SERPİL YILMAZ & KADER ve KARMA

İnsanın kaderden kaçamayacağını söylerler...
İnsanın kaderiyle kim ilgilenir?
Birilerine mutluluk, diğerlerine bazen tüm yaşam boyu acı veren kimdir? Neden insanların bir kısmı şanslı doğarken ve yaşam düzenleri tıkır tıkır işlerken, kimileri de talihsiz doğup hiçbir şeyleri yolunda gitmemektedir?
Neden kimileri sağlıklı ve güzelken, kimileri doğuştan sakattır? Şans ve talihsizlik bahşetmedeki bu keyfiliğin sebebi nedir?
Yaşamı gözlemlerken dünyada adaletin olmadığı sonucuna varıyoruz, nereye dönsek iyi insanların acı sonu çektiğini, iyiliği hak etmeyenlerin ise yaşamın sefasını sürdüğünü izliyoruz. Sıklıkla "haksız" bir mutluluk veya acıdan bahsedildiğini duymaktayız. Peki, insan yaşamı söz konusu olduğunda kozmosun tüm uyumu, ahengi, şaşmaz kuralı ortadan mı kalkmakta ve keyfilik ile rastlantımı hakim olmaktadır? İnsanın doğuştan gelen adalet hissi beşeri yaşamda süren bu aleni haksızlığa karşı başkaldırmaktadır.
Doğu efsaneleri, adaletsiz kader anlayışına sahip kişilerin sadece tek bir yaşamı temel aldığını anlatırlar. Efsaneler, insanın ebedi yaşamındaki son bedenlenmesini teşkil eden tek bir kesitini kıstas alarak kozmik keyfiyet ve rastlantı çıkarımına girmemizin yanlış olduğunu iddia ederler.
İnsanın önceki hayatlarının izini sürdüğümüzde her şeyin anlaşılır olacağını ve yerli yerine oturacağını söylerler. Şu anki yaşamımızın önceki yaşamlarımızın tam bir neticesi olduğunu öne sürerler.
Bilgisizliğimizin geçmişe bakışımızı bulanıklaştırması sebebiyle hayatımızda meydana gelen olaylar tesadüfiymiş, kendiliğinden ortaya çıkmış gibi görünmektedir. Bu hatanın sebebi eksik bilgimizdir. Kozmik yasaların yabancısı olan insanlar hayat akışında meydana gelen olayların nedenlerini göremeyip bilmedikleri yasaların neticesini ise iyi veya kötü "kader" olarak addederler.
İnsan bu yeryüzünde birçok yaşam geçirmiştir ve bazen kötüyü bazen iyiliği düşünmüş ve arzu etmiştir. Kendi gelişimi kadar başka insanların gelişimine yardım veya köstek olan güçler yaratmıştır. Bu yaşama doğan her birimiz birçok yaşamı kapsayan kadim bir geçmişten geliyor ve kendi yaratımımız olan kaderi sırtlanıyoruz. Efsaneler dünyada hiçbir tesadüfe yer olmadığına dair ısrar etmektedir. Her olay onu önceleyen bir nedene bağlıdır ve yaşadığımız dünya yasanın, adalet ve düzenin alemidir!
Ne ekersen onu biçersin
Evet, küçük dünyevi adalet yok ama diğer yandan büyük kozmik adalet vardır. Bu adalet sebep ve sonuçlar yasası, Karma yasası tarafından sağlanmaktadır.
O, "Ne ekersen onu biçeceksin" diyen mutlak karşılığın şaşmaz kanunudur. Bu yasa uyarınca yaşamda acı çeken kişi de keyfini süren kişi de ektiklerini biçmektedir. Mutlu bir yaşamı olan insan bunun öncesinde onu hak etmiştir ve yakışıksız bir yaşam sürmesi halinde kendine ıstıraplı bir gelecek tertiplemektedir.
Kozmik adalet herkese payına düşenini verir: iyiliği iyilikle ödüllendirirken kötülüğü kötülükle cezalandırır. "Göze göz, dişe diş", "neyi çağırdıysan o seslenir", "ne pişirdiysen onu yersin", "bindiğin dalı kesme" gibi atasözleri ve halk deyimleri karma yasasıyla ilgilidir.
İnsanın kaderi kendi elleriyle örülür; karma yasası onun ördüklerine uygun karşılıkları hazırlar. İnsanın davranışları, sözleri, istekleri ve düşüncelerinin sonucu ya ceza ve keder ya da talih ve mutluluk biçiminde kendisine mutlaka dönmektedir. Karma insanın evladıdır, tüm yaşamı kendi karmik ürünüdür. Dolayısıyla insanın kaderini biçimlendiren sadece kendisidir.
İnsan "Neden!" diye bağırdığında ne geçmişi ne de geleceği düşünür. Kaderine isyan ederken aslında kendi kendini sert cezaya çarptırmış olduğunu unutur. İnsanlığın arasında görünüşte hüküm süren haksızlık konusunda ne gökleri ne de kaderi suçlamalıdır zira insan bizzat kendisi ya kurtarıcı ya da yok edicidir.
*Kendi gücümüzü farkettiğimiz de tüm dinlerin ötesinde İlahi bir donanıma sahip olduğumuzu anladığımızda hiçbir şey eskisi gibi devam etmeyecek. Çünkü artık dönüşüm başlamış olacak. İsyan etme değil, farkındalık zamanıdır artık.
Kader ve karmanın farkına varan, kurban rolünden çıkan herkes hayatında tekrar eden kısır döngünün dışına bir adım atarak, geçmişi, şimdiyi ve tüm zaman, alan ve boyutları etkileyecek olan tohumları yeryüzüne saçmaya başlayacak.
Kaynakça: Nıcholas Roerıch


