Mehmet Fuat ERGÜN & KENDİNİ DEV AYNASINDA GÖRENLERE

Geldik gidiyoruz, bu rüya aleminde.
Rüya bile yaşamımızla mukayese edildiğinde bir ömür kalır.
Dün üç beş yaşlarında çocuk zamanımızla, şimdiki yaşımızın zamanını ölçelim. Saniyeler geçti deriz. Evet ne çabuk geçti. Anlayamadık demez miyiz? Bir rüyadayız bu dünyada. Rüyadan da kısa bir hayat sürüyoruz.. Biz bunu upuzun bir ömür sanıyoruz.
Evren zaten bir yansımadır.
Yaşam hülyadır, hayaldir, halüsinasyondur. Öldüğümüzde bu hayalden uyanacağız. Uyandığımız zaman ölerek gerçek sonsuz hayata adım atacağız. ”Yaşayanlar ölüdür.” Diyor Yüce Yaratan.
Yaşarken ölü olan bizler ölürken dirileceğiz.
Bunları neden yazdım? En soğuk kelime ÖLÜM’ü kullanarak. Ölümün kıymetini bilelim istedim.
Sizleri bir küçükler yani mikro alemine; bir de büyükler makro alemine götürerek bu dünyada yaşayan minnacık insanın o aciz büyüklüğünü göstermek isterim.
Bir bakteri ancak mikroskopla görülebilen bir küçüklük. Evet bir bakteride 2000 gen var. Bu gende 100 harf (halka). İnsanda bunun 500 kat fazlası. Hiç yormayacağım sizi rakamlarla. Bu miktarların toplamıyla,1000 kelimelik bir ansiklopediden
10 000 cilt ansiklopedi yapmak demektir.
İNSANIN GENİNDE BULUNAN HARFLERLE TANESİ BİN KELİME OLAN ON BİN CİLT ANSİKLOPEDİ YAPILIR.
Bir başka örnek. Bir toplu iğne başında bulunan atomları, 200 000 nüfuslu bir şehirde yaşayan insanlar, saniyede iki tane saysa iki ayda bitiremezler.
BİZ NEYİZ? Bu küçüklük yanında.
Şimdi gelelim kainatımıza.
Önceleri kainatımızda 100 milyar galaksiden söz edilmekteydi. Şimdi 400 milyar.
Son yapılan bilimsel çalışmalarla, uzayın derinliklerinde bulunan karanlık bölgelerde, bugüne kadar sayılarından haberimiz olmayan yıldızların, kendi güneşleri etrafından geçerken bıraktıkları gölgelerinden varlıkları
tespit edildi. Bunlarda hesaba katıldığında Evrenimizde mevcut galaksilerin sayısının şimdilik 400 milyar olduğu bilinmektedir. Bir bu kadarda yıldız olduğundan bahsediliyor. Güneşimiz gibi ısı, ışık yayanlara yıldız diyoruz.
Bu yıldızların etrafında dünyamız gibi
ısı, ışık yaymayan sayısız gezegenlerin varlığını düşündüğümüzde akıl almaz sayılara ulaşıyoruz.
Peki karanlık maddeyle, karanlık enerjiye ne demeli?
Kainatta görebildiklerimiz %5
Karanlık madde %20
Karanlık enerji % 75...
Üstelik ışık ulaşamadığından bunları göremiyoruz. Hatta ne olduklarını.
Az çok karanlık madde hariç, karanlık enerjinin ne olduğu henüz bilinmiyor.
GALAKSİLERE HER BİRİNE BİR TELEFON NUMARASI VERSEK VE TELEFON REHBERİ HAZIRLASAK. HER BİR REHBERE İKİ MİLYON YILDIZ YAZSAK. 200 000 CİLT REHBER EDER.
BİZ NEYİZ?
Bu büyüklük yanında.
Ey!.. Zavallıların zavallısı.. Acizlerin acizi insan.
Tekrarlıyorum. Biz neyin peşindeyiz? Nedir bu mal mülk para ve makam hırsı? Nedir bu doymazlığımız? Nedir bu aç gözlülüğümüz?.. Nedir bu cana kıymalar? Nedir bu kalp kırmalar? Nedir bu can yakmalar?
Meleklerden üstün olacakken aşağıların en aşağısı olmalar?
Ne olur biraz kendimize gelip kainatta bir hiç olduğumuzu yukarıdaki örneklerle tekrar hatırlayalım.
Vazgeçelim üç "S" denen
Servet, Şehvet, Şöhret sevdasından;
hiç olmazsa bir ihtiyaç sahibinin gönlünü alalım.
Bak, her aldığın gönülle, nasıl gönlün ferahlayacak. Nasıl yaşamdan tat almaya başlayacaksın.


