Nazım Turan – “Sahte”ye Karşı Tek Ses Olmak Zorundayız

Bazı olaylar vardır, sadece bir haber değildir; bir milletin hafızasına acı bir leke gibi kazınır.
Sahte diploma skandalı işte böyle bir olay.
Düşünün… Depremde sevdiklerini toprağa vermiş bir aile, aylar sonra öğreniyor ki, gelinlerinin diploması sistemden silinmiş. Yerine hiç tanımadıkları bir “sahte mezun” yerleştirilmiş. Bu sadece bir kâğıt parçası değil; bir insanın yıllarca verdiği emek, alın teri, uykusuz geceleri, hayalleri…
Bu olayda adı geçen sadece bir kişi değil. Savcılık dosyalarında yüzlerce sahte diploma, kopyalanmış e-imza, oynanmış üniversite kayıtları var. Bazı belgeler on binlerce liraya satılmış, bazı kişiler hiç okumadıkları bölümlerden mezun gibi gösterilmiş. Sadece diplomalar değil, ehliyetler, ruhsatlar, sertifikalar da sahte.
Düşünsenize…
- Sahte mühendis köprü yapıyor.
- Sahte doktor hastayı ameliyat ediyor.
- Sahte psikolog terapi veriyor.
- Sahte öğretmen çocuklarımıza ders anlatıyor.
Ve bu insanlar gerçekten görev başına gelebilmiş.
Bu mesele sadece “ahlaki bir çürüme” değil, milli güvenlik sorunudur. Çünkü devletin bilgi sistemlerine sızılmış, kayıtlar değiştirilmiş, ölmüş insanların bilgileri bile kurcalanmış. Bu, bireysel sahtekârlık değil; organize bir ağın işi.
Rakamlar buz gibi:
- Yüzlerce şüpheli, onlarca kurum bağlantısı…
- On binlerce liraya satılan sahte belgeler…
- Tespit edilemeyen, hâlâ görevde olabilecek bilinmeyen sayıda kişi…
Bu tablo, sadece bugünü değil, yarını da tehdit ediyor.
Bu işin affı olmaz.
Çünkü mesele yalnızca bir kişinin hakkının yenmesi değil; hepimizin güvenliğinin, geleceğinin çalınmasıdır.
Eğer bugün bu skandala “olur böyle şeyler” diye bakarsak, yarın çocuğumuzun okul diplomasının, doktorunun uzmanlık belgesinin, mühendisinin ruhsatının gerçek olup olmadığını sorgulamak zorunda kalacağız.
Toplum olarak tek ses olmak zorundayız.
Bu işin üzeri kapatılamaz, kapatılmamalı.
Gerçek mezunların, dürüst çalışanların hakkını savunmak hepimizin görevi.
Liyakatsizliğin, sahtekârlığın, “ben yaptım oldu” düzeninin son bulması için konuşmak, yazmak, gündemde tutmak, hesap sormak zorundayız.
Çünkü bu, sadece sahte diploma meselesi değil; bir milletin vicdan sınavıdır.Unutmayın: Bu konuda sessiz kalan bir toplum, gelecek felaketlere önceden “kabul” vermiş demektir.
Ve biz, çocuklarımıza bu mirası bırakamayız.
Yunus Emre der ki:
“Eğriden doğru çıkmaz. Sahte elmas güneşte parlamaz.”


