SERPİL YILMAZ & Hürmüz İle Ahriman’nın Doğuşu

İyi ile Kötü'nün birbirinden ayrılmasıyla ilgili ilk söylence eski Perslerde ortaya çıkmıştır: Zaman Tanrısı, evreni yarattıktan sonra çevresindeki güzelliğin farkına varır, ancak çok önemli bir şeyin eksik olduğunu hisseder: Bütün bu güzelliklerin tadını birlikte çıkarabileceği biri yoktur.
Tam bin yıl, bir oğlu olsun diye dua eder. Dualarını kime yönelttiği söylencede açıkça belirtilmemiştir, aslında kendisi her şeyin hâkimi, en güçlü ve tek efendisidir. Yine de dua eder ve sonunda gebe kalır.
Zaman Tanrısı dualarının kabul olduğunu anlar anlamaz bir oğul dilemiş olmaktan pişmanlık duyar, çünkü dengelerin ne kadar kolay bozulabileceğinin farkına varmıştır. Ama artık çok geçtir, oğlu doğmak üzeredir. Yalvarıp yakarsa da ancak karnında taşıdığı erkek çocuğun ikiye bölünmesini sağlayabilir.
Söylenceye göre, Tanrı'nın dualarına karşılık olarak İyi (Hürmüz), pişmanlığına karşılık olarak da Kötü (Ahriman) doğar: ikiz oğullar.
Kaygılar içindeki Zaman Tanrısı, rahminden ilk çıkanın Hürmüz olması için çabalar; amacı, Hürmüz'ün kardeşine göz kulak olması ve Ahriman'ın evrende hiçbir şeye zarar vermemesidir. Yine de Ahriman, kurnaz ve becerikli olduğu için doğum sırasında Hürmüz'ü bir yana itmeyi ve yıldızların ışığını ilk gören bebek olmayı başarır. Ne yapacağını bilemeyen Zaman Tanrısı, Hürmüz'e yardımcı olmaya karar verir: Hürmüz ile birlik olup savaşarak Ahriman'ı alt edecek ve onun dünyaya hâkim olmasını engelleyecek insan ırkını yaratır.
Pers söylencesinde, insan ırkı İyi'nin müttefiki olarak doğar ve geleneklere uygun olarak sonunda Kötü'yü yener. İyi ile Kötü'nün bölünmesini anlatan ve yüzlerce yıl sonra ortaya çıkan bir başka söylencedeyse tam tersi öne sürülmektedir: İnsan, Kötü'nün elinde oyuncaktır.
Okurlarımın çoğu ne demek istediğimi anlamışlardır: Bir erkekle bir kadın cennet bahçelerinde yaşarlar, akla hayale gelebilecek bütün zevkleri tadarlar. Bir tek şey yasaklanmıştır onlara: Erkek ve kadın, neyin İyi neyin Kötü olduğunu bilmemelidirler.
"Ve Rab Allah adama emredip dedi: iyilik ve kötülüğü bilme ağacından yemeyeceksin.
Günün birinde yılan çıkar ortaya ve onları bu bilginin cennetten daha önemli olduğuna inandırır, o bilgiyi mutlaka elde etmelidirler. Kadın karşı çıkar buna, bunu yaparsam Rab Allah bana öleceğimi söyledi, der; ama yılan, başına böyle bir şey gelmeyeceğinden emin olmasını ister, hatta tam tersi olacaktır: İyi ile Kötü'yü ayırt edebildikleri gün, Allah gibi olacaklardır. İkna olan Havva, yasak meyveden ısırır, bir parça da Âdem'e verir. O dakikadan sonra cennetteki denge bozulur.
Adem ile Havva cennetten kovulurlar ve lanetlenirler. Ama Allah, gizemli bir cümle söyler ki bu söylediğiyle yılana hak vermiş olmaktadır: "İşte, adam lyi'yi ve Kötü'yü bilmekte bizden biri gibi oldu." Bu olayda da (mutlak hâkim olmasına karşın dua ederken birinden bir şey dileyen Zaman Tanrısı'nın hikâyesinde olduğu gibi) Allah'ın kiminle konuştuğuna İncil açıklık getirmiyor, -eğer biricikse neden bizden biri' dediğine de. Ne olursa olsun, insan ırkı, ta başından, bu iki zıt kutup arasında gidip gelmeye mahkûm edilmiştir. Biz de bugün atalarımızın yaşadığı kuşkuları yaşıyoruz.
Kaynakça; Paulo Coelho- Şeytan ve Genç Kadın


