Mehmet Fuat ERGÜN & ADINI ANMADIĞIMIZ ÜÇ KELİME NEDİR DESEM

OKU, KANSER VE ÖLÜM.
Oku konusunu bu yazımda dile getirmek istedim.
Okumak kolay. Konusu ilgini çekmişse bir solukda kolayca bokuyup bitriyorsun. Ya!.Yazmak. Aynı yönetim ilmi gibi. Önce bir plan yapıyorsun. Nasıl yazacağını organize ediyorsun. Ve yazıyor, yani uyguluyor sonra kontrol ediyorsun. Ne ilimmiş bu YÖNETİM. Her yere her şeye uygulanabiliyor. Zaten uygulayamassan sonunda kaybeden sen oluyorsun.
Profosyonel yönetim sürecimde bir çok firmayla muhatap oldum. Çoğuna tecrübelerimden kaynaklanan birikimlerimi bir rapor haline aktarmaya çalıştım. Sağ olsunlar tepedeki patron yöneticiler işlerini çok iyi bildiklerinden uygulamadılar.
Sonunda birer birer iş hayatlarından silindiler. Bunlardan profosyonel yönetimi benimsemiş bir kaçı hariç.
Dikkatinizi çekti mi? İşletmelerde bir çok firmanın masraf gördüğü eğitime hiçbir zaman üst seviyede yöneticiler gitmez. Hep alt seviye gönderilir.. Çünkü tepedekiler bildiğini zannederler “çok bilen çok yanılır” ata sözümüzü dikkate almadıklarından devamlı kaybederler.
Senelerce yöneticilik yapmışsın. Bir maaşla çalışmışsın. En fazla bir evin bir araban birde yazlığın var. Adama akıl veriyorsun. Şuralarda hatalar yapıyorsun. Yönetim İlmi böyle demiyor diyorsun. Adamın cevabı. "Ben milyonlarıma milyon katmışım bu kadar işletmelerim var. Sen senelerce çalışmışsın bir evin var. Aklını sen kullansaydın benim bir maaşıma muhtaç olmazdın.” Diye düşünüyor. Bildiğini okuyor. Sonunda giderek küçülüyor. Bir de işin içine aileler girince yok olup gidiyor.
Nereden nereye, okuma ve yazmadan başladık. Buralara geldik.
Dikkatinizi çektiyse. Her gün gündemi değişen konulara el atmıyorum. Çünkü gündemle ilgili yüzlerce yazar arkadaşımız yazıyor.
Benim derdim, aileden tutun, günlük yaşama, ticari ve sanayi uğraşdan, sosyal hayata ait beyinsel, akılsal yapılan hataları bizzat yaşamış biri olarak 52 yıllık yöneticilik tecrübelerimle gündeme getirmeye çalışıyorum.
Tabi bütün bu konuların temelinde İNSAN kavramı var.
Kolay değil İNSAN’la uğraşmak. Her bir insan bir dünya. Boşuna denmemiş “Bir insanı tanımak okyanusdan kova kova su boşaltmaya benzer.” Bitiremezsiniz.
İnsanın en ufak hücresi, hatta hücrelerinin yapı taşı atomdur. Atom altına indiğimizde karşımıza atom altı parçacıkları konusu olan fizik yasalarının geçersiz olduğu kuantum fiziğiyle karşılaşırız. Kainatta milyarlarca galaksi, her bir galaksinin içinde milyarlarca yıldız var. Dünyamız gibi gezegen değil. Güneşimiz gibi hidrojeni helyuma çeviren ışık ve ısı saçan yıldizdan bahsediyorum.
Hiç düşündünüzmü? İnananlar için söylüyorum.
Kur’an’ın ilk emri, bildiğiniz gibi "Oku!" (İkra') emridir.
Peki, o zaman Kur’an henüz kitap değilken neyi okuyacağız? Bu sorunun cevabı birkaç açıdan değerlendirilebilir:
1. Kâinatı ve yaratılışı oku
Allah, "Yaratan Rabbinin adıyla oku" diyor. Burada kitap olarak indirilen bir metin değil, yaratılmış olan her şey kastediliyor olabilir:
Kendi varlığını, bedeni, aklı oku.
Doğayı, gökyüzünü, yıldızları, hayvanları oku.
Yani evreni, Allah’ın "ayetlerini" (işaretlerini) oku.
Kur’an, evrendeki her şeyin birer ayet (işaret) olduğunu söyler. Kâinat Allah’ın bir kitabı gibidir.
2. İnsanlık tarihini, tecrübeyi, bilgiyi oku
"Oku" emri, insanın geçmişini, birikimini, aklı kullanarak araştırmasını, öğrenmesini de içerir.
Geçmiş kavimlerden ibret almak (Kur’an’da bu çokça vurgulanır).
Bilgiyi değerli görmek.
Zihinsel ve ruhsal gelişime açık olmak.
Oku emri aynı zamanda insanın kendini tanıması anlamına gelir. İnsanı tanımak ve yönetmek ilimdir. İnsan yönetim ilminin temelinde de SEVGİ yatar. Muhatabınız insanı sevmedikçe, aynı deniz misali boşalta boşalta tanıyamaz bitiremez ve yönetemezsiniz.


