Nazım Turan & Ciğerimiz yanıyor

Ve biz hâlâ bu yangınları, göz göre göre kaybediyoruz.
Oysa çözüm , tedbir almak o kadar da zor değil.
Bugün dünyanın dört bir yanında, orman yangınlarıyla mücadelede standart kabul edilen yangın söndürme uçakları var:
Boeing 747 Supertanker,
Bombardier CL-415,
Air Tractor AT-802 gibi hava filosu uçakları.
Türkiye gibi yangın riski yüksek bir ülkede en az 10 büyük kapasiteli uçak şart.
Bunların maliyeti yüksek değil.
Diyanet, Odalar Birliği, büyük vakıflar ve sendikaların bütçesinden yalnızca %25 lik bir pay ayrılsa,
bu filoyu kurmak mümkün.
Üstelik sadece uçak değil; insan gücü, ekipman, eğitim, dijital erken uyarı sistemleri de bu kaynağın içinde karşılanabilir.
Ama yapılmıyor.
Çünkü yangın sadece ormanı değil, vicdanları da yaksa da;
öncelik hâlâ başka yerde.
Ormanlar tutuşuyor, içindeki kuşlar, karacalar, ağaçlar, köylüler, umutlar…
Ve daha birkaç gün önce, 11 insanımız hayatını kaybetti.
Yangını söndürmek için gittiler.
Canlarını verdiler.
11 ocağa ateş düştü.
Ve biz hâlâ, “Geçmiş olsun” cümlelerinin arkasına saklanıyoruz.
Her yıl aynı felaket.
Her yıl aynı çaresizlik.
Ve her yıl aynı sorular:
Neden hâlâ yeterli yangın söndürme uçağımız yok?
Neden hâlâ insan gücüne, çaresizliğe, rüzgâra teslimiz?
İklim değişti. Kuraklık bastırdı.
Yangınlar daha hızlı yayılıyor, tarım toprakları susuz kalıyor, barajlar dolmuyor.
Ama doğayla savaşmak yerine, biz hâlâ onu görmezden geliyoruz.
Eğitim yetersiz.
Afet yönetimi hazırlıksız.
Yangınla mücadele teknolojileri yok denecek kadar az.
“Ar-Ge” sadece kâğıt üstünde var.
Su kaynakları tükeniyor, ormanlar kayboluyor,
Ama biz hâlâ ders almıyoruz.
Hâlâ sınıfta kalıyoruz.
Artık bu kader değil.
Bu, açık bir ihmaldir.
Bu, toplumsal bir zaaf değil; yönetsel bir eksikliktir.
Bu ülkenin doğası, suyu, toprağı, ormanı;
bir kişinin, bir kurumun, bir dönemin değil,
hepimizin ortak sorumluluğudur.
O yüzden artık sadece üzülerek değil,
toplum olarak bilinçle, hazırlıkla ve kararlılıkla hareket etmek zorundayız.
Çünkü bu yangınlar sadece ormanları değil,
geleceğimizi, nefesimizi, yaşam hakkımızı yakıyor.
Bugün susarsak, yarın su bulamayacağız.
Bugün görmezden gelirsek, yarın nefes alamayacağız.
Orman vatandır.
Su haktır.
Hazırlık zorunluluktur.
Ve kaybettiğimiz 11 can, bu ülkeye neyin eksik olduğunu acı şekilde gösterdi.
Artık kimse “bilmiyorduk” diyemez.


