Ana Sayfa / Gündem / Mehmet Fuat ERGÜN & OKU, DÜŞÜN VE AKLET

Mehmet Fuat ERGÜN & OKU, DÜŞÜN VE AKLET

24 Eylül 2025 11:450 görüntülenme
Mehmet Fuat ERGÜN & OKU, DÜŞÜN VE AKLET

Çok düşündüm. Yazımın başlığını. Akletmek istedim. Neden Kuran'ın ilk emri oku dedim kendi kendime.

Oku dendiğinde kitap yok. Neyi okuyacağız? İnsanı, tabiatı ve kainatı. Özellikle kainatı okuduğumuzda insanın aklı hafızası almıyor. Değil biz insanoğlu dünyamız kainatın içerisinde bir toz tanesi değil, bir atom gibi. Atomun büyüklüğünü aşağıda çok kısa anlatacağım.

Bilim insanlarının şu anki gözlemlerine göre gözlemlenebilir evrende (yani teleskoplarla görebildiğimiz kısmında) yaklaşık, 2 trilyon (2.000.000.000.000) galaksi bulunuyor.

Hubble Uzay Teleskobu’ndan önce bu sayı 100-200 milyar galaksi olarak tahmin ediliyordu.

Ancak Hubble Deep Field ve daha sonra James Webb Uzay Teleskobu gözlemleriyle, çok daha fazla küçük ve sönük galaksinin varlığı ortaya çıktı.

Bu rakam sadece gözlemlenebilir evren için geçerli; evrenin tamamında bundan katbekat daha fazla galaksi olabilir.

Kainattaki güneşimiz gibi yıldızların sayısı, dünyadaki kum tanelerinden çok fazla.

Şimdi diyeceksiniz bu konu nerden çıktı?

Bunlar zor konular. Hele bir de araştırıp okumuyorsak, anlamamız imkansızlaşıyor.

Dikkatinizi çekmiştir. Yazılarımı, her kesimin anlayacağı şekilde baside indirgeyerek kaleme almaya çalışıyorum.

Daha önce bir köşe yazımda İlahi kompüter yazılımımız GEN'den bahsetmiştim.

Şimdi bizlerin içerisinde yaşadığı mikro ve makro yapılarla, boyut kavramına, çok kısa bir göz atmak istedim.

Haydi gelin biraz mikro ve makro yapılardan birer örnekle büyüklük ve sayısal değerlere şöyle bir bakalım.

- MİKRO YAPI = ATOM

En küçük yapı taşımız olarak bilinen atom, kuantum mekanikle bir dev olduğu anlaşıldı.

Bir toplu iğne ucundaki atom sayısını, 200 000 nüfuslu bir şehirdeki inasanlara saydırmaya kalksak, her bir insan saniyede iki atom saysa iki ayda ancak sayabiliyor.

- MAKRO YAPI = KAİNAT

Kainatta, 2 tirilyon galaksi ve her galakside, 2 tiryondan kat ve kat yıldız olduğu şu anki bilgilerimizle tahmin ediliyor.

Yıldız diyoruz. Yani güneş. Dünyamız gibi gezegen değil.

Haydi gelin şöyle değişik bir şey yapalım.

Her yıldıza bir telefon numarası verelim. Ve bir telefon rehberine 4 milyon yıldız kaydedelim.

On milyar değil. On trilyon değil.Tamı tamına on katrilyon fihrist kullanmamız gerekiyor.

BOYUTLAR = YAŞAM SIRRIMIZ

Seneler önce 1968 olacak.

Bir kitap okumuştum. ”Geleceğin Teknik Çehresi.” Onyedi yaşındaydım. Boyuttan bahsediyordu. Boyut demek en, boy, yükseklik demektir.

Tek boyut bir çizgi, iki boyut kare, üç boyut küp. Bir alt boyut hiç bir zaman bir üst boyutu anlayamaz ve göremez. Devam ediyordu.

Bir tek boyutlu dünyada yaşayan insan yani çizgi, iki boyutlu ev, banka olan kare içerisine giremez. Hatta üç boyut küpü aklına bile getiremez.

Kitabın şu yorumu seneler geçti aklımdan çıkmadı. Tek boyutlu biri için iki boyutlu kareyi banka olarak düşünelim. Tek boyut olan insan o kare bankaya giremez. Ama üç boyutlu biri o kare olan bankanın içerisine girer. Paraları alır çıkar. Tek boyutlu çizgi olan insan asla iki boyutun içerisine giremediği gibi üç boyutlu insanın paraları alıp kaçtığını göremez. Şu an biz üç boyutlu bir dünyadayız. Dördüncü boyut zaman, beşinci boyut bilinç.

Zaman! Zaman! daha çoğumuzun bile aklına getiremediği dördüncü boyut. Zamandan da boyut olurmu diyeceksiniz. 13.8 milyar sene önce big bang, büyük patlamayla yaratılan zaman.

Evet; yaşama başladığımızda maddemiz içerisinde gizli enerjidir zaman. Onunla yaşamımız şekillenir. Onun sönmesiyle bu dünyaya veda ederiz. İşte zaman bu kadar önemlidir.

Hatta zamanın ışık hızıyla doğrudan bağlantısı vardır. Işık hızı bir saniyede yaklaşık üç yüz bin kilometre yapılan yol demektir. Uçaklarımız saatte, saniyede değil saatte sekiz yüz km yol yaparken. Bir ışık saatte üç yüzbin kilometreyi üç bin altı yüzle çarparak bulunan kilometrede yol yapar.

Zaman o kadar önemli ki ışık hızına yaklaştığımızda zaman durma noktasına gelir. Işık hızını aştığımızda zaman geriye gider. Yani geçmişimize gideriz. Bu söylediklerim hayal ürünü değil. Bilimsel formüllerle ispatlanmıştır.

Peki; beşinci boyut bilinç’e ne demeli?

Işıkdan binlerce, milyonlarca hızlı giden bir düşünce yapısıdır bilinç. Onun için hayal alemlerine gider. Başka dünyalarla irtibata geçeriz. Rüyalarımızın temelinde bilinç yatar. Hata mucize icatlarımızın.

Çok okumuşuzdur. En son İzmir’de oldu. Birisi kendisine araba kaza süsü vererek öldüğünü paylaştı. Aynı yerde aynı şekilde bir gün sonra aynı senaryoyla öldü.

Bizlerin yaşamını Yaratanımızın bilgisayar proğramı belirler. Buna ilahi kompüter diyoruz. Tüm yaşantımız o proğramın içerisinde. İşte bilincimiz bu programla direkt irtibatlı. Kaderimizin temelinde ilahi proğram yatar.

Dinimizi öğrenmeye çalıştığım zamanlar “Sadaka ver ki ömrün uzasın.” Diye bir söz duymuştum. O zaman kader ne demiştim? Benim kaderim yazılmamış mı? Kabul edememiştim. Burada bir eksiklik var diye düşünmüştüm.

Boyut kavramına girince anlamaya başladım.

Yaratan katı sonsuz boyut. Bizim beş boyutlu dünyamızda zaman var. Hele sonsuz boyutta zaman kavramı diye bir şey yok. Yaratan katında sonsuz boyutta asla zaman kavramı yok. Biz kaderimiz önceden yazıldığını düşünürken sonsuz boyutta ki Yaratan katında geçmiş ve gelecek zaman kavramları olmadığından şu an yazılıyor. Yani sadaka verdiğimizde kaderimiz belirleniyor.

Tüm bunların temelinde boyutlar var.

Kısaca sözümü, düşünmek ve akıl etmekle tamamlamak istiyorum.

Akıl etmek ve düşünmek biz insanoğluna verilmiş en büyük nimetdir.

Ve yazımın ilk parağrafında geçen oku emrine ilaveten yine Kuranda akıl kelimesi fiil olarak 49 yerde geçmektedir. Yani akletmek, aklını kullanmak ve akıl erdirmek şeklinde. Düşünmek kelimesi ise çok geniş örnekler verilerek 84 yerde geçmektedir.

Okumak, akletmek, düşünmek saniyeler gibi geçen ömrümüzün düsturu olmalıdır.

Paylaş:
Mehmet Fuat Ergün

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz