Ana Sayfa / Gündem / SERPİL YILMAZ & Farklı Bir Olasılık ve Bir Hikaye

SERPİL YILMAZ & Farklı Bir Olasılık ve Bir Hikaye

8 Ocak 2023 03:280 görüntülenme
SERPİL YILMAZ & Farklı Bir Olasılık ve Bir Hikaye

Bir anlığına düşünsek; Tanrı yukarıdan, dünyayı seyretmenin eğlenceli olmadığına veya insanlar ve tabiat hakkında doğru analizi yapamadığına karar verip aramıza indiyse?

Tanrı, insanlar arasında biriyse? Tüm gücüne, yetkisine ve yetkinliğine rağmen, ya oda bizler gibi hayatın için de bocalıyorsa? Kendi yarattığı düzenle başı dertteyse?

Tanrım lütfen yardım et diyen milyarlarca insanın imdadına yetişemiyorsa? Çok kısa bir anlığına kendi başımızın çaresine bakmamız gerektiğinin idrakine varsak, nasıl olurdu? Bu his üzerimiz de nasıl bir etki yaratırdı?

Mizah anlayışı geniş olan Tanrı, ya halimize katıla katıla gülüyorsa?

Sizlerde bilirsiniz kutsal kitapların yükseklere konulup, açmaya, okumaya korkulduğu, aman maazallah çarpılırız diye kaygıların yüksek olduğu bir dönemde büyüdük. Okumak, anlamak bir yana kitap çarpsın ki diye yeminlerine inandırıcılık katmaya çalışanları da hatırlıyoruz elbette. Şahsen ben hiç kutsal kitapların çarptığı birini görmedim.

Hayata dair farklı bakış açılarını severim nedense? Onun içindir ki insanı sormaya ve sorgulamaya iten kitapları da bir ayrı severim. Bu anlamda Franco Ferruccı’nin yazdığı Evrenin Hikayesi isimli kitabı favorilerim arasında. Bu kitaptan bir bölüm paylaşmak istiyorum sizinle.

*Günbatımı saatleri şiirsel bir yalnızlık arayışına iterdi beni. Evrende keşfetmekte olduğum güzelliğin aşkıyla dizeler yazardım. Cennetten kopmuş tatlı bir rüzgar şatonun burçlarına kadar ulaşan esinti içimi sevinçle doldururdu. Tarlakuşunun günün son ışıklarında kanat çırpışını ve sonra, neredeyse cansızmış gibi, kalbi iyilikle dolup taşarak havaya fırlayışını seyrederdim. Güneş ufkun ötesinde kaybolana kadar rüzgârı içime çeker, sonra aşağıya, yemek salonuna inerdim.

Masamın bir ucunda tek başıma otururdum. Asilzade arkadaşlarımın akıbetlerini görünce evlenmek istememiştim. Peş peşe çocuk doğuran karıları birkaç yıl içinde büyükanne olmayı beklerken, onlar da ormanda avlanarak ve saman yığınları üzerinde köylü kadınlarla oynaşarak enerjilerini boşaltıyorlardı. Ben yalnızlığı tercih etmiştim.

Akşamları şatoma uğrayan ziyaretçilerin hikâyelerini dinlerdim. Bunların çoğu heyecanlı savaş ve aşk serüvenleri anlatan tüccarlardı. Bir kısmı da uzun yolculuklarından sonra mola veren hacılardı ve kendi kahramanlarının evliyalık hikâyelerini anlatırlardı. Hem tüccarlar hem de hacılar, anlattıkları ülkelere koşmak için buruk bir özlem uyandırırdı içimde. Onları büyülenmiş gibi dinlerdim ve kalbim özlemle erirdi. Herkes yatağına çekildikten sonra ben ayakta kalır ve şatonun sessizliğin de ayın beyaz ışığı altında uyuyanların arasında dolaşırdım. O masallarda anlatılan uzak ve bilinmez diyarlara duyduğum sevgi o kadar derinlerime işlemişti ki bedenim sızlardı.

