SERPİL YILMAZ & TÜRK MİTOLOJİSİNDE ŞEYTANIN İZLERİ

Türk Mitolojisin de Oğuz Kağan'ın vücudunun, efsanede tüylerle kaplı olduğu söylenir. Bununla ilgili olarak, Eski Türkler'in kültür ve inançlarını anlatan tarihi kaynaklarda, ilk insanın tamamıyla tüylü olduğuna inanıldığı anlatılır.
Altaylar'da yaşayan birçok efsanede, bu konu ile ilgili sayısız örneklere rastlanır:
"Tüylerle kaplı olan ilk insan, Tanrı'ya karşı günah işlemiş ve bundan dolayı da tüyleri dökülmüştü. Tüyleri dökülünce de insanoğlu, bir türlü hastalıklardan kurtulamamış ve ölümsüzlüğü elinden kaçırmıştı.
İnsanlığın mükemmelliyetten uzaklaşmakta olduğunu yani aşağı inişini anlatan bölümleriyle efsane devam eder:
"Tanrı insanı yaratırken, şeytan gelmiş ve insanın üzerine tükürerek, her tarafını pislik içinde bırakmıştı. Tanrı da insanın dışını içine, içini de dışına çevirmek zorunda kalmıştı."
Bu suretle insanın içinde kalan şeytanın pisliği, insanoğlunun ruhunu ve ahlakını olumsuz yönde değişikliğe uğratmıştı. İnsanın dışı gerçi Tanrı yapısıydı ama içi şeytan tarafından kirletilmiş ve şeytana benzer bir özelliğe bürünmüştü.
Burada, "Tüy"ün gerçeğin sembolü olduğu hatırlanırsa, gerçekle irtibatını kaybeden günümüz insanının durumunun son derece ince bir üslupla anlatılmakta olduğu anlaşılacaktır. Bu efsane günümüz insanının temel özelliği olan, bilgisizliğini ve egoizmasını anlatması bakımından da ayrı bir öneme sahiptir. Gerçekten de öyle değil miyiz, ne dersiniz?
İçimizden gelen egoistçe haykırışlardan kendimizi, bu Eski Türk inancının üstünden binlerce yıl geçmesine rağmen kurtarabilmiş durumda mıyız?
Hala içimizde, o şeytanın izlerini taşımıyor muyuz?
FETHEDİLECEK ÜLKE İNSANIN KENDİSİDİR
İnisiyasyonun tüm safhalarını sembollerle anlatan efsanelerden biri olan Oğuz Kağan Destanı'nın daha sonraki bölümlerinde, Oğuz Kağan'ın korkunç bir canavara benzeyen gergedanla mücadeleleri ele alınır. Bu mücadeleden galip çıkan Oğuz Kağan daha sonra:
"Gökten inen göğün kızı ve yerdeki bir ağaç kovuğundan çıkan, yerin kızları ile evlenmiştir."
Oğuz Kağan'ın "Göğün ve Yerin Kızlarıyla evlenmesi; "Yerin ve Göğün Oğulları" grubuna dahil olma mitolojik anlatım tarzından başka bir şey değildir. Demek ki Oğuz Kağan aynı zamanda inisiyasyondan geçerek, sırlara ermiş olan bir kişiyi de sembolize etmektedir. Eğer bilgiler ışığında Oğuz Kağan Destanı'nı bir kez daha okursanız inisinasyonun nasıl sembollerle, masalımsı bir hava içinde anlatılmış olduğunu daha net görebilirsiniz.
Türk Mitolojisi'nde Oğuz Kağan efsanevi bir Türk hükümdarı olarak ele alınmış ve yeryüzünü zaptederek bir devlet kurduğu söylenmiştir. Daha önce bazı sembol açımlarından örnekler verirken "Susuz Kalan Ülke motifinde, ülkenin aslında insanı sembolize ettiğini söylemiştim. Buradan hareket edersek, zaptolunacak en büyük ülkenin kendisi olduğunu söyleyebiliriz.
Burada yeryüzünün zaptedilmesiyle, Ezoterizm'de sıkça geçen "dünyayı yenmek" meselesi anlatılmak istenmiştir. Mitolojilerde karşılaşılan "Kayıp Bir Ülkenin Aranması” ya da "Kaybolmuş Bir Sevgilinin Peşine Düşülmesi" motifleri aynı bilginin sembolleri olmuşlardır.
Fethedilecek ilk ülke insanın kendisidir...
Mitoloji kanramanı, hazineyi ya da sevgiliyi ararken bir de bakar ki, kendi benliğini bulmuştur. Bir değişime uğramıştır. Mitolojide, kaybolan şeyin aranması sırasında, bir takım büyük sınavlardan geçerken kendisine bazı hedefler gösterilir, yardımlar yapılır. Bütün bu uğraşmaları ve çalışmaları, kendisinde bazı değişikliklere sebep olmuştur. En son ulaştığı şuur haliyle, olaylara gitmeden önceki şuur hali arasında büyük bir fark olduğunu kendisi de sezer.
Artık elde ettiği hazinenin, kavuştuğu sevgilinin, keşfettiği bir yerin önemi kalmamıştır. Öyle bir değişikliğe uğramıştır ki, maddi değerler kendisince silikleşir gider. Çünkü o artık en büyük hazineyi, yani kendi sırrını bulmuştur. Asıl amacına ulaşmıştır.
Gizli Sırlar Öğretisi / ERGUN CANDAN


