Nazım Turan & Kazım Gürbüz’ün Ardından

Dün bir haberle karşılaştım:
Yogi Kazım, yani Kazım Gürbüz, 105 yaşında hayatını kaybetmiş.
Yaşlılığa bağlı doğal nedenlerle aramızdan ayrılmış.
İlk başta sıradan bir haber gibi geldi. Ama başlığı merak ettim, linke tıkladım…
Ve birkaç satır sonra kendimi hayretle, sonra da takdirle onun hayatını okurken buldum.
Kazım Gürbüz, 1920 yılında Adana’da doğmuş.
Çocuk yaşta zihinsel disiplinle tanışmış, henüz dört yaşındayken Kur’an’ı ezberlemiş.
Ancak onu bir efsane haline getiren, geçirdiği büyük bir trafik kazası.
1961 yılında omurgası kırılıyor, doktorlar “artık yürüyemezsin” diyor.
Ama o bunu kabul etmiyor.
Aylar süren kendi geliştirdiği beden-zihin teknikleriyle, yani bugün “Yoka Sistemi” dediği yöntemle ayağa kalkıyor.
Ve sadece yürümüyor, neredeyse yeniden doğuyor.
Yıllar sonra, 2001 yılında bu kez kanser teşhisi konuyor.
Tıp, pasif bir yaşam öneriyor.
Ama Kazım Hoca yine bildiği yoldan sapmıyor.
Bedenini, zihnini, nefesini bir bütün olarak kullanmaya devam ediyor.
Beslenmesine dikkat ediyor, düzenli hareket ediyor, meditasyon yapıyor.
Ve bu savaşı da kazanıyor.
Birçok kişiye göre bu bir mucize. Ama onun bakışına göre, bu tamamen sistemli düşünmenin ve disiplinli yaşamanın sonucu.
Kazım Gürbüz’ün hayatı yalnızca kendi sınırlarını zorlamakla kalmadı.
O, bildiklerini paylaşmayı da bir görev bildi.
Yurt içinde ve yurt dışında sayısız insana danışmanlık yaptı.
Zamanında Suudi Arabistan Kralı’ndan, Afrika’da devlet başkanlarına kadar uzanan geniş bir kitleyle çalıştı.
Ama en çok Anadolu’da, sade insanlara rehberlik etti.
İnsanların vücut ağrılarını, ruhsal yüklerini hafifleten bir bilgeye dönüştü.
Ben onunla ölüm haberi sayesinde tanıştım.
Ama kısa bir okuma bile, onun ne denli güçlü, tutarlı ve gerçek bir yaşam sürdüğünü görmem için yetti.
Kazım Hoca’nın hayatı bana şunu hatırlattı:
Sağlıklı, güçlü ve dirençli olmak bir tesadüf değil.
Ne yaptığımızı biliyorsak, hedefimizi net koymuşsak ve bunun için sürekli çalışıyorsak…
Beden de zihin de bizi yarı yolda bırakmaz.
Kazım Gürbüz, modern dünyanın karmaşasında bize çok basit ama etkili bir yol haritası sundu:
Ne olmak istiyorsan, önce karar ver. Sonra hedef koy. Ardından da emek ver.
Işıklar içinde uyu Kazım Hoca.
Seninle geç tanıştım ama hayatın, tam zamanında bir ders oldu bana.
Ve biliyorum ki, senin izini sürecek daha çok insan var bu dünyada.


