Ana Sayfa / Gündem / Mehmet Fuat ERGÜN & DÜŞÜNMEK

Mehmet Fuat ERGÜN & DÜŞÜNMEK

11 Ekim 2023 23:580 görüntülenme
Mehmet Fuat ERGÜN & DÜŞÜNMEK

Yaş ilerliyor. İlerledikçe sevdiklerin, tanıdıkların, bildiklerin, dostların, arkadaşların gözlerinin önünde, bir, bir toprağa karışıp yok olup gidiyor.

Toprak deyince aklıma Yaratanın ben sizi topraktan, balçıktan, çamurdan yarattım sözleri geliyor aklıma.

Topraktan geldik toprağa gidiyoruz.

Bir insan vücudunda altın dahil toprakta bulunan madenlerin hepsi var.

Bir kan testinde demire, magnezyuma bakılmıyor mu?

Şırıl, şırıl damarlarda akan kanın içindeki demirin, milyarlarca sene önce bir süpernova yıldızının patlamasıyla dünyamızla buluştuğunu biliyoruz.

Güneşimiz, beş milyar yaşında. Dünyamızda bir o kadar.

Sakın söylediklerimin bilimselliğinden şüphe etmeyin.

Kainatın alfabesi ilmin temeli matamatik formüllerin sonucu bilim insanlarının tespitleri bunlar.

Daha yakın zamana kadar güneşimizin bitmez tükenmez enerjisinin ne olduğu bilinmiyordu.

Yine Yaratan diyeceğim affınıza sığınarak.

Kitabımızın ilk emri oku.

Peki o dönem hangi kitap var okuyacağız.

Evet okuyacağız. Kainatı, insanı, tabiatı, okuyacağız. Okuyacağız ki ilahi bir gücün varlığından haberimiz olsun.

Şimdi güneşe bıraktığımız yerden devam edelim.

Güneşin bitmek bilmeyen enerjisinin temelinde hidrojen yatar. Hidrojen kainatta bulunan yüz küsur elementten ilk olanıdır.

İkincisi Helyum.

Hidrojende bir, helyumda iki elektron var. Ağır metallerin eloktron sayıları fazladır. Demir gibi.

Güneşimizde saatte milyonlarca ton hidrojen reaksiyona girerek, yine milyonlarca ton helyuma dönüşür.

Bu dönüşümde, yine milyarlarca ton enerji açığa çıkar.

Japonya’ya atılan hidrojen bombasının gücünü düşünün.

İste güneşte açığa çıkan enerji, kendi merkezinde 15,6 milyon derece sıcaklıktadır. Bu sıcaklık milyon senede yüzeyine çıkarak 5500 derece sıcaklığa ulaşır.

Dünyamız ise güneşin yaydığı ısı, ışığın milyarlarcasından birini alır.

İşte bu ışık ve ısı, biz insanoğlunun kısa ömrünün yaşamasını sağlar.

Ölüm dedik nerelere geldik.

Yine bilimsel hesaplarla güneşimizin, onunla yaşamını sürdüren dünyamızın, hatta kainatımızın bir ömrü var.

Bir hırsla sarıldığımız bu dünya telaşımızın sonunda insan ömrünün de bir sonu var.

Canlı, cansız, termodinamik yasası gereği yok olmaya mahkumdur.

Her canlı ölümü tadacaktır der Yaratan.

Buna göre kendimize gelelim.

Boşuna denmemiş türkülerimize bile konu olmuş. "Dünya kadar malın olsa ne fayda"

Bizlere ne faydası var, dünya kadar malın, mülkün servetin, şehvetin ve şöhretin? Rüya gibi gelip geçen bu kısacık ömrümüzde.

Bir ihtiyaç sahibinin, gücümüzün yettiği kadar az da olsa gönlünü almak, çok mu zor?

Yaşamımızda çok örnekleri var.

Hiç düşündünüz mü neden ağaçlar budanır?

Gür çıksın kaliteli meyve versin diye.

İnancım gereği, "sadaka ver ömrün uzasın" denir. Önceleri kabul edememiştim. Benim kaderim yazıldı. Nasıl ömrüm uzayacak?

Ne zaman en, boy, yükseklik üç boyutun yanında dördüncü boyut zamanla haşır neşir oldum; işte o zaman anladım.

Sonsuz kere sonsuz evreni Yaratanın katında zaman yok.

14 milyar şene önce big bang, büyük patlamadan önce de zaman yoktu.

Patlamayla zaman, madde, enerjiyle tanıştı kainat.

Zamanın bir enerji olduğu sonraları tespit edildi.

Yaratan katında gelmiş geçmiş zaman yok. Biz de zaman kavramı var.

Sadaka verdiğimizde kaderimiz o an yazılıyor.

İstediğin kadar ibadetlerini yerine getir. İbadetlerimiz bizler için.

Ama bir ihtiyaç sahibine el uzatmadıkça.....

Paylaş:
Mehmet Fuat Ergün

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz