Romanya'da Bir Ay: Yabancı Bir İşçinin Gözünden Bükreş

Romanya’ya çalışmak için ilk kez adım attığımda cebimde çok az kelime, aklımda ise bolca soru işareti vardı. “Burada tutunabilir miyim?”, “Yabancılara nasıl davranılır?”, “Dil bariyeri beni ezer mi?” Bir ay geçti. Şimdi bu satırları yazarken tüm bu soruların cevabı da yavaş yavaş şekillenmiş durumda.
Bükreş ilk bakışta biraz gri görünüyor. Sokaklar düzenli ama ruhsuz gibi. Ama sonra fark ediyorsun ki bu insanlar sıcakkanlı, sadece zaman istiyorlar.
Romence bilmeden buraya gelmek hata olabilir ama öğrenmeden devam etmek daha büyük hata. Her gün birkaç yeni kelime ezberliyorum. Çünkü bu ülkede “anlamaya çalışmak” bile karşılık buluyor.
Romanya’da işlerin belirli kurallar çerçevesinde yürüdüğünü görmek güven verici. İş saatlerine uyuluyor, ödemeler net. Ama esneklik pek yok. Dakiklik ve sorumluluk burada ciddiyetin göstergesi.
İlk haftalar yalnızlık yakandan düşmüyordu. Ama zamanla yalnızlık, içe kapanmak değil, kendiyle barışmak oluyor. Boş zamanlarımda Herăstrău Parkı’nda yürüyüş yapıyor, kitap okuyorum ve kahve içiyorum. Hayat burada hızlı değil ama boş da değil. Her şey, yerini bilene açık.
Romanya bana zor bir başlangıç sundu ama dürüst olayım, adil davrandı. Ne verdiysen, onun karşılığını aldığın bir yer burası. Kendi ayaklarının üstünde durmak isteyen, dil öğrenmeye açık olan, işine ve insanlara saygılı davranan herkes için bu ülkenin kapılarını aralayabilir.
Benim için bu ilk ay: Hayatta kalmaktan daha fazlasıydı. Öğrendim, sınandım, adapte oldum. Şimdi hedefim daha fazla dil pratiği, yerel kültürü derinlemesine tanımak ve belki de burayı ikinci evim haline getirmek.
Ve öğrendim ki, bir yere yabancı olmak sadece dil bilmemek değil, gönül vermemektir. Romanya bana bunu öğretti. Her gün kurduğum cümlelerle, her açtığım kapıyla, bu ülkeye biraz daha ait hissediyorum. Zamanla, insan yalnızlığın da bir öğretmen olduğunu anlıyor. Her yeni sokakta, her selamda, yeni bir alışkanlık, yeni bir parça kendinden buluyorsun. Belki hâlâ misafirim bu topraklarda ama artık burada bir hikâyem var. Ve bu hikâye, çalışmak için geldiğim bir ülkede, yaşamayı da öğrenmekle devam ediyor.
(Rovșen Gurbandurdyyev / Gazete Balkan)


