Mehmet Fuat ERGÜN & ÖLÜMDE VAR ANLAYANA

Yazılı ve görsel basını yakından takip etmeye çalışıyorum. Bir de yaşantımda ilişkide bulunduğum kişi ve kuruluşları. Her kesimde gördüğüm bir telaş.
Çocukluğumdan beri duyduğum ve aklımın köşesine yazdığım “Kıyamet alametlerinde bir yıl bir ay, bir ay bir hafta, bir hafta bir gün geçecek” sözü.
Bir de Manisalı Şekerci Hüseyin Dede’nin dedikleri.
“İnsanlara şefkat hayvanlara merhamet olduğu sürece Allah bu dünyanın defterini dürmez.”
Kuran, kıyamet için kitap sayfalarını dürerim diyor. İlim ise sonsuz paralel evrenleri bir kitabın sayfalarına benzetiyor.
Evet hepimiz enerjiyi yutan zamanın içerisinde sanki bir oyuncağız.
Yaşam denen oyuncağımızla oynuyor ve oyalanıyoruz.
Sonuç en dindarından en inançsızına kadar temelimizde madde yatıyor.
Maddenin özü para.
Acımasız, zalim, kardeşi kardeşe düşman eden, makam ve mevki hırsıyla bir vahşi hayvanın, zavallı, güçsüz, derdi bir lokma yiyecek olan avına saldırması gibi, kan emmeye doyamayan bir maddedir para.
Bakıyorum çevreme. Haşa, parasına tapmayan, çok az insan görüyorum.
Birkaç sene önce evlenecek oğlum için birikimlerimle iki odalı daire almak istedim. Paramızın dörtte birini karşılayamadık. Tamam kredi alır oğlum çalışarak öder dedim. Bu ara zamanında benim için Fuat’ın bir isteği olsun miktar sormadan geri ödemesini düşünmem diye haber göndermiş ülkemizin zenginlerinden çocukluk arkadaşıma geri ödemek kaydıyla yazdım. Önce cevap vermedi. Sonra eline geçmemiş diye yüzsüzlük ederek bir daha yazdım. Sağ olsun lütuf buyurdular, Amerika’da olduklarını söylediler.
“Kusura bakma Fuat şu an paraya benim ihtiyacım var.” demez mi.
O kadar iyi biliyorum ödemek şartıyla borç istediğim miktar onun bir aylık geçici zevkin gideri değil.
Hayatımda kimseden para istemedim. Özellikle, çocukluk arkadaşım bana Fuat’ın ihtiyacı olursa karşılıksız veririm diyerek bana, haber gönderdiği için istedim.
İşte böyle bu dünya.
Ne oluyor, bir ihtiyaç sahibinin gönlünü alın görün yaşamın tadını.
Bir yazımda ülkemizde yirmi beş zenginin mal varlığının on milyon yoksula eşit olduğunu yazdım.
Ben onu bunu bilmem ister, dünya değil kâinatın anahtarı ellerinde olsun. Yaşımız, altmış beşi geçince, gayri menkulünü, arabasını satacağı zaman aklı başındamı diye belge istenen bir hukukumuz var.
En canlı örneği rahmetli babamın senelerce önce küçük bir birikimiyle aldığı iki buçuk dönüm yolu olmayan dağ başındaki yerine emekliliğinde verilen sekiz dairesi bile yüz günlük yatalak döneminde elinden tutmadı. Para babamın yanına bile yaklaşmadı.
İki erkek evladı olarak kendisi için en zor durum olan altından almayı bıkmazcasına yerine getirdik.
Bunları biz babamıza şöyle yaptık böyle yaptık diye yazmıyorum.
Ey tıksırana kadar yiyenler. Ey gözü mal mülk paraya doymayanlar. Şu an kaç yaşında olursanız olun; otalamanınız elli altmış yaşlarında olsanız bile, çok değil bir on, bir yirmi sene sonra canınızdan çok sevdiğiniz, taptığınız mal mülk ve paranız size bakıp, sizin acınacak halinize gülecek.
Bankadaki paranızı bile çekmeye gidemeyeceksiniz. Hele malınızı satmak için vekalet verseniz noter kabul etmeyecek. Önce akıl baliğ raporunuzu isteyecek.
Ne olur eliniz yetiyor gözünüz görürken, Yaratanın emrettiği gibi paylaşın.
Ne olur verseniz. Ne olur o kalbinizin para, para diye atan damarlarınızı temizleseniz.
Tamam her şeyiniz var. Lüks içindesiniz. Sizlerin en lüks, en model arabaları var. Sizde üstelik en üst modelin modelini aldınız. Yok! Yok! Bu yetmez bir de uçağım olsun dediniz. Hata yurt içi için öce bir helikopter. Neye yaradı ölüm korkunuz?
O uçak, o helikopter bir düşerse bana mezar olacak korkusunu yenmedikten sonra.
Şu an ülkemizin ilk on zengini arasına giren bir patronla o zamanlar uçak kiralayarak bir saatlik yurt dışı iş seyahatinde bulunmuştum.
İbadetini yapmayan biriydi. Bu yolculuğumuzda kırkın üzerinde ayet el kursî okuduğunu dün gibi hatırlıyorum.
Şekerci Hüseyin Dede anlatmıştı. Manisa’da meclubun biri “ÖLÜM DE VAR” diye dolaşıp durduğunu.
Evet sevgili okuyucularım ölüm de var.
Bunu sakın aklınızdan çıkarmayın.
İster inanın ister inanmayın.
Hangi yolda olursanız olun. İnancınız gereği, paylaşıp dağıtmadıysanız; siz öldükten sonra mirasçılarınız, gözünüzden çok esirgediğiniz, içi boş olan, madde diye taptığınız mal varlıklarınızı har varıp har savuracaklar.
Ne güzel bir söz, “Öldükten sonra ilk gün ağlayacaklar, birkaç gün üzülecekler, sonra övecekler, daha sonra bölüşecekler. En sonunda ne kadar az mal bıraktı diye küfredecekler.”
İŞTE MALA MÜLKE PARAYA TAPIP PAYLAŞMAYI BİLMEYENLERİN ACI SONU.
.


