SERPİL YILMAZ & Normal Olmak İçin Düşünceler, Hisler ve Duygular

İnsanların kendilerini tanımlama yöntemi, olduklarını düşündükleri kişi aracılığıyla olur, ki bu kendilerini ve dünyalarını düşünerek ve hissederek tanımlıyorlar demektir. Düşünmek, hissetmek ve duygulanmanın bu realitede, özellikle psikolojide büyük değeri vardır. Bakış açısı şöyledir: herhangi bir şeyi değiştirmek için, biri neler olup bittiğini mutlaka anlamalı (ki bu düşünmektir) ve mutlaka hissetmeli ve duygulanmalıdır.
"Anlamak" altında duran demektir (C.N. Yazar burada "understand" sözcüğünü "standing under" olarak ifade etmektedir), ki bir şeyi ya da birisini anlamaya çalışırken yaptığınız şey tam olarak budur. Bir şeyin ya da birisinin neden o şekilde olduğunu anlamaya çalışmak için kendinizi o şeyin ya da kişinin altında tutarsınız. Bu şekilde kendinizi daha az yaparsınız, anlamak için, olup biteni düşünmenin küçük kutusuna koymak için farkındalığınızı ve bilmenizi kesersiniz.
Soru şu, anlamanın değeri nedir?
Bu herhangi bir şeyi çözer mi?
Herhangi bir şeyi gerçekten değiştirir mi?
Yoksa bir tür sonuca ulaştığınızı düşününceye kadar sadece beyninize egzersiz mi yaptırırsınız? Bir şeyi anlamaya çalıştığınızda bunun nasıl olduğunu bilirsiniz, düşünür durursunuz ve bu sadece gittikçe daha fazla ağırlaşır. Neyin olup bittiğiyle ilgili hiçbir şeyi değiştirmez ya da herhangi bir netlik vermez. Sonuç hüsrandır. Düşünmek bir şeyi değiştirme girişimidir, bununla birlikte yaptığı tek şey şu veya bu şekilde tatmin edici olması gereken bir sonucu bulmak için tavşan deliğinden aşağı daha fazla inmenizi sağlamaktır, ancak sonuç öyle değildir.
Şeylerin ve insanların neden oldukları gibi olduklarına ve davrandıkları şekilde davrandıklarına dair milyonlarca ve milyonlarca neden vardır. Bütün zamanınızı düşünerek, gerekçeler ve sebepler bulmak için harcayabilirsiniz ve daha fazlasını buldukça, daha fazlası yaratılır.
Düşünceler, hisler ve duygular icatlardır ve siz onları gerçek yapmadıkça bir realite değillerdir. Yine de insanlar her gün kendi düşünceleri, hisleri ve duygularına dayalı olarak acı çekiyorlar. Onları destekleyecek hikâyeler bularak kendi icatlarını var oluşa katılaştırıyorlar.
Kendinize ne zaman üzgünüm deseniz üzgün olduğunuza karar vermiş oluyorsunuz ve sonra neden üzgün olduğunuza dair her türden nedenle ortaya çıkarsınız. Konu bu olduğunda insanlar çok yaratıcı oluyorlar. "Ah, komşum demin bana tuhaf baktı, eminim benden hoşlanmıyor ve bu arada köpeğim de bana demin tuhaf baktı. Neden kimsenin benden hoşlanmadığını biliyorum, ben öylesine kötü bir kişiyim ki..."
Düşünmek, sonuca varmak, doğru seçimin ne olduğunu bulmak için kullanıldı. Burası sürekli yargılama ve sürekli karar verme sonuçlandırma ve hesaplama hâlinde olduğunuz yer. Bu, her şeyi doğru yapmak ve hiçbir yanlışlık yapmamak, kazanmak ve kaybetmeyeceğinizden emin olmak üzere bu realitede gezinmek için sizi bir hesap makinası olarak kullanıyor.
His, farkında olduğunuz her şeyi, algıladığınız her şeyi sizinle ilgili olmak zorunda olan bir şeye dönüştürme şeklinizdir. Siz bir farkındalık edinir ve onu kendinize aitmiş gibi satın alır, sizinle alakalı olduğu ve önemli olanın da bu olduğu sonucuna varırsınız.
Duygular sizin gerçek bir insan olduğunuzu kanıtlamak için kullanılır. Duygular çoğu zaman zaten ilgilendiğinizi ve ilginizi kanıtlamak zorunda olmadığınızı kabul etmek yerine ilgilendiğinizin bir kanıtıdır.
Olmak, bilmek, algılamak ve alıp kabul etmek.
Onlara tutunmadan ve hiçbir bakış açısına sahip olmadan kendiniz olabileceğiniz, her şeyi bilebileceğiniz, her şeyi algılayacağınız ve alıp kabul edeceğiniz alan.
Farklı bir dünyaya hoş geldiniz. Size hoş geldiniz.
Burası toplam özgürlüğe sahip olduğunuz ve artık bu dünyanın kutupluluğunun etkisi altında olmadığınız yerdir.
Kaynakça: Pragmatik Psikoloji- Susanna Mittermaier


