Ana Sayfa / Gündem / Mehmet Fuat ERGÜN & RAHMETLİ ANNEMLE SON GÜNLERİM

Mehmet Fuat ERGÜN & RAHMETLİ ANNEMLE SON GÜNLERİM

21 Ocak 2024 02:520 görüntülenme
Mehmet Fuat ERGÜN & RAHMETLİ ANNEMLE SON GÜNLERİM

Gecelerin uzun olması, babam üç sene önce rahmetli olduktan sonra yalnız kalan anneme evlatlık vazifemi yapabilme mesuliyetimden dolayı bu aralar erken yatıyordum.

Yatıyorum a gece yarısı kalkıyorum.

Bir kere uyandım, artık uyuyabiliyorsan uyu bakalım.

Başlıyorum beynimi yorarcasına kurmaya.

Bir de üstelik, annemin unutkanlığı yanı sıra kafasında çeşitli senaryolar yaratmaya başlamıştı. Annemin kendi dünyasında kurduğu avuntu ben olmuştum.

Fuat da, Fuat. Başka kimseyi gözü görmüyor. Evinden başka bir yerde kalmıyordu. Odama geçsem bu oğlan nereye gitti diye söyleniyor. Dışarıya biraz çıksam evde yalnız başına kalsa hapı yuttum. Eve döndüğümde nerede kaldın diye çıkışarak sesini yükseltiyor. Hatta zaman zaman beni babamın yerine koyuyordu.

Ama yine de anam. Ne kadar sıkılsam, stres altında kalsam, anamla oturduğum ev bana zehirde olsa yine anam.

Bu devrin en büyük hastalığı yaşlılık. Şimdi, gençlerde de baş gösteren unutkanlık.

Psikologlar şunu söylüyor. "Gerçek hastalardan çok yanında hizmet edenlerin tedaviye ihtiyaçları var.”

İşte ben şimdi bu ortamı yaşıyorum. Sonuna kadar gücüm el verdiğince anam için dayanacağım.

Bu durum üzerime büyük baskı oluşturuyor.

Tabi bu aralar üzerimde ağır yük olan aile mesuliyetim işin cabası.

“Kelin tırnağı olsa başını kaşır.” sözü tam bana göre söylenmiş. Sizlere yazılarımla, konferanslarımda, yaşam, huzur, inanç ve stres konularında akıl vermeye kalkan ben, işte bu sıkıntılı durumumdan kendimi kurtararak normal yaşamıma nasıl dönerim diye çözümler aramaya çalışıyorum.

Ve buldum...

Son bir haftadır bulduğum formülü üzerimde uyguluyorum.. Artık rahat huzur içinde uyumaya başladım.

Beyin bir mucize. Fonksiyonlarının yüzde onu biliniyor. Kendi küçük, işlevleri büyük devasa kompüter.

İki elimize fazla değil birer litrelik ped şişe alalım. Kollarımızı kaldıralım.

Şişeleri yere paralel tutmaya çalışalım. Bir on dakika tutabiliriz.

Haydi yirmi dakika diyelim. Yarım saat sonra başlar kollarımız ağrımaya.

Yavaş yavaş indirmeye çalışırız. Bir iki saat sonra artık tutamaz olur kollarımız.

Yani tutma işlemini yapamayız.

İşte beynimize bir şeyler taktığımızda, bir de üstelik devamlı kurduğumuz zaman, bir müddet sonra beynimiz çalışamaz duruma gelir. Ana fonksiyonlarını yerine getiremez.

İşte stresin temeli. İşte biyolojik vücudumuzun çökmesi. Hangi hastalığı seçersen seç. Ana görevini yapamayan beyin artık kafamızda kurduğumuz problem diye düşündüğümüz işlevlerle uğraşmaktan bitkin durumda aptallaşıyor.

ÇÖZÜM..

Hep derler, olumlu düşün. Ben ne zaman beynimi kuracak olsam hemen arkasından kötü düşüncelerimin yerine tamamen tersi iyi düşünceleri getirerek birden kendime geliyorum. Yaşam sevincime geri dönüyorum.

Ne olur her şeyi dert etmeyin. Beterin beteri olduğunu, geçmişin bittiğini, geleceğin ne olacağını bilmediğimizi aklımızdan çıkarmayalım. Şimdiyi doya doya yudumlayarak yaşayın.

Bir gözünüzü, hatta bir tırnağınıza dünyaları verseler değişmeyeceğinizi asla unutmayın.

Manisalı Şekerci Dede “Bir tırnağın olmasa gömleğini ilikleyemesin.”

Bir tırnağımızın kıymetini bilerek milyar kere milyar ihtimalle geldiğimiz bu halüsinasyon alem olan dünyamızda rüya gibi geçen yaşamımızın tadını alarak yaşayalım.

Hele bir de, bir ihtiyaç sahibinin gönlünü alabildiysek.

Paylaş:
Mehmet Fuat Ergün

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz