Ana Sayfa / Gündem / Nazım Turan & Bir Çobanın Adımlarıyla Taşınan Rüya: Badea Cârțan

Nazım Turan & Bir Çobanın Adımlarıyla Taşınan Rüya: Badea Cârțan

23 Ağustos 2025 00:050 görüntülenme
Nazım Turan & Bir Çobanın Adımlarıyla Taşınan Rüya: Badea Cârțan

Mama Roma’ya yürüyen, kitaplarla dağları aşan ve bir milletin birlik hayalini sırtında taşıyan çoban

Değerli Okuyucular,

Hepimiz “çoban” kelimesini duyduğumuzda artık neredeyse otomatik olarak “Ferrari’sini Satan Bilge” kitabını hatırlıyoruz. Modern çağın çobanı, lüksü bırakıp maneviyatı arayan bir simgeye dönüştü. Ama ben size bugün bambaşka bir çobandan bahsedeceğim. Bu çoban ne modern bir masal kahramanı, ne de yalnızca sade bir köylü… O, macerayı seven, kitapları sırtında dağlardan aşıran ve yürüyerek Roma’ya giden farklı bir çoban: Badea Cârțan.

1849’da Sibiu’ya bağlı küçük bir köyde dünyaya gelen Badea, çocuk yaşta çobanlığa başladı. Okula gitmedi ama kendi kendine okumayı öğrendi. Dağlarda koyunlarını otlatırken aklında hep şu soru vardı:

“Neden aynı dili konuşan, aynı türkülerle ağlayan insanlar dağlarla ayrılmış durumda?”

Biliyorsunuz, Rumen halkı tarih boyunca Daçlar ile bölgeye gelen Latin kökenli Romalıların birleşmesinden doğmuştur. Ancak Badea’nın yaşadığı dönemde Romanya bugünkü gibi bütün değildi; Transilvanya, Moldova ve Eflak gibi farklı bölgeler ayrı yönetimler altındaydı. İşte bu yüzden onun yürüyüşü yalnızca Roma’ya değil, aynı zamanda parçalanmış bir milleti hayalinde birleştirmeye doğruydu.

Mama Roma’ya Yürüyüş

1896’da sırtında küçük bir heybe, ayağında çarıklarla Transilvanya’dan yola çıktı. 1.700 kilometrelik yolu 45 günde yürüdü. Timișoara’dan Budapeşte’ye, Viyana’dan Alplere kadar adım adım ilerledi. Ormanlarda, köylülerin ahırlarında konakladı, yol boyunca dört çift çarığını yıprattı.

Ve nihayet, kendi deyimiyle “Mama Roma”ya ulaştı. Yanında taşıdığı bir avuç toprak ile birkaç başak buğdayı Traian Sütunu’nun dibine serpti. Ardından sütunun gölgesine uzandı ve yorgunluktan orada uyuyakaldı. Sabah olduğunda halk gözlerine inanamadı: binlerce yıllık sütunun dibinde, sanki kabartmalardan çıkmış bir Dac yatıyordu. Bir İtalyan hayretle şöyle dedi:

“Bir Dak sütundan aşağı inmiş!”

Bu söz bir anda efsaneye dönüştü.

Roma Günleri

Badea Cârțan kısa sürede tüm İtalya’da tanındı. Gazeteler onun hikâyesini yazdı, akademisyenler, sanatçılar, siyasetçiler evlerine davet etti. Roma Belediye Başkanı tarafından kabul edildi, Vatikan’da Kardinal Rampolla ile görüştü. Onu herkes “Rumen halkının elçisi” olarak görüyordu.

Ama Badea için şatafatın anlamı yoktu. O hep aynı mesajı vermeye devam etti:

“Biz Latin kökenliyiz, biz bu topraklarda yabancı değiliz.”

Kitapların Çobanı

Badea’nın asıl mücadelesi, kitaplarla verdiği savaştı. Transilvanya’da Rumen çocuklarının kendi dillerinde eğitim görmesi yasaktı. O ise sırtına çuvallar yükleyerek Karpatların gizli patikalarından 200.000’den fazla kitabı köylere taşıdı. Her kitap, cehalete karşı bir direniş, asimilasyona karşı bir kalkandı

Bir Milletin Rüyası

Badea Cârțan 1911’de, Büyük Birlik gerçekleşmeden yedi yıl önce hayata gözlerini yumdu. Sinaia’da toprağa verildi. Mezar taşında şu sözler yazılıdır:

“Burada Badea Cârțan uyuyor, milletinin birleşmesini düşleyerek.”

Sevgili dostlar, bizim tarihimizde nasıl Nene Hatun’lar, Seyit Onbaşı’lar varsa; Romanya’nın da Badea Cârțan gibi kahramanları var. Onları tanımak, bu ülkeyi daha iyi anlamak, değerlerine saygı duymak ve ortak hafızamıza katmak demektir.

Kahramanlık bazen bir ordunun başında kazanılmaz. Bazen yalnızca bir çobanın adımlarıyla, sırtında taşıdığı kitaplarla, milletine duyduğu inançla büyür. Badea Cârțan’ın yürüyüşü, sadece Roma’ya değil, bir milletin kalbine ve geleceğine doğruydu.

Paylaş:
Nazım Turan

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz