NAZIM TURAN & Türkiye’deki Esnafın Ahlak ve Esnaflık Kurallarını Çiğneyerek Sürekli Zam Yapması

Son zamanlarda Türkiye’de esnaflık anlayışında ciddi bir bozulma gözlemleniyor. Turistleri ve yerli halkı hedef alarak yapılan fırsatçılık ve etik dışı fiyatlandırmalar artık dayanılmaz hale geldi. Taksiciler turistleri dolandırıyor, restoranlar menülerde yazan fiyatların çok üzerinde hesap kesiyor, süpermarketler gereksiz zamlarla halkı zor durumda bırakıyor. Ev sahipleri, artan talep karşısında kiraları astronomik seviyelere çıkararak kiracıları zor duruma sokuyor.

Mesela Alanya’da bir marketten alışveriş yapan bir turistin, 1 litre suya 255 TL ödediğini ve alışveriş fişini sosyal medyada paylaşarak isyan ettiğini duydum. Sürekli gittiğim özel bir sağlık kuruluşunda benzer bir deneyim yaşadım. Tedavi için gittiğimde, ilk iğnenin ücreti ile ikinci gidişimdeki ücret arasında %50 fark olduğunu gördüm. Sebebini sorduğumda "girdi maliyetleri" dediler. Ödemeyi reddettim ve sonunda orta bir yol bulduk. Bu durumlar gerçekten çok haksız ve adaletsiz.
Esnafın Kendi Ayağına Sıkması
Esnaflar farkında olmadan uzun vadeli çıkarlarına zarar veriyor. Sürekli zam yaparak ve fiyatları aşırı yükselterek müşterilerinin güvenini kaybediyorlar. Bu, hem yerli halkın hem de turistlerin alternatiflere yönelmesine, hatta tamamen uzaklaşmasına sebep oluyor. Kısa vadede daha fazla kazanç sağladığını düşünen esnaf, uzun vadede sadık müşterilerini kaybediyor ve işlerini sürdürülemez hale getiriyor. Bu durum, turizm gibi kritik bir gelir kaynağını tehdit ediyor.
Devletin Rolü
Ancak sorun sadece esnafla sınırlı değil. Devlet de bu işin içinde. Alınan vergi artışlarından bunu anlamak mümkün. Sadece 13 ayda 29,65 TL olan harç ve pul 156,80 TL’ye çıktı, artış %529. En son 2022'de 150 TL olarak belirlenen yurt dışı harcı, düzenlemeyle birlikte yüzde 233 oranında zamlandı.
Fahiş Fiyat ve Açgözlülük Enflasyonu
Dolar yüzde 2, yem yüzde 5, motorin yüzde 9.4 artarken et yüzde 30, beyaz et yüzde 40 artıyorsa bu durum maliyetlerle değil "açgözlülük enflasyonu" ile açıklanabilir. Devlet, terörle mücadele ettiği gibi bu açgözlülerle de mücadele etmeli. Fahiş fiyat artışlarını yüzyıllara dayanan ahilik geleneğine sahip bir milletin esnaf ve tüccarlarına yakıştıramıyorum. Ekonomik olarak halkın çok zorlandığı kritik bir süreçte, vicdani ve insani değerleri hiçe sayarak geniş kitleleri etkileyen bu salgından fırsat çıkarmaya çalışanlara söyleyecek söz bulamıyorum.
Ülkenin Ekonomik Dengesini Bozan Bir Yarış
Turizm bizim ülkemizin en önemli gelir kaynaklarından biri ve bu sene çok istemediğimiz negatif haberler dolaşıyor sosyal medyada. Bindiği dalı kesmek tam olarak buna denir. Eğer bu fırsatçılık devam ederse, hem yerli halk hem de turistler alternatif destinasyonlara yönelecek ve ülkemizin ekonomisi büyük zarar görecektir. Alarm zilleri çoktandır çalıyor aslında.
Osmanlı Döneminde Fırsatçı Esnafa Karşı Sert Tedbirler
Osmanlı İmparatorluğu döneminde, esnaflık daha katı kurallar ve ahlaki prensiplerle yönetiliyordu. 1815 yılında İstanbul’da eti pahalıya satan üç kasap, Bodrum karşısındaki İstanköy Adası’na sürgün edilmiş ve kaleye hapsedilmiş. Bu olay, dönemin yöneticilerinin fırsatçılığa ve ahlaki bozulmaya karşı ne kadar sert tedbirler aldığını gösteriyor. Ayrıca, usulsüz mal satan esnaflar falakaya yatırılarak cezalandırılıyordu. Bu tür uygulamalar, esnafların ahlaki kurallara uymasını sağlamak için önemliydi.
Esnaf ve Üreticilerin Sorumluluğu
Esnaf ve üreticiler %300 kâr odaklı ticaret anlayışından artık vazgeçmeli. Esnaf ve üreticilere vergide mali disiplin, fiyat etiketinde disiplin ve kurumsal kalite ahlakı verilmesi şart. Kaliteden ödün veren, vergide yalanla on takla atan, fahiş fiyatla emekçinin ve devletin kamburu olan esnaf, lokanta ve üreticilerin hepsini kurban bayramına kadar boykot ediyorum. Devletimiz bu boykot sonucu mağduru oynayan esnafa teşvik destek yoluna gitmesin. Kazanmıyorsa dükkanı kapatsınlar, su akar yolunu bulur. Boşluğunu dolduracak birileri yine çıkar.
SONUÇ
Esnaflık kültüründeki bu bozulmanın farkına varılması ve düzeltilmesi gerekiyor. Tarihten ders alarak, gelecekte daha adil ve ahlaklı bir ticaret ortamı oluşturmak mümkün. Esnafların kısa vadeli kazanç hırsı, uzun vadede hem kendilerine hem de ülkemize zarar veriyor. Türkiye’nin ekonomik dengesini korumak ve turizm gibi kritik sektörlerde sürdürülebilir başarı sağlamak için esnaf ve üreticilerin ahlaki ticaret prensiplerine uyması şarttır. Tabi ki biz esnafları falakaya yatırmayalım ama gerektiğinde cezaları vermeyi de bilelim.


