Ana Sayfa / Gündem / NAZIM TURAN & Bir Toplumun Yozlaşması ve Kayıp Gelecekler

NAZIM TURAN & Bir Toplumun Yozlaşması ve Kayıp Gelecekler

25 Eylül 2024 13:230 görüntülenme
NAZIM TURAN & Bir Toplumun Yozlaşması ve Kayıp Gelecekler

Her gün uyandığımızda karşılaştığımız haberlerin birçoğu, maalesef içimizi karartacak türden. Ümraniye’de yaşanan son olay, bu karanlık tablonun en acı örneklerinden biri. 26 suç kaydı bulunan 19 yaşındaki Yunus Emre Geçti, bir polisin silahını alarak etrafa ateş açtı ve 27 yaşındaki polis memuru Şeyda Yılmaz’ı haince şehit etti. Bu vahşi olay, yalnızca bir can kaybı değil, toplumumuzun içine düştüğü derin yozlaşmanın ve adalet sistemindeki aksaklıkların bir sonucudur.

Bir insan, böylesine ağır suçlarla defalarca karşı karşıya kalıp nasıl sokaklarda dolaşabilir?

📌 1 adet uyuşturucu ticareti

📌 8 adet uyuşturucu kullanma

📌 2 adet kasten yaralama

📌 1 adet cinsel taciz

📌 2 adet yağma

📌 1 adet gasp

📌 2 adet çocuğa cinsel istismar

📌 1 adet hırsızlık

📌 2 adet mala zarar verme

Bunca suç kaydı bulunan birini serbest bırakanların, bu gencecik kadın polisin şehit edilmesinde payı yok mu? Bu ülkede, suçluların hak ettiği cezayı çekmemesi, başkalarının hayatına mal oluyor. Şeyda Yılmaz’ın şehit edilmesi, yalnızca bu katilin değil, bu suçlara göz yuman, sorumluluklarını yerine getirmeyen herkesin suçu.

Ancak burada sorulması gereken daha derin bir soru var: Nasıl bir toplumda yaşıyoruz ki 14 yaşındaki bir çocuk, elinde silahlarla poz verip, suça bulaşacağını bu kadar açıkça belli ederken aile ve çevresi sessiz kalabiliyor? Bu çocuk, Yunus Emre Geçti, daha genç yaşında suça meyilli bir birey olarak yetişmiş. Ailesi, onu uyarmak yerine bu duruma göz yummuş; çevresi, onu dışlamak yerine kabul etmiş. Böyle bir ortamda büyüyen bir bireyin, bugün bir polis katili olmasına şaşırmamalı.

Bir ailenin çocuğuna insanlığı, yardımseverliği, cana kıymanın değil, cana can katmanın değerini öğretememesi, toplumun çözülüşünün en acı göstergesidir. Ne yazık ki her aile iyi değildir ve bu toplumda çocuklarını insanlığa zararlı bir virüs gibi yetiştiren binlerce aile var. Bugün karşımızda duran bu zihniyet, suçluları yetiştiren, onlara göz yuman bir toplumsal yapıdan kaynaklanıyor.

Gel de kahrolma.

Polis memuru Şeyda Yılmaz, bu ülkeye hizmet etmek, vatandaşını korumak için yemin etmişti. Ancak onu koruyamayan bir sistemin sorumluluğu hepimizin omuzlarında. Hapiste olması gereken suçluları serbest bırakanlar, bu trajedinin suç ortaklarıdır. Kadın polisi vuran bu alçağın videolarını izlediğinizde, nasıl bir zihniyetin ürünü olduğunu görüyorsunuz. Suça teşvik edilen, cezasız bırakılan bu kişiler, yalnızca bireysel suçlar işlemiyor, aynı zamanda ülkemizin geleceğini karartıyor.

Şehit polis memurumuz Şeyda Yılmaz’a Allah’tan rahmet, ailesine sabır diliyorum. Bu olaylar, yalnızca acı bir hatırlatma değil, aynı zamanda toplum olarak sorumluluklarımızı tekrar gözden geçirmemiz gerektiğine dair bir uyarıdır. Suçluların serbest kalmasına, adaletin eksik işlemesine ve toplumun bu şekilde çözülmesine bir an önce dur denmelidir. Bunun için gereken her şey yapılmalı, bu karanlık tabloya son verilmelidir. Aksi takdirde, kaybettiğimiz her canla birlikte karanlık geleceğimize bir adım daha yaklaşmış oluruz.

Paylaş:
Nazım Turan

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz