NAZIM TURAN & İşportacı

Sevgili okuyucular,
Size bir işportacı hikayesi anlatmak istiyorum; belki duymuşsunuzdur. Bugün nedense aklıma geldi ve paylaşmak istedim. Bir işportacı, elinde bir şişe ile dolaşıyor ve bu şişenin içinde bir yılan olduğunu, üstelik bu yılanın konuşabildiğini iddia ediyormuş. “Şimdi şişenin kapağını açacağım, ona sorular soracaksınız, o da cevap verecek,” dermiş. Ancak hemen ardından, “Şişeyi açmadan önce size şu jiletlerden hediye etmek istiyorum, fiyatı sadece 25 kuruş,” diyerek, kalabalığı jilet almaya teşvik edermiş. Jiletler o kadar ucuz ve “hediye” olarak sunuluyormuş ki, insanlar bu fırsatı kaçırmamak için jiletleri kapış kapış alıyormuş.

İnsanlar, yılana soru sormak için sabırsızlanırken, işportacı bir yandan jilet satmaya devam ediyor, bir yandan da yavaş yavaş şişenin kapağını açıyormuş. “İşte açıyorum,” diyerek biraz daha jilet satıyor, sonra “Evet! Şişe açılıyor, yılan çıkacak ve sizinle konuşacak,” deyip yine birkaç jilet daha satıyormuş. Kalabalık, yılanın gerçekten konuşacağına inanarak daha fazla jilet alıyormuş. Tam şişeyi açacakken, kalabalığın içinden bir ses yükselmiş: “Zabıta geliyor!”
O anda işportacı, şişeyi hızla çantasına koymuş, şapkasını tutarak kaçmış. Bu hikaye bana hep şunu düşündürmüştür: İnsanlar bu numaraya inandıkça, işportacı daha çok jilet satmaya devam eder.
Bugünlerde de benzer durumlar yaşıyoruz; her seçim öncesi vaatlerle dolu bir şişe gösteriliyor, ama tam vaatler gerçekleşecek derken bir engel çıkıyor. Maalesef bizler bu numaralara inandıkça, o vaatlerin gerçekleşmesini daha çok bekleriz.
Hadi diyelim ki o şişe belki bir gün açılacak ve yılan çıkacak. İşte acı da olsa gerçeği o zaman göreceksin: Yılan konuşmayacak ve senin kaybettiğin, suratını kesen o jiletler yanına kâr kalacak. Unutmayalım, akıl her zaman en iyi sermayedir!


