Mehmet Fuat ERGÜN & GENÇLEREMİZE

Daha başka bir FUAT olabilirdim!
72 yıllık yaşantımda şöyle su gibi akan geçmişime baktığımda bilerek bilmeyerek, bilinçli bilinçsiz yapılan hatalarımı sizlerle paylaşmak istedim.
Babam lise birden terk, bir polis memuru.
Annem, dedemin "kız çocuğu okuyacak sevgilisine mektup mu yazacak" sözüyle eve gelen kızını okut diyen öğretmenin teklifini kabul etmemiş, bu yüzden ilkokul yüzü görmemiş, okuma yazmayı ben sekiz yaşlarında ilkokuldayken, ilkokul okuma yazma kurslarında öğrenmiş bir ev hanımı.
Babam, ilkokula başlamadan önce, kendi okumamışlığın ezikliğini, beni motive etmeye çalışmış, özellikle ilkokul ilk çağlarımda üzerime düşerek bana okuma hevesi veren bir devlet memuru.
İlkokul üçüncü sınıftan sonra mesleği gereği olsa benim üzerimde tahsilim konusunda bir etkisi olmadı.
Ama on yerine dokuz alsam kızmayı ihmal etmezdi.
Okuma ve tahsil hayatımda bana en etkili olmuş, ilkokul öğretmenim Melahat Özer'dir.
Annem ahlaklı bir insan olmamız dışında eğitimime hiç katkısı olmadı. Çünkü kendi okuma yazma bilmiyordu.
Annem babam eğitimli olsalardı, başka bir Fuat olurdum.
İlkokul, orta iki Adana.
Orta üç Gaziantep.
Lise bir, iki Muş.
Lise son Bursa.
İTÜ İstanbul.
Tüm tahsil boyu, hiçbir kurs ve eğitim kuruluşundan destek almadım.
Muş lisesi gibi geleceğimi etkileyecek lise bir, iki sıraları;
o zamanlar eğitim enstitüsü liseden sonra iki sene tahsil görmüş öğretmenlerden ezbere dayalı eğitim almam gelecek başarımı etkilemiştir.
Hep kendi beynimde oluşturduğum okuyup adam olacağım hedefimle tüm tahsil hayatımda sınıf birincisi olmak, hiç kayıp vermeden hayata atılmaktı. Ve bunu başardım.
Yaptığım hata, yaz tatillerimi, ikinci bir lisan, spor gibi geleceğime katkı sağlayacak ve sosyal aktivitelerde bulunamamam olmuştur.
Buda negatif yönde ailemin etkisinden.
Babamla çocukluk döneminde beraber hiç bir oyun oynamadık. Top oynuyorum diye babamın topumu kestiğini bilirim.
İTÜ'ye çok zor üç gün süren yazılı imtihanla, bir de üstelik, genel üniversiteler imtihanında belli bir barajın üstünde puanla makina bölümüne 15.ci girmem; yine benim babama ısrarım sonucu İTÜ imtihan öncesi İstanbul Güven dersanesinde bir ay kurs almam etkili olmuştur.
İTÜ süresinde Haziran dönemi dokuz kişi olarak tamamlayan, Türkiye'nin en genç makina mühendisi unvanı alan biri olarak, bitirdiğim yüksek tahsilimi, babama yalvarmama, hatta İngiltere'de dil okulunu bulmama, ailemin mali gücü olmasına rağmen gönderilmemem,
en büyük kayıplarımdan biridir.
24 yaşında evlendim. Kendime göre iyi bir eş seçtim.
Ama seçtiğim eşi, kendi aile yapı ve kültürümden seçseydim daha bir başka olurdu yaşam sevincim.
Cinsiyetimizi, hangi anne babadan, hangi ülkeden olacağımızı, rengimizi,
kader olarak biz seçmiyoruz ama tahsilimiz, eş, iş seçimimiz, çalışma gayretimiz, kötü alışkanlardan uzak durmamız kendi kaderimizi kendi ellerimizle belirliyoruz.
Yaşamımın dezavantajlarının neler olduğunu özellikle genç kardeşlerime özetlemeye çalışırsam..
- Eğitimli anne, babaya sahip olmamam.
- Tüm tahsil hayatımda, başarılarımı kendi çabalarımla elde etmenin dışında dışardan en ufak bir katkı alamamam.
- Tahsil hayatımın sonuna kadar devlet okullarından başka, ilave bir kurs, ders görmemem.
- Babamın memuriyetiden dolayı sık okul değiştirmem.
- Özellikle 1965 Muş Lisesi 1 ve 2'de, eğitimimin en etkili dönemimde; lise sonrası iki sene eğitim enstitülerinden mezun, hatta askerliğini yapmamış öğretmenlerden ders almam.
- Hayatımın en önemli faktörlerinden spor ve yabancı dil, imkanlarına kavuşamamam.
Spor tamamen kendi imkanlarımla mahalle futbolu; yabancı dil kursları imkanımın olmayışı.
İTÜ sonrası, İngiltere dil okuluna babamın karşı çıkması.
- Bir an önce evlenip çocuk sahibi olmak cahiliyetimle çocuk yaşta 24 yaşında evlenmiş olmam.
- Yaz tatillerimi bol kitap okumaktan başka, sosyal aktivitelere ailevi nedenlerle katılamamam.
Bir çocuğun başarısı, içinden gelmeli ve ailesi desteklemeli.


