SERPİL YILMAZ & “Türk’ün Aklı”

Eğer siz de;
Dikkatinizi toplayamamaktan şikâyetçiyseniz, duru düşünme yeteneğinizi ve zihin berraklığınızı kaybettiyseniz, istikrarsız bir psikolojiniz varsa, yarı uykulu yarı uyanık halde yaşıyorsanız, sık sık hatalı kararlar verip hayatınızı "keşke"lerle dolduruyorsanız, irade gücünüz zayıflamışsa, anlık psikolojiyle yaşayan birine dönüşmüşseniz, kendinizi frenlemekte zorluk çekiyorsanız, kendinizi harekete geçiremiyorsanız, hafızanız çok zayıfladıysa, öğrenme güçlüğü yaşıyorsanız, çabuk sıkılıyorsanız, sürekli kararsızlık halinde yaşıyorsanız, kafanız karmakarışıksa... Biraz durup, nerede yanlış yaptığınız üzerine kafa yormanızda yarar var!
Çünkü tüm bunlar "beyin temelli" faaliyetler.
Ve muhtemelen, beyninizin nasıl çalıştığını bilmeden sürekli onu zorlamanın sonuçlarını yaşıyorsunuz!
İyi şeyler beyinde başladığı gibi, kötü şeyler de beyinde başlar. Arızalı bir beyin hayatınızı kâbusa çevirebilir.
Beyniniz bir işletme ve onu yönetmeyi öğrenmeniz gerekiyor.
Bu konuda seçim şansınız yok, onunla ilişkinizi kesemezsiniz. Biliyorsunuz, siz onu işletmezseniz de o sizi işletir! Siz onu iyi yönetmezseniz, o sizi kötü yönetir.
Beynimizin başımıza çıkardığı sorunlar
Amerikan ve İngiliz Tıp birlikleri, yayınladıkları bir bildiriyle, hastalıkların yaklaşık % 80 oranında "zihinsel kökenli" olduğunu açıkladılar. ABD Ulusal Akıl Sağlığı Enstitüsü'ne göre her iki Amerikalıdan biri, hayatının bir döneminde zihinsel temelli rahatsızlık yaşıyor.
Beyin temelli sorunlar, beslenme bozukluğundan depresyona, uyuşturucu kullanımından hiperaktiflige, suça eğilimlilikten kronik strese kadar çeşitlilik gösteriyor. Obeziteye bir mide sorunu değil, beyin sorunu olarak bakılıyor. Sorunlar beyin uyumlu yaklaşımlarla çözülmeye çalışılıyor.
Terapi ve istatistik geleneği olmadığı için bizdeki durumu tam bilemiyoruz. Bizim "kafası bozuklar", terapiler ve istatistiklerden çok ana haber bültenlerinde, gazetelerin üçüncü sayfalarında, tartışma programlarında kendilerini gösteriyorlar!
Çıkmamış akıldan ümit kesilmez!
Sanırım beyni bilinçli kullanmak konusunda yeterince vicdani baskı yaptım.
Beyninizin nasıl çalıştığını bugüne kadar öğrenmediğiniz için yeterince üzüldüyseniz, şimdi silin gözyaşlarınızı, çünkü sırada iyi haberler bülteni var.
Eskiden beynin yirmili yaşlarda son şeklini aldığı, yerleşik devrelerin sonradan değiştirilemediği düşünülüyordu. Son yıllardaki araştırmalar, beynimizin müthiş bir esneklik potansiyeline, yoğrulabilirliğe, yeniden şekillendirilebilirliğe sahip olduğunu gösterdi. Beyin bilimciler buna nöro plastisite diyorlar.
Beynimiz hayat boyu, kendini yeniden yapılandırma özelliğini koruyor. Yabancı bir dili aksansız konuşmak gibi birkaç beceri hariç, hayat boyu beynimizi yenileyebiliyoruz.
Yeni nesil bir ifadeyle, beyninize "format atmak" için hiçbir zaman geç değil!
Tony Buzan'ın da sık sık vurguladığı gibi beyin öz düzenlemeli bir aygıttır. Kendisinin nasıl çalıştığı hakkındaki bilgisine göre çalışır. "Türkün aklı tuvalette çalışır"a inanıyorsanız, bunu doğrular!
Beyin kendisinin nasıl çalıştığı hakkında yanlış bilgiye sahipse ve o bilgiye inanıyorsa, ona uygun davranıp yanlış çalışır. Eğer doğrusunu öğretirseniz, hemen kendisini düzenler ve ona göre çalışır.
Bizim amacımız, beynimizin doğal ve doğru çalışma ilkelerini öğrenip kafamızı ona göre çalıştırmaktır.
Madem her şey beyinde başlıyor, o halde işe en "baş"tan başlamak lazım.
Kaynakça: Her Şey Beyinde Başlar/Mümin Sekman


