Mehmet Fuat ERGÜN & DEPREMLE İLGİLİ SEKİZ GÜNDE ÜÇÜNCÜ YAZIM

Bu bizleri sonsuz acılara koyan Hatay depreminin, sekizinci günündeyiz.
Öyle bir acı ki hayatımda, Varto, Malatya, Bursa depremlerini canlı yaşamış biri olarak bu depremin acısı yürekleri dağlıyor; inanın binlerce canımızın kaybını düşündükçe aklı almıyor, üzüntüden çıldırası geliyor insanın.
Ülkemizin her köşesinden, dünyanın bir ucundan yardımlar ve binlerce enkaz çalışmalarına katılan genci ihtiyarı, diğer onlarca ülkelerden gelen enkaz kurtarma ekiplerinin uyumadan geceli gündüzlü çalışmaları az da olsa yüreğimize su serpiyor.
Mal canın yongası denir.
Yardımseverlerin maddi destekleri, devletimizin güçlülüğü, malın, evin ve eşyanın telafisini mutlaka yapacaktır.
Mal kolay. Ah! canımızdan birer parça kaybettiklerimiz olmasa.
Şubat kısalığı, bahara adım atacak ay olmasından; her şeyin küçüğü sevilir düşüncesiyle sanki bende diğer aylara göre bir sempatikliği vardı.
Artık, Şubat ayını ve altı rakamını sevmiyorum, desem de ömrüm vefa ettikçe hep karşıma çıkacak.
Duamız, Yaratanımız, bu yüce ulusumuza bir daha bu tip acıları göstermesin. Yalnız ulusumuza değil tüm insanlığa.
Hayatını kaybetmiş kardeşlerimize rahmet dilemekten başka elimizden bir şey gelmiyor. Mekanları cennet kabirleri nur olsun.
Bu sekiz günde, bu üçüncü yazım.
Birincisi üç ciddi depremi yaşamış biri olarak tecrübelerimi; ikincisi depremden korkmamak için yine Bursa'da 78m2’lik iki buçuk kat inşaatımın yapılışında tüm denetim ve kontrollardan nasıl geçtiğini, hatta mutlaka nervürlü inşaat demiri kullanma mecburiyetinde; demirler inşaat sahasına indiğinde, denetim firmasının lotlardan birer parça keserek aynı her çimento gelişinde testlere göndermesi gibi. İnsanın inanası gelmiyor değil mi?
Denetim firmasıyla belediyenin titiz ve hassas tutumunu yazmıştım.
Ve bu inşaat dokuz derecesinde depreme dayanır demiştim.
Tam bu yazımı kaleme alırken bir arkadaşım, 2022 yılında teslim edilen Dörtyol Şehir Hastanesine inşaat safhasında monte edilen deprem izolatörleri sayesinde bir çizik olmadığı, bir camın kırılmadığının nedenini gösteren birkaç dakikalık videoyu gönderdi ve seyrettim. İşte bu dedim. İlmin insanlığa hizmeti.
Bu yazımda sizlere okuduklarım ve araştırdıklarım neticesi, haddim olmayarak deprem anında yapmamız gerekenleri sıralayacağım.
- Gece yatarken deprem esnasında uyandıracak basit ses ve su sisteminin kurulması. İnternette detayları görebilirsiniz. Gece kan uykumuzda uyarılmazsanız deprem sarsıntısı ninni gibi gelecektir.
- Yanlış bildiğimiz kesinlikle kolon ve kapı altlarına sığınmamamız.
- Alt zemin kattaysak, yavrumuzu kucağımıza alıp, başka hiç birşey düşünmeden gerekirse yalınayak, terliksiz dışarı kaçmak.
- Üst kattaysak kesinlikle merdiven ve asansöre yönlenmemek.
- Masa altlarına saklanmamak.
Yıkılan kolonları tutacak, dayanacak baza altına silme doldurduğumuz kitaplar ve cehiz sandığı içinde çarşaflar uygundur.
Bunlara cenin vaziyette kıvrılarak yatmak.
- Yatmadan önce başımızın ucunda bir küçük ped şişe su ve şarjı ful telefonunuzu bulundurmak.
- Su ve telefon oldukça deprem çantasına ihtiyaç kalmaz. Deprem çantası olsa bile onu cenin vaziyette açıp kullanma imkanınız asla olmayacak.
- En büyük can kurtaranınız telefonunuz olacak.
Hemen telefonunuza sarılıp tanıdıklarınıza konuşmayınız. Çünkü hatlar kitleneceğinden, mutlaka sosyal medya, Twitter, WhatsApp, msn yazışmalarını kullanınız.
- Bir kaşık su sizi birkaç gün canlı tutabilecektir.
- Heyecan, telaş yok. Sakin olmak size moral kazandıracak. Gücünüzü diriliğinizin kaybolmasını önleyecektir.
- Sesiniz, size enkaz kurtarma ekibi geldiğinde lazım olacaktır.
Kolay değil bu söylenenleri yapmak.
O enkaz altında kalıp ölme riskiyle, ben bile nasıl hareket edeceğimi bilemiyorum. Ama bu yazdıklarımı aklıma kazıyacağım. Kendimi eğitmeye çalışacağım.
Deprem artık içimizden biri oldu.
İnşaat denetimi ve deprem eğitimi bizlerin ana düsturu olmalıdır.


