Ana Sayfa / Gündem / Mehmet Fuat ERGÜN & PARA DEDİKÇE PARÇALANIRSIN HABERİN VARMI?

Mehmet Fuat ERGÜN & PARA DEDİKÇE PARÇALANIRSIN HABERİN VARMI?

24 Mart 2022 18:160 görüntülenme
Mehmet Fuat ERGÜN & PARA DEDİKÇE PARÇALANIRSIN HABERİN VARMI?

Para, İNSANIN DİNİ İMANI. Boşuna söylenmemiş.

Kanımız gibi içimizde dolaşan para.

Kan insana hayat verirken, para hücrelerimizi kemiren bir virüs.

Son senelerde, birçok arkadaşımı kanserden kaybettim. Önemli sebeplerden biri maddi çöküntüleriydi. İşini kaybetmiş bir arkadaşımla ölümüne birkaç ay kala tam üç saat dertleştik. Evine haciz gelmişti. "İşte benim kanserim bu Fuat, tek her şey olaydı evime haciz gelmeseydi” demişti.

Kimimize göre yaşam iksirimiz para.

Nereye el atsak nereye baksak, hep karşımıza çıkan. Mutluluğumuzun sahte temeli, mutsuzluğumuzun ana kaynağı para.

Bugüne kadar parası olup hayatın tadını çıkarıyorum diyenin gerçekten doğru söylediğine inanmıyorum.

Çoğumuz okumuşuzdur milli piyangodan milyoner olanların sonlarının ne olduğunu?

Bir tane gösteremezsiniz sefalet içinde yüzmeyenini.

Peki bu neden olur? Para denen manyağın azizliğinden.

Para insanı rezil de eder, sefil de.

Hayat bir alternatif akım gibi olursa güzeldir. Bir inmeli bir çıkmalı. Doğru akım gibi düz olmamalı.1

Monoton hayat çekilmez olur.

Para içinde yüzersen tatmin olamaz; parasız olursan da inim inim inlersin ah çekmekten.

İnsan hep yoksulluk çeker, devamlı yoklukla mücadele ederse sefil; hep varlık çeker parayla oynar, paylaşmazsa rezil olur.

Parayla rezil olmak ne demek? Parayla nasıl rezil olunur? Doymak bilmezsin, ister de istersin.

Bir göz bir oda evim olsun dersin apartman katına çıkar doymazsın. Villan olsun istersin. Araban var son model olsun dersin. Son model araban olur helikopter, uçak doyurmaz seni. Hep olsun dedikçe tatmin olamazsın.

Üstelik bir de inancın zayıfsa öldün gittin demektir.

Bir elin yağda bir elin balda, evinin kapılarını, kaloriferini, pencerelerini, Amerika seyahatinde elindeki telefon komutuyla açsan bile ne fayda. Tüm maddi ihtiyaçların için paran var. Yok, yok önüne gelen. Ya ölüm.

Bu defa başlıyorsun, bu kadar lüks yaşamın sonunda; ben ölünce ne olacağım? Bu varlıklarım olmayacak.

Bir avuç topraktasın. Gag dedikçe su guk dedikçe ekmek verdiğim bu doymaya kıyamadığım vücudum, maddi varlıkların ne olacak? Hele bir de yakınını cenazesine katılmışsan. Mezarda, defin edilmenin ne olduğunu gördüysen.

Başladın mı kendi kendini yemeye.

Başladın mı varlık içinde rezilleşmeye.

Ya devamlı yokluk çeken. Ailesinin günlük nafakasını kara kara düşünen, sefalet içinde yüzen, yaşamakla yaşamamak arasında gidip gelen insanı, varlık içinde yaşayanlar, yoklukla çırpınanların sefalet acılarının ne olduğunu anlayamazlar bile.

Bunun için hayat inişli çıkışlı olunca güzel.

Gözü aç, doymak bilmeyen paylaştıkça yaşamın tadını alamayan, nefsinin, egosunun kölesi para gözlü insan.

Geçenlerde bir ekonomi köşe yazıda “TÜRKİYE’NİN EN ZENGİN 25 KİŞİSİNİN MİLLİ GELİRDEN ALDIĞI PAY EN FAKİR ON MİLYON KİŞİYE EŞİTTİR.” okumuştum.

İnsanın nutku tutuluyor. Türkiye’nin en zengin yüz kişisini sıraladılar. İlk sıralarda üç buçuk milyar doları olanlar var. Allah daha versin. Gözümüz yok. Asla zengin düşmanlığı yapmıyorum. Ah! bir vermeyi, dağıtmayı, paylaşmayı becerebilsek.

İnsan sevdikçe sevilir, paylaştıkça insani değerleri yücelir.

Paylaştıkça çoğalır, paylaşmadıkça azalır.

" Sadaka ver, ömrün uzasın." İnsana ama saçma geliyor bu söz. Hele inanmayanlar için.

İnanan insan içinse, düşündürüyor.

Benim kaderim doğmadan önce yazıldı. Nasıl ömrüm uzayacak diye.

Geçenlerde bir köşe yazımda bu konuyu, bilimsel, boyutsal yazmaya çalıştım.

Kader yazıcımızda, zaman yok.

Big Bang, büyük patlamayla, madde ve zaman 13.7 milyar sene önce bizler için yaratıldı.

Bize paylaştığımız da, sadaka verdiğimizde, gelmiş geçmiş zamanı olmayan yaratan, senin hayrınla, o an kaderini yazıyor.

Haydi gelin elimizin kiri olan, hiç bir zaman bizlere huzur vermeyecek, rızkımızın dışında yığdıkça yığdığımız, elimizi kalbimizi, ruhumuzu, vücudumuzu karartan, kirleten bu para virüsünden, hijyenliğimize dikkat ederek, aynı covitte olduğu gibi, yani paylaşarak, bir ihtiyaç sahibinin ihtiyacını gidererek, karaların karası bu para pisliğinden kurtulalım.

Paylaş:
Mehmet Fuat Ergün

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz