Ana Sayfa / Gündem / Nazım Turan & Millet Olmak ve Efendiliği Hatırlamak

Nazım Turan & Millet Olmak ve Efendiliği Hatırlamak

11 Kasım 2025 13:410 görüntülenme
Nazım Turan & Millet Olmak ve Efendiliği Hatırlamak

Prof. Dr. Halil İnalcık – Tam Alıntı

“Mustafa Kemal Paşa kürsüye çıkıp coşkuyla ‘Büyük Türk Milleti!’ diye ilk kez halka seslenince, ülkede ne büyük bir dalgalanma oldu, şimdi geriye dönük olarak bunu anlayamazsınız. Herkes birbirine bakıp teaccüp ediyordu.

Bu topraklarda son yedi yüz yılda bir tane yönetici yoktur ki konuşmasına ‘Türk Milleti’ diyerek başlasın. Açın bakın fermanları, ‘Ey kullarım, buyruğumdur’ diye başlarlar.

Anadolu’nun taşı, toprağı, bitkisi buna alışkın değildi. Şaşkınlığı atmak hiç kimse için kolay olmadı.

Özellikle de asırlarca Saray çevresinde geçimini sağlayan, devşirme tabaka kendini kapının önüne konmuş hissetti.

Bunların bir kısmı boyun eğdi, kabullendi; etmeyenlerin kimisi dini, kimisi etnik bir kimliğe bürünerek yeni kurulan devlete alttan alta uzun bir mücadeleye girişti.

Oysa Atatürk, bu milletin kendi öz benliğini, efendiliğini ve insan onurunu iade etti. Bu, tarihin akışında büyük bir devrimdir.”

Kaynak: Halil İnalcık, Röportaj Arşivi – “Atatürk’ün Mirası ve Türk Kimliği”, 2009 / Halil İnalcık Armağanı.

Değerli okuyucular Halil İnalcık Hoca, bu sözleriyle aslında bize kimin kim olduğunu hatırlatıyor.

Atatürk’ün “Büyük Türk Milleti!” hitabıyla birlikte bu ülke ilk kez kendini bir “millet” olarak duydu.

Yüzyıllarca “kul” denilen insanlar, ilk kez “efendi” olduklarını hissettiler.

Cumhuriyet, sadece bir yönetim değişikliği değil, bir onur meselesiydi.

İnsana kendi değerini, kendi yerini gösterdi.

Ama aradan geçen yıllarda, o bilinç sanki yeniden kaybolmaya başladı.

Bugün bir vatandaş, devlet dairesine girdiğinde hâlâ kendini küçük hissediyor.

Bir memurun, bir müdürün karşısında konuşmaya çekiniyor, derdini anlatamıyor.

Kimi zaman korkudan, kimi zaman da alışkanlıktan.

Bir köye giden devlet görevlisine hâlâ “efendi” gibi davranıyoruz.

Sanki o bizim hizmetimizde değilmiş de biz onun kapısındaymışız gibi.

Bazen düşünüyorum; bizde bu içe sinmiş “itaat” duygusu nereden kalma?

Belki tarihimizden, belki öğretilmiş bir saygıdan.

Ama bu, sağlıklı bir saygı değil.

Doğru bildiğini söyleyemeyen, hakkını arayamayan insan ne kadar özgür olabilir ki?

Atatürk’ün bize kazandırdığı yurttaşlık bilinci, tam da bu zinciri kırmak içindi.

Bu ülkenin gerçek sahibi millettir.

Bir devlet memuru, bir müdür, bir başkan — kim olursa olsun — maaşını halkın vergisinden alır.

Devlet halkın üstünde değil, halkın hizmetindedir.

Biz bunu unuttukça, efendiliğimiz de yavaş yavaş elimizden gidiyor.

Ruhun şad olsun Halil İnalcık Hoca.Senin de dediğin gibi, Atatürk bu millete sadece bağımsızlığı değil, insan onurunu da geri verdi.

O onur, bizim en büyük servetimizdir.

Kaybetmemek elimizde.

Paylaş:
Nazım Turan

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz