimiz sürece kimse bizi kandıramaz, yolumuzdan döndüremez, duygularımızı, inançlarımızı suistimal edemezler.

En temel bir diğer konuda işi uzmanlarına vermek. Yaptığı işin uzmanı olamayan kişiler felaketleri yanında getirir. Kişi eğitimini aldığı, uzmanı olduğu ve iyi yaptığı işi yapmayacaksa, çocukluktan itibaren yavrularımıza eğitimli olmaları için gösterdiğimiz çaba, çocukların eğlence çağında yaşadıkları ders zorunluluklarının ne anlamı kalıyor?

Bu konu yıllardır bilinçli her insanın üstünde düşündüğü, farkında olduğu ama gereğini yapmadığı bir konu.

Daima seçimlerimizi yaratır, seçimlerimizi yaşarız.

Yaşadığımız bu süreç asla bir kader değil: bağıra bağıra gelen, görmezden gelinen uzun bir sürecin getirmekte olduğu felaketin sesiydi. Kadere sığınanlarda: daima işinin gereğini yapmadıklarını anlamak hiç de zor değil.

Kendi gücümüze sahip çıkmanın zamanı gelmedi mi? İşini hakkıyla yapamayanlara verdiğimiz yetkiyi geri almanın zamanı gelmedi mi?

Umarım: yok artık, bu kadarına da pes dediğimiz her şeyi değiştirecek gücü toplum olarak kendimiz de bulur ve yeni bir gelecek inşaa edebiliriz.

Farkındalığımızın açık olduğu, insana, hayvana, doğaya, yaşama saygı duyanların arttığı, tüm acıya ve gördüklerimize rağmen bu durumun içinden bilgece çıktığımız bir güne yeniden uyanalım…

Bizler için daha kolay, sağlıklı, neşeli, sevdiklerimizle birlikte bir yaşam için neler mümkün, sonsuz olasılıklar Evrenin de?

Paylaş:
Serpil YılmazYeni Bir Güne Uyanmak

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz