SERPİL YILMAZ & Otomatik Kararlar

Gezegenin Düşünde kendiniz ve diğerlerine bakarsanız siz ve çoğu kişinin her gün eldeki bütün seçenekleri değerlendirmeksizin birçok karar aldığını, bunun da hemen herkese normal geldiğini görürsünüz. Sözgelimi her gün işe giderken kullandığınız yol ya da diş fırçasını tuttuğunuz eliniz otomatik kararlardır. Rutindirler, sonucun bilindiği varsayılır ve siz de çoğu insan gibiyseniz bu kararları pek de düşünmeden veririsiniz. Dolayısıyla-inşaat çalışması yüzünden yolunuz değişene ya da bileğinizi burkup dişinizi diğer elinizle fırçalamanız gerekene kadar- diğer olasılıkları değerlendirmeden, hatta varlıklarının farkında bile olmadan günün sonunu getirmek zor değildir.
Kararları otomatik olarak almak ufak şeylerde kabul edilir görünse de dikkat etmezseniz hayatınızı yavaş yavaş otomatik pilotta gibi yaşayabilirsiniz, bu da diğer önemli alanlara ya yılmaya başlar. Diğer bir deyişle eğer bütün küçük kararlarda otomatik kararlar alma alışkanlığı geliştirmişseniz daha fazla seçeneğin sunulduğu durumlarda durup düşünmeniz zorlaşa bilir-özellikle de ehlileştirilme ve bağlanmalarınız kontrolünüzü ele geçirmeye çalıştığında.
Elbette fiziksel baskı gibi durumlarda bedene yardımcı olanlar gibi otomatik kararların da bir yeri vardır. Örneğin diyelim uçurum kıyısında bir yürüyüş sırasında ayağınız kaydı. Beden ve zihniniz siz ölümünüze yuvarlanmadan içgüdüselce bir araya gelir ve uçurum kenarına tutunursunuz. Bunun son derece yararlı bir otomatik karar olduğunda hepimiz anlaşabiliriz, doğal bir fiziksel karşılıktır. Fakat bu senaryoyu şunlarla karşılaştırın: Diyelim çekici biri içeri girdi ve ilk düşünceniz "Benim gibi biriyle dünyada ilgilenmez, şansımı denemem bile" oluyor ya da bir iş imkanı çıktığında "Başvurmayacağım, benim gibi birini dünyada almazlar nasılsa" diyorsunuz. Bu gibi durumlarda ehlileştirilme ve bağlanmalarınızın hareketlerinizi gerçekte istediklerinizle tutarsız bir biçimde nerelerde kısıtladığını görebilirsiniz.
Tanışmak istediğiniz birine yaklaşmamak ya da arzu ettiğiniz pozisyona başvurmamak bedeninizin içgüdüselce harekete geçmesine benzemez. İlk ikisi kökeni "yeterince iyi olmama" yolundaki geçmiş ehlileştirilmeden olan öğrenilmiş davranışlardır. Kendi haline bırakılırsa bu düşünceye bağlılık, elinizdeki seçeneklerin yanılsama olduğunu düşüneceğiniz kadar kontrolünüzü eline geçirecektir. Bir Benlik Ustası farkındalık pratiği geliştirir ve böylece yaptığı seçimlerin Hakiki Benliğini yansıtacağı şekilde bilincinde olur.
Yalnızca farkındalık pratiğini geliştirmişsek seçimlerimizin gerçekten istediklerimize mi yoksa ehlileştirme ve bağlanmalarına mı dayandığını ayırt edebiliriz. Siste kaybolmuşsak seçeneğimiz olduğu düşüncesi bile kendi yansıtmamız bir yanılsamadır. Geçmişimizin zincirlerini görüp kırmadan irademiz yeni bir adım atmada özgür olmayacak. Ehlileştirme ve bağlanmalarınızın seçeneğiniz olduğu düşüncesini nerede hayal haline getirdiğini anlamada farkındalık esastır.
Farkındalık dikkatinizi bedeniniz, zihniniz ve çevrenize yaşadığınız anda verme sürecidir. Benzersiz bir uygulamadır çünkü dış dünyada olup bitene dikkat etmenin yanı sıra zihninizde yaşananları da izler, hangi düşüncelerin ortaya çıktığını ve kökenlerini fark edersiniz. Hoşlandıklarınız, hoşlanmadıklarınız, ehlileştirilme ve bağlanmalarınız ile kendinizi tanımanın başlıca yolu olduğundan farkındalık uygulaması benlik ustalığının temelidir. Farkındalık kendiniz ve çevreniz ile bilinçli ve derin bir iletişimdir.
Gözün gördüğü değil, göz ile görülebilen....
Kulağın işittiği değil, kulak ile işitilebilen...
Söz ile söylenen değil, sözü söyleyebilen
Zihnin düşünebildiği değil, zihnin sayesinde düşünebildiği...
Farkındalık uygulamasıyla kendinizi tanıyarak geçmiş ehlileştirme ve bağlanmalara değil, hakiki tercihlerinize göre seçimler yapabilirsiniz. Bu da size Kişisel Düşünüzü ve Gezegenin Düşünü en iyi şekilde geliştirmede iradenizi kullanma özgürlüğü verir.
Kaynakça: Don Mıguel Ruız


