Mehmet Fuat ERGÜN & SORGULAMAK

Bu dünya yaşantısının içinde yuvarlanıp gidiyoruz. Kim bu yaşamın aktörleri?
İnsanoğlu denen varlık.
Yaratılmışız ama nasıl?
Neden, ne için?
Bildiklerimiz ise, ilme inanmış, okumuş, araştırmış, özellikle son zamanlarda batı bilim adamlarının kâinat yaratılış matematik formülü olan denklemlerin bilgisayar teknolojisi kullanarak çözümünden ortaya çıkan neticelerdir.
Eğer bir de bu çalışmayı, Yaratan’ın Kitabı Kuran’la özleştirebiliyorsak deme gitsin.
Hemen Fuat da yine başladı. Din, Kuran, Allah demeye diyeceksiniz. Yazımı okumayı belki keseceksiniz.
Çok açık söylüyorum.
Kesinlikle din propagandası yapmıyorum.
Ateist dahil tüm inançlara saygım var.
Sizlere yine yaşantımdan bir örnek vermek istedim.
"İlmi olmayanın Kuran’ı olmaz" diye bir söz duymuştum.
Kendi kendime, Kuran'la ilim arasında nasıl bir bağlantı olur diye düşünmüştüm.
Anamdan babamdan, çevremden gördüğüm kadarıyla, geleneksel dinimi SORGULAMAYA başladım.
Sene 1976 o dönem Diyanet’in bizlerin anlayacağı dilde Kuran Türkçe meali yeni çıkmıştı.
Hemen aldım okumaya başladım.
İnanın hiçbir şey anlamadım. Sanki masal, hikâye anlatıyordu. Konu ağırlığı Hz.Musa’ydı.
Ama okumaya devam ettim. Birden gözüme şu ayet takıldı.
“Siz zannetmeyiniz dağlar mıh gibi yerinde çakılı, dağlar da bulutlar gibi dönmekte. ”Allah!.. Allah!.. dedim.
Olamaz. İnanamadım.
Bulabildiğim kadar diğer meallere baktım. Arapça bilenlere sordum. Evet. Doğruydu. Dünya dönüyordu.
Lisede tarih dersinde okuduğumuz kadarıyla,1600’lü yıllarda Galile dünya dönüyor dedi. Önce idama sonra tam idam edilirken “görmedim duymadım bilmiyorum” dediği için ömür boyu hapse mahkûm edilmişti.
Okuduğum Kuran 1400 sene öncenin kitabıydı. Yaratan’dan başka kim söyleyebilirdi.
Dünya dönüyor. İşte tam o zaman başladım, Kuran’ı yapmış olduğum fen, matematik tahsilimle birleştirerek okumaya.
İnanır mısınız her okuduğumda daha iyi anlıyordum.
Yaratan’ın bu dünyada halifesi olan insanın ne olduğunu ve yaratılış amacını.
Kendi başına bırakıldığında, nefsi hakimiyetine girerek azan insanoğlunun aşağıların en aşağısı, ego denen nefsine hükmettiğinde meleklerden üstün, insan gibi insan olarak yaşadığını gördüm ve gözledim.
Makamın, paran varsa arayanın çok olur. Yoksa, selam verenin yok olur. Çünkü, aramayanların çıkarları ön plandadır. Onlar Yaratan’a değil kula tapanlardır.
İnsan kula neden tapar? O’nun için madde ön plandadır da ondan.
Madde nedir?
Atomlardan meydana gelen içi boş cisimler. İçi boş diyorum neden?
Bir atom çekirdeğini dünya kadar büyütürsek, etrafında dönem elektronlar elma kadar büyür. Aralarındaki uzaklık kendi ebatlarına göre yüz bin kat. Nerde kaldı madde. Madde bir hiç değil de nedir?
Madde yoğunlaşmış enerji. Boşluklar ülkesi olan bu maddenin içerisinde özümlenmiş zaman enerjisi var.
Kâinatta her şeyin sonunun yok olması gibi ömrümüzde programlanmış olan zamanın sonunda taptığı maddesiyle yok olup gitmeyecek mi?
Neyin kavgası?
Şan, şöhret, servet, şehvet peşinde koşanların, yaşamlarında mutlu olduklarını zannedersiniz. Bir de onların içlerine girseniz.
Onlar haz, zevk düşkünlüklerinden hiçbir zaman tatmin olamazlar. Hep ister de isterler. Doyumsuzdurlar.
Doyumsuzluklarından mutluluklarının tadını alamazlar.
Paylaşsalar. Bir ihtiyaç sahibinin gönlünü alsalar, işte o zaman anlayacaklar yaşamın tadını.
Bu konuyla ilgili Anadolu’da anlatılan bir hikâye aklıma geldi.
Köyün ağası çok zengin. Ölümden korkuyor.
Köyde tellal çağırtıyor. "Benimle öldüğümde mezarıma eşlik edecek olana servetimin yarısını bağışlayacağım" diyor.
Köyde hayatında ipinden başka serveti olmayan hamal, kabul ediyor.
Ağa ölüyor.
Bizim hamal o gece ölü ağanın kabrine eşlik ediyor.
Sorgu melekleri, hamal canlı sabah gidecek önce onu sorgulayalım. Hamala soruyorlar neyin var. Hamal vallahi bir ipimden başka hiçbir şeyim yok. Hamalın ip sorgusu sabaha kadar devam ediyor.
Sabah oluyor.
Köylüler, davul zurnayla köyün yeni ağasını karşılayacaklar.
Hamal mezardan çıkar çıkmaz arkasına bakmadan kaçıyor.
Soruyorlar hamala. Neden kaçıyorsun?
Cevabı.
"Ben bir ipin hesabını sabaha kadar veremedim, bu kadar malın hesabını nasıl vereyim"


