Ana Sayfa / Gündem / İlmia Süleyman Kılıç & Suskun Toprakların Çığlığı: Dünya İçin Son Çağrı

İlmia Süleyman Kılıç & Suskun Toprakların Çığlığı: Dünya İçin Son Çağrı

7 Ağustos 2025 14:180 görüntülenme
İlmia Süleyman Kılıç & Suskun Toprakların Çığlığı: Dünya İçin Son Çağrı

Bir sabah uyandığınızda market raflarının boş, barajların kurumuş, tarlaların çorak olduğunu düşünün. Ne su var ne yiyecek… Kulağa bir umutsuz ve kaotik gibi geliyor değil mi? Oysa bu gelecek senaryosu değil; adım adım yaklaştığımız bir gerçek. Kuraklık artık sadece sıcak bir yaz mevsimi değil; kıtlığın habercisi, açlığın ön sözü…

Bilim insanları onlarca yıldır uyarıyor: Küresel ısınma yalnızca kutuplarda eriyen buzullarla sınırlı değil; soframızdaki ekmeğe, içtiğimiz suya kadar dokunuyor. Bugün 2 milyardan fazla insan temiz suya erişmekte zorlanıyor. 2050’ye kadar bu sayının 4 milyarı geçeceği öngörülüyor.

Kuraklık, sadece gökyüzünün cimriliğiyle açıklanamaz. İnsan eliyle hızlanan iklim değişikliği, doğanın dengesini bozdu. Bilinçsiz su kullanımı, betonlaşan şehirler, yok edilen ormanlar... Tüm bunlar, yeryüzünün döngüsünü alt üst etti. Yağmurlar ya hiç yağmıyor ya da bir felaket gibi yağıp geçiyor. Ne toprağa faydası var ne insana…

Türkiye, yarı kurak bir iklim kuşağında yer alıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, 2024 yılında ülke genelinde yağışlar uzun yıllar ortalamasının çok altında kaldı. Baraj doluluk oranları alarm veriyor. Tarım alanlarında ciddi verim kayıpları yaşanıyor. Peki ya sonuç? Artan gıda fiyatları, ithalata bağımlılık ve ufukta beliren kıtlık tehlikesi.

Birleşmiş Milletlere göre 2050 yılına kadar dünya nüfusunun %40’ı su kıtlığı çeken bölgelerde yaşayacak. Aynı tarihte dünya genelinde gıda talebinin %60 artması bekleniyor. Bu denklemi çözmek zor değil: Su yoksa tarım da yok, tarım yoksa gıda yok.

Ancak her kriz, bir uyarıdır aynı zamanda. Hala geç değil. Suyu bilinçli kullanmak, israfı azaltmak, tarımda sürdürülebilir yöntemlere geçmek elimizde. Kıtlık; sadece açlık değil, aynı zamanda adaletsizliktir. En savunmasız olanları ilk vuran, en çok yoksulları ezen bir felakettir.

Kimi zaman bir damla su, bir tabak yemek dünyayı değiştirir. Belki bütün dünyayı değil ama bir çocuğun, bir köylünün, bir toprağın kaderini… Şimdi o kader bizim elimizde.

Paylaş:
İlmia Süleyman Kılıç

İlgili Haberler

Yorumlar

Yorum Yaz