Mehmet Fuat ERGÜN & Anneler günü Anısına, Annemden Bazı Alıntılar

Anne, ana, biz evlatları anamızın karnında bir gram et parçasıyken, dokuz ay kendini feda edercesine bir gramdan en az üç bin kat büyüterek bizleri dünyaya getiren ana.
Biz erkeklerin doğum sancılarına dayanma gücü olmadığından; Yaratan tarafından annelerimize cennet ayakları altında hediyesiyle verilen ana.
Yemeden, içmeden, giymeden biz evlatlarına kol geren ana.
Çocuklarının mutluluğu için huzursuz ailelerin içinde gördüğü her türlü şiddete dayanan ve evlatlarına sezdirmeyen ana.
Çocukken altımızdan alan, bizleri ve çamaşırlarımızı yıkayan, geceleri uyumayan, kendi sağlığından çok bizlerin sağlığını düşünen ana.
Evini derleyen, toplayan, yoklukta evde bulduklarıyla bir tas çorba yapıp önümüze koyan ana.
Hastalığımızda, " Aman size gelmesin bana gelsin" diyen ana.
Bizim o taraf diliyle, "Gadan dağlara gide" diyen ana.
Tahsil hayatımızda okula aç karnına gitmemiz için sabah erken kalkıp bir şeyler kursağımıza koyduran ana.
İnanın annem, babam rahmetli oldular; geriye baktığımda babamın bizler için o kadar fedakarlığına karşı; anam anam diyor yüreğim.
İTÜ birinci sınıfa dayım.
Ders çalışırken karnımın alt tarafında için için bir sancı oluşuyor.
Verimli ders yapamıyorum.
Babam Bursa Trafik Büro Amiri.
Hemen beni Devlet Hastanesi doktorlarından Mustafa Hoşagasi'nın özel muayenehanesine götürdü.
Tüm harici testler normal.
Kan testinde lökosit biraz limit üstü çıktı.
Risk yok ama, apandisit ameliyatına alalım dedi doktorumuz.
Anam, canım anam tam beş gün sandalyede benim yanımda ah, of demeden uyku yüzü görmeden bana refakatçı kaldı.
Hele ameliyat sonrası narkoz tesiriyle ayılmam biraz gecikince; inanın başımda anamın yürek yakan çığlıklarıyla uyandım
Anam, anam canım anam.
Hastanede, dördüncü günü akşamı artık ayaklandım.
Yandaki koğuşlara hasta ziyaretine gidiyorum.
Anam bakmış ben ortalıkta yokum.
Bu oğlan üşür diye hırkamı eline alarak beni arıyor.
Her koğuşa girdiğinde çocuğumu gören var mı diyor.
Neyse beni koğuşun birinde buldu.
Hırkamı giydirdi.
Yatağıma ben önde annem arkada giderken.. Annemi görenler "Teyze çocuğunu buldun mu? Dediklerinde evet buldum. İşte önümde giden der demez,
"Maşallah teyze çocuğunda baya küçükmüş" Diyerek gülüştüler hasta yakınları.
Ben o zaman on sekiz yaşındayım.
İşte ana.
Evladı elli yaşında da olsa ana gözünde yine çocuk. Yine çocuk.
Annem çok okumak istemiş. Dedem, kız çocuğu okuyup da ne yapacak. Sevgilisine mektup mu yazacak diye göndermemiş.
Hatta öğretmen birkaç kez eve gelerek annemin okula devam etmesi için dedeme ısrarcı olmuş.
Nafile.
Annem ben ilkokula gittiğim zaman, okulumuzda açılan iki dönem okuma yazma kurşunu bitirerek okuma yazma öğrendi.
Tahsili yok bir anne. Ama sanki yüksek tahsil yapmış gibiydi bizlerin gözünde.
Daha bizler çocukken; aman yavrularım ayıp yerlerinizi kimseye göstermeyin.
Orada mühür var. Yabancılar görürse mühür bozulur diye, bize nasihatta bulunan anam.
Bir keresinde Bursa'da lise sondayım, Babam eve sabaha karşı aşırı alkollü geldi. Annem kapıyı açınca hiç skandal yapmadan Tevfik nerde kaldın der demez bizler bir tokat sesiyle uyandık.
Annem bizler duyup üzülmeyelim diye sesini çıkarmadan odasına çekildi.
Ama bizlerin içinde bir yara.
Canımız annemiz hiçbir hatası yokken şiddete maruz kaldı.
Ve bizlere hiçbir şey olmamış gibi sabah gülümseyerek kalktı.
Hatta sorduğumuzda
Yok oğlum karı koca arasında olur böyle şeyler. Baban sarhoştu. Biraz sesini yükseltti ve yattık dedi
İŞTE ANA YÜREĞİ. EVLATLARI İÇİN. AMAN EVLATLARIM ÜZÜLMESİN DİYE ÇİLE ÇEKEN VE DIŞARIYA SIR VERMEYEN ANAM
CENNET AYAKLARI ALTINDA OLAN TÜM ANNELERİMİZİ ANNELER GÜNÜNDE KUTLUYOR, SAYGIYLA ELLERİNDEN ÕPÜYORUM.
RAHMETE KAVUŞMUŞ OLANLARIN MEKANLARI CENNET KABİRLERİ NUR OLSUN.


