Ana Sayfa / Gündem / NAZIM TURAN & Eşeğin Kitabı ve Günümüz

NAZIM TURAN & Eşeğin Kitabı ve Günümüz

6 Aralık 2024 13:310 görüntülenme
NAZIM TURAN & Eşeğin Kitabı ve Günümüz

Sevgili okuyucular, ortam çok gergin ve karışık; sınırlarımızda ve hemen sınır ötesinde savaş tamtamları çalıyor. Bir taraftan “terörist başı hapisten çıkartılsın” deniyor, diğer taraftan siyasiler birbirini tehdit ediyor, nutuklar atılıyor, tutuklamalar gündemi sarsıyor. Ekonomik ve sosyal sorunlar zaten almış başını gitmiş. Kısacası kaynayan kazanın altındaki ateş giderek harlanıyor. Bu karmaşa içinde herkes bir şeyler söylüyor, yazıyor ve hatta “okuyor” gibi görünüyor. Ama aslında herkes, yalnızca kendi doğrularını doğrulayacak birkaç “arpa tanesi” peşinde.

Tıpkı Nasreddin Hoca’nın Timur’a karşı eşeği okutma hikayesinde olduğu gibi, insanlar hızla sayfaları çeviriyor ama anlamaya niyetli değil. Çünkü amaç anlamak değil, haklı çıkmak. Toplum da Timur misali, yüzeysel bilgiyi teşvik eden bir sistemin parçası. Böyle bir ortamda derinlik ve samimiyet aramak, neredeyse eşeğin kitap okumasını beklemek kadar zor. Gelin şimdi hikayeyi hatırlayalım:

Hoca ve Timur

Bir görüşme esnasında Emir Timur, Nasreddin Hoca’nın hocalığına laf eder. Buna içerlenen Hoca:

“Hünkarım, ben sizin şu yanınızdaki eşeği bile okuturum,” der.

Timur gülerek eşeğin yularını Hoca’nın eline tutuşturur ve şöyle der:

“Madem öyle diyorsun, sana üç ay mühlet. Götür eşeği okut. Üç ay sonra meydanda eşek kitap okuyacak. Okuyamazsa, hiç acımam alırım kelleni. Ona göre!”

Hoca, eşeğin boyuna göre bir masa ve bir de kalın kocaman bir kitap yapar. Yemleme zamanı gelince, sayfaların arasına birer avuç arpa serpip eşeğin önüne koyar. Hoca kitabı açınca eşek arpaları görür ve yemeye başlar. Sayfa biter, arpa biter, Hoca başka bir sayfa açar. Böyle böyle haftalar geçer. Nihayet eşek, kitabı görünce heyecanlanır, masayı görür görmez kulaklarını dikip kuyruğunu sallamaya başlar.

Üçüncü ayın sonunda, kitabın sayfalarını Hoca’nın çevirmesine bile gerek kalmaz. Eşek, diliyle sayfaları çevirip arpalara ulaşmayı öğrenmiştir. Timur’un belirlediği günün arifesinde Hoca, eşeği aç bırakır.

Ertesi gün, meydan dolar taşar. Hoca, eşeği masanın başına getirir, kitabı önüne koyar. Aç kalan eşek, büyük bir özlemle kitabı diliyle açar ve sayfaları bir bir çevirmeye başlar. Ama hiçbirinde arpa bulamaz. Arpa bulamayınca hırsla sayfa çevirir, homurdanır, en sonunda da uzun uzun anırır.

Hoca, Timur’a dönerek şöyle der:

“Bu da özeti hünkarım.”

Timur kahkahalar atar:

“Hoca, eşek kitabı okudu mu şimdi?” diye sorar.

Hoca taşı gediğine koyar:

“Okudu hünkarım. Hem de sonunda özetini de yaptı. Ama anlamadıysanız bu normal, çünkü eşek kitabı kendi diliyle, yani eşekçe okudu. Anlayabilmeniz için eşek olmanız gerekir.”

Günümüze Dönüş

Bu hikayeden çıkarılacak ders çok net: Anlamak, sadece okumaktan ya da konuşmaktan ibaret değil; anlamak için dinlemek, sorgulamak ve samimiyetle çaba göstermek gerekiyor. Ancak bugün herkes, tıpkı eşek gibi, hızla sayfaları çevirip kendi arpasını arıyor. Hakikatin peşinde olan çok az kişi var. Eğer bu döngüyü kıramazsak, tartışmalarımızın ve konuşmalarımızın sonu sadece uzun bir “anırma” olur. Ve bu da çözüm değil, daha büyük bir kaosun kapısını aralar.

Paylaş:
Nazım Turan

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz

NAZIM TURAN & Eşeğin Kitabı ve Günümüz - Gazete Balkan