Bir akşam, şarktan dönen bir grup hacının, Akdeniz'in bir köşesinde, Lübnan sahilinde yaşayan soylu bir kadının güzelliğini göklere çıkardığını duydum. Bu kadarı bana yetti; ruhum o anda alev aldı. Gitmelerine izin vermedim. Günlerce ondan söz etmeye zorladım hacıları, kutsal düşüncelerini dağıtarak. Resmini görmek istedim ama hiçbirinde yoktu. Onun yüzünü ve gövdesini çizmek için ellerinden geleni yaptılar ama her biri onu başka bir şe kilde resmederek sabırsızlığımı daha da şiddetlendirdi.

Söyledikleri de birbirini tutmuyordu. Biri onu sarışın diye, öbürü esmer diye tarif ediyordu; biri gözlerinin gök mavisi olduğunu söylüyor, öbürü zümrüt yeşili gözler hatırlıyordu. Ama kimse güzelliğinden şüphe etmiyordu. Bir çeşit kesintisiz başkalaşım içinde durmadan değişen bir Tanrıça gibi hayal ediyordum onu. Sonunda, tutkumun ateşi içinde, gerçek güzelliğini seyretmek üzere gidip onu bulmaya karar verdim.

Haçlı Seferleri çılgınlığının bütün Avrupa'da patlak verdiği bir dönemdi. Aşık olmasaydım savaşa gidenlere kesinlikle katılmazdım, çünkü 1. Haçlı Seferi hakkında duyduklarım içime ciddi kuşkular salmıştı. Ama o kadar ateşliydim ki, din adamlarının alkışları ve arkada kalan kadınların gözyaşları arasında toplanan ordulara katılmakta hiç tereddüt etmedim. Savaşa giden erkekler, karılarından kaçıyordu ve kadınlar da o kadar acı acı ağladıklarına göre herhalde bunun farkındaydı. Oysa ben, o güne kadar hiç görmediğim sevdiğime kavuşmak için sabırsızlanıyordum ve mutluluğu bir tek onda bula bileceğime emindim.

Fernando ve bir grup şövalyeyle birlikte, Fransa kralının Balkanlar'a doğru yol almakta olan maiyetine yetiştim.

Ucunda beni bekleyen parlak ışığa rağmen bu yolculuk bende mutsuz anılar bıraktı. Talihin beni sürüklediği başka savaşlarda da olduğu gibi, yola çıkışımıza eşlik eden zafer havasının verdiği yüce duygular, çok geçmeden, vahşet ve hıyanette herkesin birbiriyle yarıştığı hırsızlıklara ve gözü dönmüş cinayetlere dönüştü. Evrendeki kötülük o yolculuğun her adımında selamladı beni. Haçlı Ordusu'ndan ve katliamı haklı göstermekte kullandıkları dinsel riyakârlıktan kaçtım. Savaşçılık ve Hıristiyanlık nişanlarımdan kurtulmuş olarak, Fernando'yla birlikte Lübnan'a doğru yelken açtım.

Denizdeki yolculuğumun sonuna doğru ölümcül bir hastalığa yakalandım ve kara görünene kadar hayallerim deki kadının adını sayıkladım. Kumsalda uzandım ve Doğu Akdeniz güneşinin alnıma vurduğunu hissettim.

Ona aşık çılgınca arayışıma dair haberler sevdiğime de ulaşmıştı ve ben nasıl güzelliğiyle ilgili efsaneleri duyarak aşık olduysam, o da hikâyemi duyarak bana âşık olmuştu. Varışımı haber alır almaz yanıma koştu, beni göğsüne bastırdı ve ağzımda gözyaşlarının tadını hissettim. Teninin kokusunu alıyor ama yüzünü göremiyordum; beni teslim almakta olan ölüm gözlerimi perdelemişti. Rengini tahmin etmek için saçına dokundum ve bana gözlerini anlatmasını rica ettim. Ama sözlerini bile anlamaktan acizdim ve kaderim onun güzelliğini göremeden ölmek oldu. Son nefesimi vermek üzereyken, kimliğimin zorba ve uğursuz hatırası bana geri geldi. O anda dudaklarımdan çıkan inleme, hiç yaşamayacağım bir mutluluğa, benden kaçıp giden hayata, ilahi varlığımın külfetine yakılmış bir ağıttı.

Kaynakça: Franco Ferruccı/Evrenin Hikayesi

(Bu yazı daha önce 2021 yılında yayınlanmıştır.)

Paylaş:
Farklı Bir Olasılık ve Bir HikayeSerpil Yılmaz

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz