Ana Sayfa / Gündem / Nazım Turan & Bir Aşkın Adı: Semte de Hastaneye de Verilen İsim

Nazım Turan & Bir Aşkın Adı: Semte de Hastaneye de Verilen İsim

13 Şubat 2026 11:220 görüntülenme
Nazım Turan & Bir Aşkın Adı: Semte de Hastaneye de Verilen İsim

Bazı hikâyeler vardır, insan okurken “Bu kadarı da film olur” der.

Ama bu bir film değil. Gerçek.

Hikâyemizin konusu Zeynep Kâmil.

Zeynep Kâmil’i çoğu kişi tek bir isim sanır.

Oysa bu isim iki ayrı insana aittir.

Biri Mısır sarayında büyümüş Zeynep, diğeri Arapgir’den çıkıp devletin zirvesine kadar yükselen Yusuf Kâmil.

Yan yana yazılmış iki isim…

Ama arkasında gerçek bir hayat ve kalıcı bir miras vardır.

Bir yoksul Anadolu çocuğu ile bir Mısır prensesinin hikâyesi…

Sürgünle sınanan, ayrılıkla güçlenen ve İstanbul’da ölümsüzleşen bir aşk.

KAMİL

Asıl adı Yusuf Kamil’dir. Yusuf Kâmil, 1808 yılında Arap Kâmil, doğdu. Küçük yaşta babasını kaybetti. Amcası tarafından okutuldu. Çalışkanlığı ve zekâsı sayesinde devlet hizmetine girdi.

Divan-ı Hümayun kaleminde yetişti. Genç yaşta Mısır’a gönderildi. Orada dönemin güçlü ismi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın sarayında görev aldı. Yazı gücü, hitabeti ve disipliniyle kısa sürede güven kazandı.

Tam da o sarayda kaderini değiştirecek bir karşılaşma yaşandı.

ZEYNEP

Mehmet Ali Paşa’nın kızı Züheyla Zeynep, sarayda büyümüş ama halktan kopmamış biriydi. Yardımseverliğiyle tanınır, Kahire’de ihtiyaç sahiplerine destek olurdu.

Zamanla Yusuf Kâmil ile aralarında güçlü bir bağ oluştu. Mehmet Ali Paşa da Kamil’i sever, ona güvenir ve sonunda kızını ona nikâhlar.

Bu evlilik saray içinde herkesi memnun etmez. “Bir Anadolu çocuğu nasıl olur da Kavalalı ailesine damat olur?” diyenler çıkar. Ama Paşa hayattayken kimse açıkça karşı duramaz.

Sürgün ve Ayrılık

Mehmet Ali Paşa’nın vefatıyla dengeler değişir. Yeni yönetim Yusuf Kâmil’i istemez. Görevleri sınırlandırılır. Ardından açık baskı başlar.

Boşanması istenir.

Kabul etmeyince sürgün kararı çıkar.

Asvan’a gönderilir. Hastalanır. Yalnız bırakılır. Zeynep sarayda, Kamil sürgündedir. Gerçek bir ayrılık yaşanır.

Sonunda Kâmil boşanma belgesini imzalamak zorunda kalır. Ama bu kalpten bir kopuş değildir. O imza, yeniden kavuşmanın kapısını aralar.

İstanbul’da Yeni Bir Hayat

Yusuf Kâmil durumu Osmanlı merkezine ulaştırır. Sultan Abdülmecid devreye girer. Sert bir ferman gönderilir.

Kâmil İstanbul’a çağrılır.

Ardından Zeynep de İstanbul’a gönderilir.

Yıllar süren ayrılık sona erer. İstanbul’da yeniden nikâh kıyılır. Bu kez kimse onları ayıramaz.

Makamdan Büyük Bir İz

Yusuf Kâmil Paşa Osmanlı’da önemli görevler üstlenir. Maarif Nazırlığı yapar. Abdülaziz döneminde Sadrazamlığa kadar yükselir.

Ama onu ve eşini bugün hatırlatan şey makam değil, bıraktıkları eserdir.

Çocukları olmaz.

Ama onlar bunu eksiklik olarak görmez.

1862 yılında Üsküdar Nuhkuyusu’nda bir arsa alarak bir hastane kurarlar.

Bugün hâlâ hizmet veren Zeynep Kâmil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, işte o hayır eseridir.

Türkiye’nin en eski kadın ve çocuk hastanelerinden biridir.

Yüz binlerce doğum burada gerçekleşmiştir.

Neredeyse bir buçuk milyona yaklaşan bebek bu hastanede dünyaya gelmiştir.

Bir aşk, bir sağlık kurumuna dönüşmüştür.

Bir Semtin Hafızası

Bugün Üsküdar’da bir semt onların adını taşıyor.

Hastanenin bahçesindeki türbede yan yana yatıyorlar.

Zeynep ile Kâmil…

Bir prenses ile bir Anadolu yetimi.

Saray entrikalarına direnen, sürgüne rağmen vazgeçmeyen, ayrılığa rağmen sevgisini koruyan iki insan.

Bu hikâye efsane değil.

Gerçek.

Ve hâlâ yaşayan bir miras.

Paylaş:
Nazım Turan

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz