Mehmet Fuat ERGÜN & NE TEHDİTLER GÖRDÜM ALLAHIN VERDİĞİ CANI YALNIZ ALLAH ALIR

Sene 1993 Vestel Romanya Genel Müdürüyüm.
1992 yılında biz Romanya'da ilk renkli TV üretiyoruz.
VESTEL'İN patronu İngiltere topluluğunun onuncu zengini.
Tüm yatırımlarını Türkiye ve memleketi Kuzey Kıbrıs'a yapmanın cezasını uluslararası manipülasyonla bir anda zor durumda.
Tam bu dönem Vestel, Romanya, Köstence'de Vestpro şirketini o dönemin ülkede söz sahibi beş ortakla kuruyor.
Millet kuyrukta. Üretim yetişmiyor.
Bu beş Romen ortak iş başında. Her konuda söz sahibiler.
Türkiye'den alınan kitlere olan borçları bir milyon doları bulmuş.
Vestel Asıl Nadir'den dolayı zor durumda.
VESTEL'İN bu paraya ilaç gibi ihtiyaçları var.
Bu zor durumda Vestel Romanya Genel Müdürlüğünü devir aldım.
Ama ne devir.
Bu beş ortak fabrikada cirit atıyorlar.
Arkamı dönsem televizyonlar birilerine peşkeş çekiliyor.
Kimse engel olamıyor.
Gücüm yettikçe, deveci kervanını ürkütmeden temizliğe başlıyorum.
Önce fabrikada görevli hisseleri az üç Romen ortağı temizliyorum.
Bunlardan biraz delik bozuk olanı, beni atamazsın diye silahla fabrikaya geliyor.
Yılmak yok.
BİRİNCİ TEHDİT.
Kaldı iki büyük ortak. Romanya'da her konuda söz sahibi olan güçlü kişiler.
Her ikisini idare etmeye çalışıyorum.
Şirketin avukatı hanımın imzası olmayan hiçbir evrakı imzalamıyorum.
Daha sonra birinci güçlü ortak "Fuat her şeyi kanuna göre yaptı. Kendine çıkar düşünmedi. Avukatsız kararlara imza atmadı. Yoksa bir atımlık canı vardı. Öyle silahla değil bir araba çarpmasıyla sonunu getirirdik." dediğini duydum.
Demek ki kanunlara uyar, şirket menfaatlerini kendi çıkarına kullanmazsan kimseden zarar görmüyorsun.
Ortaklara kaç kez söyledim. " Ne olur çalıp çırpmayın; biraz bana destek verin sizler geleceğin bir devi olacaksınız" dememe rağmen beni dinlemediler.
Neyse gelelim ölümcül ciddi tehdide.
İkinci büyük Romen ortak şirket içinde pazarlama elemanıyla bir şirket kurarak; yeni başlattığımız taksitli satış sistemi üzerinden, değişik şahıs adlarıyla onlarca televizyonu kendi şirketi üzerinden pazarlıyor.
Hemen birinci ortaktan destek isteyerek bu adamın çıkar düzenini bozuyorum.
Ve kıyamet kopuyor.
Beni arayarak "Senin sonun geldi. Silahımla geliyorum” dedi.
İKİNCİ TEHDİT
" Bende kendisine mesai saati sonuna kadar bekliyorum. Allah’ın verdiği canı sen alamazsın gel bekliyorum." dedim.
Ama tabi yabancı ülkede çok yalnızsın.
Tek dayanağın Yaratanın. Biraz da olsun çekindim.
Neyse gelen giden olmadı.
Hemen sabah tercüman sekreterini yanıma alarak.
Her taraftan korunaklı, o dönemde kamera sistemli kendi odasında giren çıkanı monitöründe takip eden bürosuna gittim.
Hiç olmazsa savunmasız orada vursun beni dedim.
Birçok kontrolden sonra odasına girdiğimde, masasından kalktı. Beni kucakladı. Sarıldı. Seni Allah benim Allah her ikisi de tek.
Dün akşam korkutmak amacıyla sana gelecektim, birden vücudumda bir alerji oldu. Her tarafım şişti. Geceyi hastanede geçirdim. Senden özür dilerim. Sen benim bundan sonra kardeşimsin demez mi?


