Mehmet Fuat ERGÜN & VARMISINIZ BU BAYRAMI BAYRAM TADINDA GEÇİRELİM

Daha nasıl akıl etmiyoruz?
Daha nasıl düşünmeyerek sorgulamıyoruz?
İnanan insan için elinde, ilahi sağlıklı yaşam reçetesi bir kitap var.
Belki diyeceksiniz; yine bu Fuat din tacirliğine soyundu.
İnanın her seferinde söyledim. Yine tekrarlıyorum.
Ne olursan ol. İstersen ateist, istersen pagan. İstersen Hindu dinlerinden; her türlü inanca insan olduğun için saygılıyım.
Gelelim yukarda bahsettiğim sağlıklı yaşam reçetemiz Kuran'a.
Nasıl doktor yazısı dediğimiz reçeteyi anlayamıyorsak; Arapça okuduğumuz Kuran reçetesini de anlayamayız. Anlamak için mealleri sindire sindire okumalıyız.
Meallerden okuyacağız ama hangi meali?
Yüze yakın Türkçe mealin çoğu, kopyala yapıştır şekle getirilerek suyunu çıkardılar.
Yine de mealleri, anlamını bilmeden Arapça okumakdan daha yararlı olduğuna inananlardanım.
Ne der? Allah kelamı..
Yaratırken kompüterine yüklediğim, akıl, vicdan ve iradeni kullan. Bu reçeteyi günde üç defa tok karnına değil; bu reçeteyi daima kullan.
1- Aklını kullan. Sen ol, toplum olsun aklını kullanmayanların başına çirkef boca ederim der Yaratıcı.
2- Düşün ve sorgula. Hatta Yaratanını bile.
3- Oku. Peki reçetenin ilk emir oku geldiğinde, kitap yok neyi okuyacağız? Hiç düşündünüz mü?
Evet okuyacağız, kainatı, insanı, tabiatı ve reçetemizin ayetlerini.
4- Nefsini, egonu yani kendi çıkarını ön planda tutma.
5- Reçetenin çok yerinde tekrarlanan, aklımıza kazınan yardımlaşma. Reçete diliyle infak.
İstersen, senelerce ibadetlerini aksatmadan yap, ama insan olsun hayvan olsun infaksızsan boşa,
nafile ömür sürdün der, bu ilahi reçete.
Konuyu, Ramazan yani orucun güzel sonu bayrama getireceğim.
Bayram sevinç ve neşe;
oruç ise nefsi terbiye, egoyla mücadele etmek demektir.
Ramazan ayına başlarken, sağlığımızın sigortası oruç başlıklı yazımda kısa ve öz, orucun vücudumuza bilimsel yararlarından bahsetmiştim.
Gelelim bayrama.
Her sevinç ve neşenin bir ön habercisi vardır.
İşte biz bu haberciye arife diyoruz.
Bugün arife. Bayramın müjdeleyicisi.
Ne diyor reçetemiz? Nefsinle, egonla mücadelenin sonucu senin bayramın olacaktır.
Her birimiz yaşamımız boyunca sevinç ve neşe dolu bayramlar yaşadık.
O kadar özlemini çektik ki ah! Nerde o eski bayramlar demekten kendimizi alamadık.
O çocukluk günlerimizde..
Bayramlar sanki bizler içindi.
Ne kadar yaşlanırsan yaşlan kendini meydana getiren madde ceset; içindeki manevi enerji ruhdan müteşekkilsin.
Einstein'ın meşhur formülü
E = m x c2
E = Enerji, ruh
m = Madde, ceset
c = Işık hızı, zaman
Işık hızının zaman olduğunu belki ilk defa duyacaksınız.
Kâinatta ışık hızını kullanarak zamanla oynayabiliyorsunuz.
Zaman, (m) vücudumuzu eriterek yaşlandırır, ölüme sürükler.
ama zamanın ruhumuza (c) etkisi yoktur.
Ruhumuz daima gençtir, diridir
Bayramlarımızın bizlere en büyük mirası genç kalan ruhun komutasında olan vücudumuza, enerji enjekte etmesidir.
Bu günlerin kıymetini bilenlerden olalım.
Geçmiş geçti gitti. Gelecek kim bilecek?
Ama şimdi var. Şimdiyi yaşıyoruz.
Şimdinin bayramını bayram tadında geçirmek önemli olan.
Bayramlarımızı bayram tadında geçirmek istiyorsak; işimiz düştüğünde, çıkarımız için; egomuz için zaman zaman aradığımız eş, dost, akraba ve yakınlarımızı hiç olmassa bu bayram arayıp hal hatır soralım.
Bir ihtiyacı varsa gidermeye çalışalım.
İşte o zaman eski bayram özlemini bu bayramda tadını çıkarmış oluruz.
Haydi var mısınız bu bayramın tadını çıkarmaya?


