Ana Sayfa / Gündem / Romanya Tarihinde Türk İzleri – 5

Romanya Tarihinde Türk İzleri – 5

28 Temmuz 2022 11:190 görüntülenme
Romanya Tarihinde Türk İzleri – 5

Gazete Balkan Arşivi’nden

İlk Yayın Tarihi: 19 Eylül 2009

Proje ve Yayına Hazırlık: Hamdi Yılmaz

Araştırma ve Çeviri: İlmia Süleyman

::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

BİR ZAMANLAR TEKİR PAŞA VARDI

Masalları kıskandıracak bir efsane buldum ve sizin için, onları değerlendirmeye devam ediyorum. Eski zamanın saflığı, kahramanlıkları hatta o güzel aşkları bile, sanki bambaşkaydı. Bu efsaneleri okudukça, dedelerimizin ayak izlerini sanki ellerimle dokunuyor gibiyim.

O zamanları herkes eminim özlüyordur. Kim çocukluğunda, dedesinin ya da büyük annesinin kucağında oturup bir masal dinlemedi ki? Romence olarak yazılan bu efsaneleri Türkçeye çeviren olmamış.

Size bunları aktarırken, kendimi tekrarlıyor da olmak pahasına, büyük keyif aldığımı hatta, ayıp olmasın, zaman zaman, büyük annemi hatırlıyor gibiyim…

Bayram nedeniyle, bugün size Köstence şehrinde Techirghiol (Tekirgöl) adını taşıyan bir efsaneyi anlatmaya özellikle tercih ettim. Ola ki, minikleriniz varsa, bayram gününde, kim bilir Romanya’dan olan bu efsaneyi onlara yatmadan önce anlatırsınız…

Efsaneye gelince…

Yüzlerce sene önce, Türkler Romanya topraklarını terk edip evlerine gittiklerinde, yaşlı bir Paşa, fakir ve hastalıklı haliyle Dobruca’da kalmayı tercih etmişti. Bu ülkenin güzelliğine dayanamayan, birçok Türk aynen Paşa gibi burada kalmayı tercih etmişler. Paşa’nın adı da Tekir imiş. Uzakta bir yerde evi varmış. Fakirliğini gizlemek ve kimseye kendini acındırmamak için bu küçücük kırık dökük evde kalmayı seçmiş. Beygir adında atı da -aslında gerçekte bir eşek söz konusu- aynen onun gibi yaşlılık işaretleri veriyordu ama ara sıra, evin bazı işlerinde Tekir’e yardımcı oluyordu. Paşa ve Beygir birbirlerini öyle seviyorlardı ki, günün sofrasını Allah bilir neyle tamamlıyorlardı.

Birkaç gündür, Türk Tekir iyice rahatsızlanmaya başladı. Bacakları şişmeye başladı ve kendine bir bardak su alacak kadar, bacaklarında kuvveti kalmamıştı. Zavallı, saatlerce kapının eşiğinde oturuyordu ve Beygir de sulu gözleriyle onu hep izliyordu.

Bir gün, yaşlı Tekir’in aklına yakınlarda bir hocanın bulunduğu geldi. Hoca onun gençlikten arkadaşıydı ve gözlerini kapatmadan önce onu bir kere daha görmek istedi. Ata nasıl binsin ki? Beygire koşumları takarak, at arabasına bağladı ve yola çıktılar.

Tekir zor da olsa, Hoca’ya vardı ve Kuran’ı Kerim’den okumasını istedi. Belki de kim bilir, orada kendisine bir çare bulur diye, habire Hoca’ya Kitab’ı okutturdu. Hoca saatlerce okudu. Tekir baktı ki hastalığına çare yok, evine dönmeye kara verdi. Tam o sırada, Hoca aradığını bularak Tekir’e şu sözleri okudu:

“İyilik ve çare, sadece sevgide bulunur: Kendini seni sevenin eline bırak. Kendini sevgisine bırakarak, sadece bu şekilde iyileşirsin.”

Zavallı Tekir, dünyada onu sevenin kalmadığını düşünerek, ağlayarak evin yolunu tuttu. Beygirin koşumlarını boşa bırakarak atın sürüklediği yere gittiler. At bir gölün kenarına çekince, peşine yaşlı Tekir’i de sürükledi. Böylece, her ikisi de gölün suyuna girdiler.

Sevine, sevine, ikisi de o gölün çamuruna battılar ve daha sonra güneşe çıkarak kendilerini kuruttular. Bir gün böyle, ikinci gün de aynı, Tekir dede bir baktı ki, bacaklarındaki şişlik inmeye başladı hatta rahatça yürümeye hareket etmeye de başlamıştı. Beygir de aynısı. Bacakları tam iyileşince, Tekir evini bu gölün kenarına kaldırdı.

Bu iyileşmenin mucizesi, halk arasında çabucacık yayıldı. Zaman içinde Tekir’in evinin etrafında insanlar kendilerine ev yapmaya başlamışlar ve bu gün, şehir dışından, turistik ve sağlık amaçlı Tekir’in adını taşıyan yani Tekirgöl’e gelenler var. Özellikle romatizma hastalığı olan kişiler, yaz gününü burada geçirmeyi tercih edenlerin arasındadır.

Kaynak: “Dobruca Toprakların’dan Efsaneler” Kitabı - Yazar: Eugenia D. Gemala.

Paylaş:
romanyaTarih

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz