Mehmet Fuat ERGÜN & YARATANIMIZIN İLK EMRİ OKU

Peki neden okumuyoruz?
Kainatımızda dört yüz milyarı aşkın galaksi vardır.
Her bir galaksi içinde bir o kadar yıldız bulunmaktadır.
Biz sonsuz büyüklükteki evrenin sadece yüzde beşini görebiliyoruz.
Geri kalan ise karanlık madde ve karanlık enerjiden oluşuyor.
Peki evrenin çoğunu meydana getiren karanlık madde ve enerji nedir?
Gel de okuma, öğrenme?
Neden okumuyor, araştırmıyor, aklımızı kullanmıyoruz?
Bu yoğun dünya meşgalesi altında okumaya fırsat bulamıyorum dediğimizde cahilliğe adım atmış oluruz.
Okudukça neler hissettiğimi kıssaca, okuduğum bazı kitaplardan aldığım birer cümlelik notları sizlere sunmaya çalışacağım.
• Ayıp olan bilmek değil öğrenmemektir.
• Bilimden nasibini almayanlar yaşamdan zevk almazlar.
• İnsanın maddesi ceset, manevisi ruhtur. İkisi birleşince yaşam başlar.
Ruh, cesedi terk ettiğinde cesedimiz ölür ve geldiği yer toprağa karışır.
Sonsuz enerji kökenli ruh ise geldiği yere geri döner.
• En boy yükseklik ve zaman olmak üzere dört boyutlu bir dünyada yaşarız.
Matematiksel on bir boyut tespit edilmiştir. Bunun dört boyutu dışa açılır. Diğer yedi boyut saklıdır.
• Cansızlar, fizik yasalarıyla, hayvan ve bitkiler iç güdüleriyle, insanlar aklıyla yaşamını sürdürürler.
• Anne karnından bilgi dağarcığımıza, okuma güdüsü olmak üzere, pek çok manevi, moral, somut ve soyut kavramlar yüklenmiş olarak doğarız.
• Nefes almayı, emzirilmeyi kimse bize öğretmez.
Doğar doğmaz, annemizin memesini ararız.
• Doğarken, karakterimizi, zekamızı herhangi bir bebek mağazasından almayız.
• 'Mümin (güvenilir insan) olmadıkça cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe mümin olamazsınız' der. İslam dini.
• Beynimizin aç kalmaması, doyurulması okumak ve bilgi birikimlerimizle olur.
• Sevdikçe duygularımız gelişir.
• Sevginin yuvası kalp ve vijdandır.
• Aklın zemini mantık, tavanı ise zekadır.
• Duyguların zemini aşk, tavanı ise sevmektir.
• Aklın aklanması okumakla; duygunun ise gözyaşı ile olur.
• Yaratıcı, evrenin niceliğini bilim üzerine, niteliğini ise duygu üzerine kurmuştur.
• Yaratıcı, ruhun mayasına sevgiyi katmıştır. Bunun için sevilir, sevişir, seviniriz. Sevindirdikçe mutlu oluruz.
• Bilim paylaşmaktır. Bilim birleştirir. Bilim parçaları sentez eder. Cehalet ise ayrıştırır. Böler.
• Bilgi zeki insanı, cahil ise cahili etkiler.
• Cehalet, tek bir dini, ihtilaflara, tefrikalara, mezheplere bölerek saltanatını sürmek ister.
Yazımın giriş bölümünde, kainatın sonsuz büyüklüğünden bahsederken 'gel de okuma' demiştim.
Şimdi Yaratanımızın dilinden biraz okumadan bahsedeceğim.
Arapçada Kuran okumak olan İKRA (oku) aynı kökden karaa (okumak mastar kıraat) dan; kitap ise ketebe yani yazmaktan gelir. Kısaca KURAN’ın anlamı OKUMAKTIR.
Peki ilk Kuran ayeti okumayla başlarken, ortada kitap yok. Neyi okuyacağız?
Her biri birer ayet olan kainatı, insanı, tabiatı ve manasın bilerek, anlayarak Kuran'ı okuyacağız.
Manasını bilmeden Arapça Kuran okuduk.
Bunlarda kalmadık, kapağını açmadığımız Kuran'ı duvarlarımıza süs olarak astık.
Kuran, Müslümanların kutsal Ramazan ayında, Kadir gecesinde anlamını bilerek okunmak için inmiştir.
Unutmamak lazım cahilliğin temeli okumamaktır.


