Ana Sayfa / Gündem / Mehmet Fuat ERGÜN & DÜNYAMIZIN DIŞINA ÇIKMAK İSTERMİSİNİZ?

Mehmet Fuat ERGÜN & DÜNYAMIZIN DIŞINA ÇIKMAK İSTERMİSİNİZ?

25 Mart 2024 15:270 görüntülenme
Mehmet Fuat ERGÜN & DÜNYAMIZIN DIŞINA ÇIKMAK İSTERMİSİNİZ?

Şimdi diyeceksiniz bu konu nerden çıktı?

Bunlar zor konular. Hele bir de okumuyorsak, anlamamız imkansızlaşıyor.

Dikkatinizi çekmiştir. Yazılarımı, her kesimin anlayacağı şekilde baside indirgeyerek kaleme almaya çalışıyorum.

Daha önce bir köşe yazımda İlahi kompüter yazılımımız GEN'den bahsetmiştim.

Şimdi bizlerin içerisinde yaşadığı mikro ve makro yapılarla, boyut kavramına, çok kısa bir göz atmak istedim.

Haydi gelin biraz mikro ve makro yapılardan birer örnekle büyüklük ve sayısal değerlere şöyle bir bakalım.

- MİKRO YAPI = ATOM

En küçük yapı taşımız olarak bilinen atom, kuantum mekanikle bir dev olduğu anlaşıldı.

Bir toplu iğne ucundaki atom sayısını, 200 000 nüfuslu bir şehirdeki inasanlara saydırmaya kalksak, her bir insan saniyede iki atom saysa iki ayda ancak sayabiliyor.

- MAKRO YAPI = KÂİNAT

Kâinatta, 400 milyar galaksi ve her galakside, bir o kadar 400 milyar yıldız olduğu şu an ki bilgilerimizle tahmin ediliyor.

Yıldız diyoruz. Yani güneş. Dünyamız gibi gezegen değil.

Haydi gelin şöyle değişik bir şey yapalım.

Her yıldıza bir telefon numarası verelim. Ve bir telefon rehberine 4 milyon yıldız kaydedelim.

On milyar değil. On trilyon değil. Tamı tamına on katrilyon fihrist kullanmamız gerekiyor.

BOYUTLAR = YAŞAM SIRRIMIZ

Seneler önce 1968 olacak.

Bir kitap okumuştum. ”Geleceğin Teknik Çehresi.” On yedi yaşlarındaydım. Boyuttan bahsediyordu. Boyut demek en, boy, yükseklik demektir.

Tek boyut bir çizgi, iki boyut kare, üç boyut küp. Bir alt boyut hiç bir zaman bir üst boyutu anlayamaz ve göremez. Devam ediyordu.

Bir tek boyutlu dünyada yaşayan insan yani çizgi, iki boyutlu ev, banka olan kare içerisine giremez. Hatta üç boyut küpü aklına bile getiremez.

Kitabın şu yorumu seneler geçti aklımdan çıkmadı.

Tek boyutlu biri için iki boyutlu kareyi banka olarak düşünelim. Tek boyut olan insan o kare bankaya giremez. Ama üç boyutlu biri o kare olan bankanın içerisine girer. Paraları alır çıkar.

Tek boyutlu çizgi olan insan asla iki boyutun içerisine giremediği gibi üç boyutlu insanın paraları alıp kaçtığını göremez. Şu an biz üç boyutlu bir dünyadayız. Dördüncü boyut zaman, beşinci boyut bilinç.

Zaman! Zaman! daha çoğumuzun bile aklına getiremediği dördüncü boyut. Zamandan da boyut olur mu diyeceksiniz. 13.8 milyar sene önce big bang, büyük patlamayla yaratılan zaman.

Evet; yaşama başladığımızda maddemiz içerisinde gizli enerjidir zaman. Onunla yaşamımız şekillenir. Onun sönmesiyle bu dünyaya veda ederiz. İşte zaman bu kadar önemlidir.

Hatta zamanın ışık hızıyla doğrudan bağlantısı vardır. Işık hızı bir saniyede yaklaşık üç yüz bin kilometre yapılan yol demektir. Uçaklarımız saatte, saniyede değil saatte sekiz yüz km yol yaparken. Bir ışık saatte üç yüz bin kilometreyi üç bin altı yüzle çarparak bulunan kilometrede yol yapar.

Zaman o kadar önemli. Işık hızına yaklaştığımızda zaman durma noktasına gelir. Işık hızını aştığımızda zaman geriye gider. Yani geçmişimize gideriz. Bu söylediklerim hayal ürünü değil. Bilimsel matematiksel formüllerle ispatlanmıştır.

Peki. Beşinci boyut bilince ne demeli?

Işıktan binlerce, milyonlarca hızlı giden bir düşünce yapısıdır bilinç. Onun için hayal alemlerine gider. Başka dünyalarla irtibata geçeriz. Rüyalarımızın temelinde bilinç yatar. Hata mucize icatlarımızın.

Çok okumuşuzdur. En son İzmir’de oldu. Birisi kendisine araba kaza süsü vererek öldüğünü paylaştı. Aynı yerde aynı şekilde bir gün sonra aynı senaryoyla öldü.

Bizlerin yaşamını Yaratan’ımızın bilgisayar programı belirler. Buna ilahi kompüter diyoruz. Tüm yaşantımız o programın içerisinde. İşte bilincimiz bu programla direkt irtibatlı. Kaderimizin temelinde ilahi program yatar.

Dinimizi öğrenmeye çalıştığım zamanlar, sorguluyordum. “Sadaka ver ömrün uzasın.” Diye bir söz duymuştum. O zaman kader ne demiştim? Benim kaderim yazılmamış mıydı? Kabul edememiştim. Burada bir eksiklik var diye düşünmüştüm.

Boyut kavramına girince anlamaya başladım.

Yaratan sonsuz boyutta. Bizim beş boyutlu dünyamızda zaman var. Hele sonsuz boyutta zaman kavramı diye bir şey yok. Yaratan katında sonsuz boyutta asla zaman kavramı yok. Biz kaderimiz önceden yazıldığını düşünürken sonsuz boyutlu Yaratan katında geçmiş ve gelecek zaman kavramları olmadığından şu an yazılıyor. Yani sadaka verdiğimizde kaderimiz belirleniyor.

Sonuç: Müslümanların ilk emri oku olan kitabında, kendi kendime sormuştum.

Ortada kitap yok neyi okuyacağız?

Bu yazımın konusu olan, makro, mikro alemi okuyacağız.

Tabiattaki canlı cansız varlıkları okuyacağız.

İnsanı okuyacağız.

İlk emri oku diyen kitap tamamlandığında kitabı okuyacağız.

Paylaş:
Mehmet Fuat Ergün

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz