Nazım Turan & Aptal Sandığınız Adamın Tahta Oturması

Bazı insanlar vardır…
İlk bakışta pek ciddiye alınmazlar.
Kekeler, sessizdirler, arka planda kalırlar.
Ne liderlik ışığı vardır gözlerinde, ne de gürleyen bir sesleri.
Ama tam da bu yüzden hayatta kalırlar.
Ve bazen, hiç beklenmedik bir anda sahneye çıkıverirler.

İşte Claudius tam olarak böyle biriydi.
Roma İmparatoru Augustus’un torunu, imparator ailesinden gelen biri.
Ama çocukken kekeme olduğu için herkes onu saf sanmış.
Yürüyüşü garipmiş, konuşması bozukmuş.
Sarayda kimse onu ciddiye almamış.
O da susmuş, gözlemlemiş. Her şeyi yazmış, ezberlemiş, ama bir şey söylememiş.
Sonra bir gün…
Caligula’yı öldürmüşler.
Roma’nın en acımasız, en dengesiz imparatoru — Claudius’un öz yeğeni.
Zulümle sarayı kana bulamış biri.
Öldürülmesinden sonra saray karışmış, kıyım başlamış.
Claudius korkudan bir perde arkasına saklanmış.
Titreyerek beklemiş. “Şimdi sıra bana gelecek,” demiş içinden.
Ama ölmemiş.
Praetorian muhafızlar onu bulmuş.
Öldürmek yerine başına zeytin dalları takıp, “Sen imparator olacaksın,” demişler.
Çünkü hayatta kalmış tek adam oymuş.
Kendini korumayı başaran “aptal” Claudius.
İstememiş aslında.
Ama hayat bazen seni istemediğin yerlere sürükler.
Tahta oturtmuşlar.
Claudius da başlamış Roma’yı toparlamaya.
Bağırmadan, tehdit etmeden, gürlemeden.
Adalet getirmiş.
Hukuku düzeltmiş.
Tarihi yazmış.
Unutulmuşları hatırlamış.
Bilgiyle, sabırla, sessizlikle yönetmiş.
Bugün de böyle değil mi?
En çok bağıranlar konuşuyor.
Ama en fazla notu sessizler alıyor.
Claudius bize bir şey öğretiyor:
Hiçbir şeyi hafife alma.
Ne sessizliği, ne aciz görüneni, ne perde arkasındaki gölgeleri.
Çünkü bir gün sahne döner.
Ve herkesin güldüğü adam, bir gün tahtta oturur.
Nazım Turan
(Bazen izleyip yazanlardan.)


