Nazım Turan & Bir Yalanın İzini Sürerken: Mehmet Rıfat Börekçi Üzerine

Geçenlerde sosyal medyada dolaşırken iki satırlık bir ithamla karşılaştım.
“İlk Diyanet İşleri Başkanı Yahudi’ydi” deniliyordu.
Geçip gidebilirdim. Ama merak ettim.
“Acaba aslı nedir?” dedim.

Bir saati aşkın süre farklı kaynaklara baktım, akademik çalışmaları inceledim, resmî kayıtları kontrol ettim.
Sonuç çok netti:
Ortada belge yoktu. Ama iddia vardı.
Ve şunu gördüm: Amaç hakikati tartışmak değil, zihinlere bir şüphe bırakmaktı.
Cumhuriyet’in kurucu kadroları hakkında yıllardır benzer yaftalar dolaşıma sokuluyor. Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, o dönemde görev alan pek çok isim için “Yahudi”, “Mason”, “İngiliz yanlısı” gibi ithamlar üretildi. Bu iddiaların ortak özelliği basit: Belgeleri yok, ama tekrarları çok.
İlk Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Rıfat Börekçi de bu zincirin bir halkası hâline getirilmiş.
Oysa kim olduğuna bakınca tablo bambaşka.
1860 Ankara doğumlu, medrese tahsilli bir İslam âlimi. Uzun yıllar Ankara Müftülüğü yapmış. Milli Mücadele döneminde Ankara’nın yanında saf tutmuş, İstanbul’daki işgal yanlısı fetvaya karşı karşı fetvada yer almış bir din adamı. 3 Mart 1924’te kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ilk başkanı olarak atanmış ve bu görevi 17 yıl boyunca sürdürmüş bir isim.
Yani sadece bir bürokrat değil; Cumhuriyet’in din politikasının kurucu figürlerinden biri.
Peki neden hedef alındı?
Çünkü Cumhuriyet, dini siyasetin aracı olmaktan çıkarıp kurumsal bir zemine oturttu. Eski düzenin imtiyaz alanları daraldı. Gücünü belirsizlikten ve karmaşadan alan yapılar için en kolay yöntem, şahısları tartışmalı hâle getirmekti.
Bir gerçeği çürütemiyorsanız, o gerçeğin temsilcisini tartışmalı yaparsınız.
Tarih boyunca yöntem değişmedi.
Benim için mesele şu:
Bir iddianın yüksek sesle söylenmesi, onu doğru yapmaz.
Ama araştırmayan bir toplumda, tekrar edilen her söz bir süre sonra gerçek sanılabilir.
Hakikat belgede durur.
Yalan ise hızla dolaşır.
Mesele, hangisinin peşinden gitmeyi tercih ettiğimizdir.
Hakikatin izinde kalın.


