Mehmet Fuat ERGÜN & BU YAZIM, 72 YILIN BİRİKİMİ GELİŞMEKTE OLAN YAVRULARIMIZA

Teori olmadan verimli pratik olmaz.
Uygulamaların birikimine tecrübe denir.
Tecrübeden ders alanlar için.
Yoksa gününü hay huyla geçirenler için değil.
Yaratanıma çok şükür yetmişli yaşları yavaş yavaş aşıyorum.
Çocukluk çağlarımda, rahmetli babam yaz tatillerinde memleketim Malatya Gündüzbey köyüme gönderirdi.
On iki, on üç yaşlarındayım. Köyüm girişinde 42 yaşında biri ölmüştü.
Köylüler " Ne mutlu hayatını yaşadı, gününü gördü." Demişlerdi.
Şimdinin gençlik yılları demek kırklı yaşlar.
Yetmiş iki yaşımdan kırk ikili yaşlara geldik.
Şimdi yetmiş yaşta biri öldüğünde daha gününü görmedi gençti demiyor muyuz?
Yazımın başında tecrübeyle konuya giriş yapmıştım.
"Bir gram tecrübe, bin gram teoriden üstündür." Boşuna denmiş.
Bende yazılarımda tüm yaşantımdan birikimim olan tecrübelerimi sizlere aktarmaya çalışıyorum.
72 yaş, 50 ci yıl İTÜ makina mühendisi plaketi ve 50 senenin yöneticilik birikimi. 1972 yılı ülkemizin en genç makina mühendisi olarak, kısada olsa hayatımdan bazı birikimlerimi özellikle büyüme çağında olan yavrularımızla paylaşmak istedim.
Bunları kendi nefsim için yazmıyorum.
Ben büyüğüm demiyorum.
Yaşım ilerledikçe, okudukça kendimin bir hiç olduğunu anladım.
Kainatımız 13.8 milyar yaşında.
Evrenin büyüklüğü, çapı ise 92 milyar ışık yılı.
Peki bu nasıl oluyor? Çünkü evrenimiz ışık hızından daha fazla büyüyor.
Bu devasa, sonsuzluk derecesindeki evrenimizde dünyamız bir atomdan daha küçük. Bu durumda biz insanoğlu nasıl bir hiç olmayalım.
1968 İTÜ kaynak dersimizde. O dönem kaynak konusunda dokuz cilt bilimsel kitap yazmış hocamız Prof. Selahattin Anık, daha ilk dersde tahtaya koskoca KAYNAK yazdı. Bizlere dönerek "Arkadaşlar ben Kaynak kelimesinin bir harfinin bir noktasını bilmiyorum."
O zamandan beri hiçliğimi yenmek için, okuyor, araştırıyor, gözlem yapıyorum. Ama yine hiçlikten öteye gidemiyorum.
Şimdi size yaşam tecrübelerimden bazılarını yazmaya çalışacağım.
- Annemin okuma yazması yoktu. Babam vali makam polisiydi. Tahsilime oku demelerinden başka bir katkıları olmadı. Ama içimden gelen bir hevesle okuma benim oyun arkadaşım oldu.
- Muş'ta gece saat 23.00 den sonra şehir jeneratörü kapandığında; ders yapmak için bahane bulmadım. Gaz lambasıyla okudum. Başarılı olmak için gece yarıları kalkar ders yapardım.
- Öğretmenlerimi dinledim. Derslerimi derste yaptım.
Anlamadığımı sordum. Ev ödevlerimi okuldan eve gelir gelmez bitirdim.
- Ergenlik çağıma geldiğimde aileme, öğretmenlerime diklenmedim. Havalara girerek ne idüğü belirsiz arkadaşlarımın peşine takılmadım.
- İngilizcemin yanında, OYAK Renault iş hayatımdan Fransızca ve Romanya'daki görevimden dolayı Romence yani üç dil öğrendim. Benin ikinci üçüncü dillerim biraz mecburiyettendi. Ama siz en az bir dil öğrenin.
- Aktivite. Spor ikinci gıdam oldu. Yaşamak için enerjimi gıdadan alırken, gelişen vücudumun, yaşlılık dönemlerimde bana ihanet etmemesi için sporuma çok önem verdim.
Bu yaşımda 20 km. bisiklete binebiliyor, yaz aylarında yine günde bir iki saat yüzüyorum.
Spor için tembellik edip bahane bulma. Evde, bahçede, açık spor aletleriyle de olsa yeter ki iste yaparsın.
Muş'ta 15 yaşlarında imkansızlıklar içerisinde bir demir çubuğun iki ucuna ağırlıklar takarak halter çalıştım.
Babamın memuriyetinden şehir şehir dolaştığımızdan bir spor kulübüne giremedim. Sizlere tavsiye ederim.
- Kendi harçlığımı kazanmak için yaz tatillerinde çalıştım. Nelerin mi satmadım?
Eski ders kitapları, sakız, dondurma, şeker, gazete, ayakkabı boyacılığı vs.
- Kitap okudum. Ne bulursam karşı görüşlerin eserleri de olsa okudum. Kaliteli insan her fikre açık olmalıdır. Karşı fikirler insanı düşünmeye, sorgulamaya sevk eder.
Şu an kütüphanemde iki bine yakın kitabım var. Bunların çoğu insanı tanıma üzerine. Kaliteli olmak, fikir ve düşünce monotonluğundan kurtulmaya bağlıdır.
- Babam Adana vali polisiyken, vali çocuklarıyla arkadaşlığımızda; vali konağındaki piyanodan, piyano çalmayı; Adana Radyosu Çocuk Korosundan flüt, klarnet çalmayı, lise son çağlarımda saz çalmayı öğrendim.
Sizlere tavsiyem. En az bir enstrüman çalmayı öğrenin.
Müzik arkadaşınız olsun. Ruhun gıdası olan her türlü müziği sevmeye çalışın.
- Fırsat buldukça, sinema, tiyatro, bale, opera, müzelere gitmeyi ihmal etmedim.
Fazla uzatmayacağım.
Benim büyüme çağında olan yavrularımıza tavsiyelerim, hayat tecrübelerimden dolayı şimdilik bunlar.
Fazla zamanınızı almak istemiyorum.
Anlatmaya kalksam ciltlerce kitap olur.
TABİ ASLA ŞUNU UNUTMAYIN.
İNSAN, MADDE OLAN VÜCUTTAN, ENERJİ OLAN RUHDAN MEYDANA GELMİŞTİR.
NASIL GIDAYLA VÜCUDUMUZU DİRİ TUTMAYA CALIŞIYORSAK, RUHUMUZUDA SONSUZ ENERJİ OLAN BİR VARLIĞA İNANARAK DİRİ TUTABİLİRİZ.
BEN BUNA YARATAN, ALLAH DİYORUM. YARATANIMA TÜM HÜCRELERİMLE HİSSEDEREK İNANIYORUM.
YANİ İNANÇ.
İKİ DÜNYALIYIM. TEK DÜNYALI OLUP ÖLDÜKDEN SONRA BİR HİÇ OLACAĞIMA, ÖLDÜKDEN SONRA SEVDİKLERİME KAVUŞACAĞIMIN SEVİNCİYLE HER İNSANIN KORTTUĞU, AKLINA BİLE GETİRMEK İSTEMEDİĞİ ÖLÜMDEN KORKMUYOR, ÖLÜMLE BULUŞMANIN ÖZLEMİNİN SEVİNCİNİ YAŞIYORUM.


